34.SAYI ÖZETLERİ
(ABSTRACTS
OF 34th ISSUE)
Türkiye’de Yerel Yönetimlerde “İl Çevre Düzeni Planı”Nın Yapılması, Kabulü Ve Uygulaması
Çalışma Hayatında -Yeni- Bir Sorun: Psikolojik Taciz (Bullying)
ÖLÜME HAYAT VERME SANATI: Tuhfe-i Hattâtîn’de Ebcedle Vefat Bildiren İfadeler
Nurettin Topçu Düşüncesinde Sanatın Toplumsal Ve Felsefi Temelleri
İslam’in Barışçıl Niteliği Ve Batı’nın Onu Şiddet Ve Terörle Özdeşleştirme Algısı
Kurân’da İç Aydınlığı Ve Psikolojik Dinginlik
DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMLARIN EKONOMİK BÜYÜME ÜZERİNE ETKİSİ: GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER İÇİN BİR PANEL VERİ ANALİZİ
![]()
Ümit GÜNER
Mustafa YILMAZ
Doğrudan yabancı yatırımların (DYY) ev sahibi ülkelerin ekonomik büyümelerine etkisi bugüne kadar tartışılagelmiş bir konudur Literatürde bu konuda ortak bir görüş yoktur ancak çalışmaların bir çoğu pozitif etkisinin olduğu sonucuna ulaşmıştır. Bu çalışma gelişmekte olan ülkelerde doğrudan yabancı yatırımların economic büyümeye etkilerini104 ülke için yapılan panel veri analizi ile test etmektedir. 1993-2004 dönemi için yapılan uygulamaya göre doğrudan yabancı yatırımların ekonomik büyümeye olumlu etkisi söz konusudur.
Anahtar Kelimeler: DYY, Ekonomik Büyüme, Gelişmekte Olan Ülkeler.
Abstract
It was argued in the past and still continues today what is the real im-pact of Foreign Direct Investment (FDI) on economic growth of host coun-tries. There is no agreement about this issue in the literature but most of stud-ies lead to a conclusion of its positive effect. This paper examines the effect of FDI on economic growth in developing countries by using the panel data analysis for 104 countries. According to empirical analysis for the period 1993-2004 FDI have a positive effect on economic growth.Keywords: FDI, Economic Growth, Developing Countries.
TÜRKIYE’DEKI AKADEMISYENLERIN TÜKENMIŞLIK SEVIYELERI ILE DEMOĞRAFIK ÖZELLIKLERI ARASINDAKI ILIŞKININ
INCELENMESI
![]()
Melek EKER
Adem ANBAR
Lale KARABIYIK
Bu çalışmanın amacı, Türk akademisyenlerin tükenmişlik düzeylerini ölçmek ve tükenmişlik düzeyi ile demografik özellikler arasındaki ilişkileri araştırmaktır. Veriler, 78 kamu ve vakıf üniversitesinde muhasebe finansman anabilim dalında görev yapan 160 akademisyenden, demografik veri formu ve Maslach Tükenmişlik Envanteri kullanılarak toplanmıştır. Çalışmada, genel tükenmişlik ve tükenmişlik alt boyutlarının skorları beklenenden düşük çıkmıştır. Medeni duruma, yaşa, kuruma (kamu üniversitesi - özel üniversitesi) ve çocuk sayısına göre, akademisyenlerin duygusal tükenme, kişisel başarı ve duyarsızlaşma düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Cinsiyete göre, duygusal tükenme ve kişisel başarı arasında anlamlı bir farklılık bulunmazken, kadın akademisyenlerin duyarsızlaşma düzeyleri, erkek akademisyenlerden daha yüksek çıkmıştır. Akademik unvana göre, akademisyenlerin duyarsızlaşma düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamasına karşın, duygusal tükenme ve kişisel başarı düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Meslekteki ve kurumdaki hizmet süresine göre, duyarsızlaşma düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmazken, duygusal tükenme ve kişisel başarı düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Çoklu regresyon analizi sonuçları, demografik değişkenlerin, tükenmişliğin her bir boyutu üzerindeki etkisinin önemli olmadığını göstermiştir. Sadece, duygusal tükenmedeki toplam değişimin %9’u, duyarsızlaşmadaki toplam değişimin %11’i ve kişisel başarıdaki değişimin %9’u demografik değişkenler tarafından açıklanabilmektedir. Sonuç olarak, araştırma bulguları, akademisyenlerin tükenmişlik düzeylerinin çok yüksek olmadığını ve demografik özelliklerin, akademisyenlerin tükenmişlik düzeyleri üzerinde çok önemli bir etkiye sahip olmadığını ortaya çıkarmıştır.
Anahtar Kelimeler: Tükenmişlik, demoğrafik özellikler ve akademisyenler.
Abstract
THE RELATIONSHIP BETWEEN DEMOGRAPHIC CHARACTERISTICS AND BURNOUT AMONG ACADEMICIANS IN TURKEY
The aim of this study is to measure the levels of burnuot among Turkish academicians and to investigate the relationship between the levels of burnout and demographics characteristics. The data were obtained by using sociodemographic data form and the Maslach Burnout Inventory from 160 academicians that have been working in accounting and finance sub-departments in 78 public and private universities. In this study, general burnout scores and subscales of burnout scores were lower than our expectations. There was no significant difference in emotional exhaustion, depersonalization and personal accomplishment according to marital status, age, institution (public university - private university) and number of children. According to gender, there was no significant difference in emotional exhaustion and personal accomplishment, but depersonalization scores of the woman academicians were higher than men. According to the academic title, while there was no significant difference in depersonalization, there was a meaningful difference in emotional exhaustion and personal accomplishment. According to the years in the occupation and years in the university, while there was not a significant difference in depersonalization, there was a meaningful difference in emotional exhaustion and personal accomplishment. The multiple regression results showed that the influence of demographic variables on each of the burnout subscales was not so significant. Only 9%, 11% and 9% of the total variance of emotional exhaustion, depersonalization and personal accomplishment could be explained by demographic variables. In conclusion, the findings of this study revealed that burnout scores of academicians were not very high and demographic characterisrics were not very influential factors affecting burnout of academicians.Key Words: Burnout, demographic characteristics and academicians.
Anahtar Kelimeler: Çevre Düzeni Planı, İl Çevre Düzeni Planı, İl Çevre Düzeni Planları’nda Yerel Yönetim Birimlerinin Yetkileri, Avrupa Birliği Ülkelerinde Planlama Sistemleri.
ÇOK KATMANLI PAZARLAMA SİSTEMİNDE BİRİNCİL
TOPLUMSAL İLİŞKİLERİN TİCARİLEŞMESİ VE SONUÇLARI: HERBALİFE ÖRNEĞİ
THE COMMERCİALİZATİON OF PRİMARY SOCİAL RELATİONS İN MULTİ-LEVEL MARKETİNG SYSTEM AND THE RESULTS: HERBALİFE EXAMPLE
![]()
Necmettin Özerkmen
Erdinç Tekbaş
Bu makalede, genel olarak, Çok Katmanlı Pazarlama (Multi Level Marketing-MLM) sisteminin yakın (birincil) toplumsal ilişkileri ticarileştirmesinin toplumsal yapılar üzerine etkileri sorgulanmıştır. Ayrıca, insanların sıcak, samimi ve güvene dayalı ilişkiler yerine; sadece ticari ilişkilere muhatap olmaları sonunda kendilerini nasıl hissettikleri ve bu ilişkinin geçmişten gelen kültürel değerlere, ahlaki ilkelere, inançlara ve mevcut geleneklere uygun düşüp düşmediği bakımından sorgulaması yapılmıştır.
Bu makale beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, MLM sistemi ve bu sistemin eleştiri gören tarafları hakkında bilgi verilmiştir.
İkinci bölümde, MLM sisteminin kutsal-seküler arasındaki çizgide yer alan niteliğine işaret edilmiş ve üçüncü bölümde, sistemin başarılı olmasında gelenek-modernlik, din-kapitalizm, maddiyat-maneviyat bütünleşmesini gerçekleştirdiğini telkin etmesinin etkisi incelenmiştir.
Dördüncü bölümde, problem durumu ve araştırma amacına uygun olarak, öncelikle Herbalife şirketinin çeşitli yazılı dokümanları incelenmiş ve farklı mesleki konumlarda olan, Ankara ilinde ikamet eden ve Herbalife sisteminde çalışan/çalışmış 6 kişi ile yarı-yapılandırılmış görüşme yapılarak, araştırmaya yönelik ipuçları yakalamaya çalışılmıştır.
Son bölümde konuya ilişkin değerlendirmelerimize yer verilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Çok Katmanlı Pazarlama Sistemi, Birincil Toplumsal İlişkiler, Değerler.
Abstract
In this paper; generally, effects of the commercialization of primary (close) social relations by Multi Level Marketing (MLM) system to social structures have been examined. Also, how people feel when they are exposed only to commercial relations instead of warm, sincere and trust-based relations and whether this kind of relationship suits to cultural values, ethical principles, beliefs and existing traditions, have been analyzed.
This paper consists of five chapters. In the first chapter, information about MLM System and the criticized sites of the system has been given.
In the second chapter, MLM system’s characteristic which is in the frontier between sacred and secular has been pointed out and in the third chapter, it is examined that how the claim performing the integration of tradition-modernity, religion-capitalism, materialism-spiritualism effects MLM system’s success.
In the fourth chapter, an application has been made in accord with the research problem and intention, firstly the written documents belonging to Herbalife company have been looked over, then semi-constructed interviews have been made with six different people, who have different professions, who live in Ankara and who work (worked before) in Herbalife marketing system.
In the last chapter, evaluations on paper subject has been given.
Keywords: Multi Level Marketing System, Primary Social Relations, Values, Alienation
ÇALIŞMA HAYATINDA -YENİ- BİR SORUN: PSİKOLOJİK TACİZ (BULLYING) ![]()
Selver YILDIZ
İşyerinde psikolojik taciz sorunu dünyada ve ülkemizde giderek daha fazla konuşulmaya başlanan bir konu haline gelmtedir. Bu çalışmanın amacı da işyerinde psikolojik taciz davranışlarının görülme sıklığını tespit etmek ve çalışanlar üzerindeki etkilerini incelemektir. Ayrıca kurbanların sorunla başedebilmek için ne tür yöntemler kullandıklarını tespit etmek amaçlanmış-tır.
Bu çalışmada, çalışanların iş yaşamında karşılaştıkları, alay edilme, hakkında asılsız söylenti çıkarma, nedensiz bir öfkeye maruz kalma, sürekli eleştirilme, dışlanma, aşırı iş yükü altında bırakma gibi çalışanın psikolojik ve fiziksel sağlığını doğrudan tehdit eden, dolayısıyla, iş huzurunu, ve memnuni-yetini ortadan kaldırarak iş veriminin düşmesine neden olan, iş yerinde “psi-kolojik taciz- bullying ” sorununa dikkat çekilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Zorbalık (Bullying), İşyeri, Psikolojik Taciz, Özel Sektör.
TÜRKÇE YER ADLARI: GÜNLÜKBAŞI
![]()
Mustafa UĞURLU
Yer adı araştırmaları, tarih ve kültür tarihi konularının aydınlatılması bakımından çok önemlidir. Bu çalışmada yerleşim yeri adı Günlükbaşı’nın kökeni üzerinde durulmuştur. Günlükbaşı kelimesinin kökeninde, isim tamlaması oluşturmuş iki kelime vardır: günlük + başı. Birinci günlük kelimesinin, kü- “yanmak” fiil köküne -n (fiilden isim yapma) ekinin; buna -lük (isimden isim yapma) ekinin getirilmesiyle oluştuğu anlaşılmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Yer adı, Etimoloji, Türkiye Türkçesi
Abstract
Turkish toponyms: Günlükbaşı
The study of toponymy is very important in understanding and illuminating the problems of history and cultural history. The main focus of this article is the etymologies of two Turkish toponyms Günlükbaşı. The word Günlükbaşı is composed of two words günlük + başı making it a possessive construction. The first word has the verbal root of kü- (which means to burn) together with -n deverbal noun suffix and -lük denominative noun suffix.
Keywords: Toponymy, etymology, Turkish
ÖLÜME HAYAT VERME SANATI: Tuhfe-i Hattâtîn’de Ebcedle Vefat Bildiren İfadeler ![]()
Aziz DOĞANAY
Bu araştırmada, Müstakimzâde Süleyman Sâdeddin Efendi’nin Tuhfe-i Hattâtîn adlı biyografi çalışmasında geçen, vefatla ilgili ifadeler tahlil edilecektir. Yaklaşık 2200 Türk, Fars ve Arap hattatın tanıtıldığı kitapta bahsi geçen kişilerin hayattaki mizacına, şöhretine, vefat şekline veya zamanına işaret edecek şekilde birbirinden farklı vefat bildiren ifadeler kullanılmıştır. Bazen bu ifadelerde vefat tarihi ebcet hesabıyla söylenmiştir. Bu yapılırken kişi hakkında “öldü” denmemeye özen gösterilmiştir. Makalede bu ifadelerin gerisinde yatan sebep ve saikler, seçilen örneklerle izah edilmeye çalışılmıştır.
Anahtar kelimeler: Ölüm, Hattat, Ebcet, Müstakimzade, Tuhfe-i hattatin.
Abstract
THE ART OF GIVING LIFE TO DEATH: The expressions which indicates death by enumeration in Tuhfa-i Khattateen
This article analyses the expressions that indicates death in Tuhfa-i Hattateen, the bibliographic work by Mustakimzade Suleiman Sadeddeen Efendi. The book introduces approximately 2200 Turkish, Persian and Arab calligraphers and gives their death with different impressions that changes according to their temperament, fame, and the way or date of death. Sometimes the date of death is explained by enumeration in these expressions; and the use of the words “he/she died” is carefully avoided. Throughout the article, we examined the reasons and the motives behind these expressions with selected examples.
Keywords: Death, Calligrapher, Enumeration, Obituary, Mustakimzade, Tuhfa-i khattateen
NURETTİN TOPÇU DÜŞÜNCESİNDE SANATIN TOPLUMSAL VE FELSEFİ TEMELLERİ
![]()
Kenan ÇAĞAN
Türk düşüncesinin en özgün isimlerinden biri olan Nurettin Topçu, uzlaşmaz düşünsel yaklaşımları sentezleme gayretiyle ön plana çıkar. Nihayetinde ‘Anadolu sentezi” olarak adlandırdığı milli/İslami düşüncesiyle, Türk toplumunun temel sorunlarına çözüm arayışındadır. Nurettin Topçu düşüncesinin iddialı tarafı, onun bütünü görme gayretiyle perçinlenir. Bu nedenledir ki, Topçu son derece gerçek toplumsal meselelerden, karmaşık felsefi ve dini konulara da el atmıştır. Bu geniş yelpazede sanat da onun temel ilgi alanlarından birini oluşturmuştur. Sanatı toplumsal ve felsefi temelleriyle inceleyen Nurettin Topçu, sanatı kendi felsefi ve dini anlayışı içerisinde hem kültürle hem de hakikatle ilişkilendirmiştir. Nurettin Topçu’ya göre sanat, insanın hakikat arayışında özgürleştirici bir araçtır.
Anahtar Kelimeler: Anadolu Sentezi, Hareket Felsefesi, Sanat, Hakikat, Özgürlük.
Abstract
THE SOCIAL AND PHILOSOPICAL ROOTS OF ART IN NURETTİN TOPÇU’S THOUGHT
Nurettin Topçu is one of the unique thinkers in Turkey in his eclectic attempt to mediate among those with an uncompromising approach. He is in search for solutions of main problems in Turkish society through the National/Islamic approach named as the “Anatolian synthesis”. The basic thesis in his works is an attempt to see the whole. For this reason, Topçu deals with many problems ranging from concrete social problems to philosophical and religious ones. Nurettin Topçu, also dealt with art examining its social and philosophical roots, and related art to both culture and truth in his own philosophical religious understanding. According to him, art is a liberating means for man in the search for truth.
Keywords: Anatolian synthesis, action, art, truth, freedom
ISLAM’IN BARIŞÇIL NITELIĞI VE BATI’NIN ONU ŞIDDET VE TERÖRLE ÖZDEŞLEŞTIRME ALGISI
![]()
Mehmet KUBAT
İlahî dinler, özleri itibariyle iyilik, güzellik ve sevgiyi hâkim kılmayı hedefledikleri ve de hoşgörü esasına dayandıkları için şiddet ve teröre dayalı eylemleri onaylamazlar. Barış, huzur ve esenlik anlamına gelen; sevgiyi, hoşgörüyü ve insanların özgür iradelerine saygıyı ön plana çıkaran İslâm Dini de her tür şiddet, baskı ve zorlamayı yasaklamıştır. İslâm coğrafyasında terör örgütlerinin varlık ve faaliyetlerinden yola çıkılarak, İslâm’ın şiddet ve terör üreten bir din olarak itham edilmesi; terör veya intihar eylemlerine katılanların da Müslüman kimliğinin ölçü alınarak, yapılan eylemlerin “İslâmcı terör” olarak nitelendirilmesi; bu bağlamda bilinçli bir biçimde şiddetin İslâmî öğretiyle ilişkilendirmeye çalışılması gerçekleri yansıtmaktan uzaktır. Son dönemlerde kimi zaman modern değerlere baş kaldırmak, kimi zaman da ses duyurmak amacıyla gerçekleştirilen şiddet ve terör eylemleri İslâm’a göre suçtur. Bazı âyet ve hadislerin şiddete ilişkin argümanlarda referans olarak kullanılması, hiçbir şekilde şiddete dayalı eylemlerin İslâmî anlamda onaylandığına ya da meşruiyetine delil olamaz. Gerçekte terör ve şiddete dayalı eylemlerin bir kısmı, dini yanlış anlama ve yorumlamaktan, yani bilgisizlikten ve sağlıklı dinî bilgilerden yoksun olmaktan; bir kısmı da sosyal, siyasal ve çevresel faktörlerden kaynaklanmaktadır.
Anahtar sözcükler: İslâm, Hz. Peygamber, Cihâd, Şiddet, Dinsel Terör.
Abstract
ISLAM AND VIOLENCE
Since their very essence is based on tolerance and since all they try hard to spread happiness, kindness, beauty and love among mankind no religion of Semitic origin gives any hint of approval to violence on any ground. This is very much so for Islam which strongly condemn and forbidden violence, oppression and forceful action of any kind. In fact, the very meaning of the word, Islam, stands for peace for all, therefore accusing Islam of being a religion of terror by merely looking at allegedly Islamic identity of some terrorists and suicide bombers and calling their actions as an act of “Islamic terror” is not simply untrue. It is, in fact, a conscious act of image distortion. Violence and terrorism recently rising in Muslim lands are acts of crime and sin condemned by Islam regardless of their reasons and claims. Arguments derived from some verses and hadiths can never be interpreted in support of such actions. Such actions are very much related to the abuse of Islam by narrow-minded people for their social and political ends.
KeyWords: İslam, Prophet Mohammed, Jihad, Violence, Religious Terror.
KURÂN’DA İÇ AYDINLIĞI VE PSİKOLOJİK DİNGİNLİK
![]()
Hayati AYDIN
Kur’ân içinde bir nur taşımakta ve içerdiği ilkelerle insanların yollarını aydınlatmaktadır. İnsan bu semavî kitabı gönderen Allah’a iman edip Kur’ân’a göre davrandığında insanın iç dünyasında hakikati idrak etmeye dair iç algısını keskinleştiren bir nur doğmakta ve bu nur ruhsal dinginlik ve iç huzuru sağlamaktadır. İyi işler, erdemli davranışlarda bulundukça da bu nur artmaktadır. Aksi davranıp Allah’a iman etmeyen, kitabına göre davranmayan inançsızların, özellikle de münafıkların içsel dünyasında ise inançsızlıkları içsel karanlık ve streslerine neden olmakta, onları bunalımlardan bunalımlara sürüklemektedir.
Anahtar Kelimeler: İman, İçsel aydınlık, Dinginlik, Huzur.
Abstract
INNER ENLIGHTENMENT IN THE QUR’AN AND TRANQUILLITY”
The Qur’ân wishes to enlighten the way for people through its principles. It is the aim of this paper to search for these Qur’ânic principles. It is argued that once the outlook projected by the Qur’ân is captured a light is cast on the inner perceptive faculties of the person who follows that path. It is that light which the Qur’ân wishes to impart to humanity that is called at the same time “faith”. The person who has faith in God and lives according to the Qur’ânic principles his/her perception, interior states and mind are enlightened. By doing good deeds this enlightenment increases and s/he captures higher states of existence which gives tranquility and serenity. The unbeliever on the other hand who acts against and does not believe in God, does not live according to the Qur’ân. In this way the Qur’ân says that the unbeliever’s interior world is left with obscurity and stress of these people, drags them from crises to crises, from depression to depression. This paper tries to examine how the Qur’ân develops its perspective in order to guide human life.
Keywords: Faith, inner enlightenment, tranquility, serenity
"Makalelerin tamamını +90 216 461 19 83 ya da
info@academical.org
adresinden temin edebilirsiniz."
Ana Sayfa || Yeni Sayı || Arşiv || İletişim || Yayın İlkeleri || Abone || Linkler || Siteye Kayıt || Önerileriniz || Sıkça Sorulan Sorular? || Site Haritası || E-posta || Akademik Araştırmalar Merkezi || English