TÜRKİYE İLE YENİ TÜRK CUMHURİYETLERİ ARASINDAKİ EKONOMİK ENTEGRASYONUN OLABİLİRLİK ETÜDÜ Devamı
4. Türkiye ile YTC Arasında Muhtemel Ekonomik Entegrasyonun “Entegrasyonların Başarı Kriterleri” Çerçevesinde Değerlendirilmesi
Entegrasyon içinde yer alacak ülke ekonomilerinin kalkınma düzeyleri, üretim yapıları ve faktör donatımları, altyapı imkanları, gümrük tarifeleri, ekonomilerin tamamlayıcı-rekabetçi olma durumu, entegrasyon bölgesinin alanı, nüfusu ve ülkelerin coğrafî ve kültürel yakınlık dereceleri entegrasyonun başarısı üzerinde etkili olur (Güngör, 1999, s.177).
4.1. Gelişmişlik Düzeyi
Entegrasyona üye ülkeler entegrasyonun başarılı olabilmesi için gelişme düzeyi itibarıyla birbirine yakın olmalıdır. Bunun için en iyi göstergeler GSYİH, GSMH, ve KBG gibi göstergelerdir. Bazı ülkeler çok geri kalmış, diğerleri ise nispeten ileri bir kalkınma düzeyinde bulunuyorlarsa entegrasyonun başarılı olabilmesi için kendisini zorlaması gerekir (Ertürk, 1993, s.83).
TEİT’na üye ülkeler gelişme düzeyleri itibarıyla oldukça önemli farklılıklar arz etmektedir. 1996 yılı verilerine göre, Türkiye 104.745 milyon Dolar değerinde GSYİH’ya sahip iken Azerbaycan 3.531 milyon Dolar, Kazakistan 19.507 milyon Dolar, Kırgızistan 3.208 milyon Dolar, Özbekistan 21.935 milyon Dolar, Türkmenistan ise 3.980 milyon Dolar değerinde GSYİH’ya sahiptir.
1995 yılı itibarıyla ,Türkiye 164.789 milyon Dolar’lık bir GSMH değerine sahip iken, Azerbaycan 3.475 milyon Dolar, Kazakistan 21.413 milyon Dolar, Kırgızistan 3.038 milyon Dolar, Özbekistan 21.500 milyon Dolar ve Türkmenistan 3.917 milyon Dolar’lık bir GSMH değerine sahiptir.
KBG değerleri incelendiğinde, bu farklılık daha net görülmektedir. 1995 yılı verilerine göre, Türkiye 2.780 Dolar’lık kişi başına gelir düzeyine sahipken, Azerbaycan 480 Dolar, Kazakistan 1.330 Dolar, Kırgızistan 700 Dolar, Özbekistan 970 Dolar, Türkmenistan ise 920 Dolar’lık gelir düzeyine sahiptir.
Türkiye ile YTC arasındaki ekonomik entegrasyon az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki bir entegrasyon türüne örnek teşkil eder. Bu nedenle, sermaye kıt, emek ise bol faktördür. Yani sermaye pahalı, emek ucuzdur. Bu durumda, üretim miktarını belirleyecek olan kıt faktör sermaye faktörüdür. Sermaye faktörü yetersizliği entegrasyon bölgesinde ortaya çıkabilecek olan üretim etkisi potansiyelinin yeterli düzeyde ortaya çıkmamasına neden olacaktır (Güngör, 1999, s.179).
4.2. Altyapı İmkanları
Kaynakların daha etkin kullanımının sağlanması büyük ölçüde altyapı imkanlarına bağlıdır. Türkiye ile YTC arasındaki ekonomik entegrasyonun kısa dönemdeki üretim etkilerini olumsuz yönde etkileyecek en önemli faktörler ulaşım ve haberleşme alanlarındaki yetersiz altyapıdır.
Türkiye haberleşme alt yapısı olarak dünya standartlarında bir yere sahipken, YTC için aynı şeyleri söylemek mümkün değildir. Haberleşme sisteminin bölgede yetersiz olması ekonomik faaliyetlerde işlemlerin uzamasına neden olacak ve üretim etkilerinin ortaya çıkışını olumsuz yönde etkileyecektir (Güngör, 1999, s.180).
YTC’nin ekonomik açıdan en önemli problemlerinin başında petrol ve doğal gazın taşınması konusunda Rusya’ya olan bağımlılığının aşılması yer almaktadır. Kendi toprakları içindeki enerji taşıyıcılarının üretimi giderek azalan Rusya’nın Orta Asya Bölgesi’ne olan ilgisi özellikle bu alanda yoğunlaşmaktadır. YTC’nin sahip olduğu petrol ve doğal gaz Rusya üzerinden uluslararası pazarlara taşınmaktadır. Bu nedenle söz konusu ülkeler ekonomik kalkınmalarının lokomotifi olan Rusya’ya bağımlı olmadan aktarması gerekmektedir. Yapının devam etmesi bu ülkelerin ekonomik bağımsızlıklarını kazanmalarını engellemektedir (Gumpel, 1998, s.25). Rusya’nın taşınacak üretim üzerinde sınırlamalar getirmesi yada hatlarının tamamını kapatması başta Kazakistan olmak üzere bölge ekonomilerini olumsuz yönde etkilemektedir (Roberts, 1996, s.30). Azerbaycan, Türkmenistan ve Kazakistan petrol ve doğal gazın batıya ulaşımını sağlamak için yeni ve Rusya ile bağlantısı olmayan bir boru hattı inşa etmek için çalışmaktadır. Bunun için 18.11.1999 tarihinde Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Gürcistan ve Türkiye arasında Bakü-Ceyhan boru hattı anlaşması imzalanmıştır. Boru hattının Türkiye’den geçmesi, petrol aktarımı konusunda Rusya’nın monopolünü kırması nedeniyle Amerika yanında diğer batı ülkeleri tarafından da destek görmüştür (www.hürriyet.com.tr, 19.11.1999; The Economist, 17.04.1999 ). Bu desteğin esas nedeni, boru hattının Türkiye’den geçmesinin politik olarak Avrupa’nın zayıflığını azaltacağı yönündeki genel kanı olarak görülmektedir (Naumkin, 1998, s.5).
4.3. Bölgesel Yatırım Politikası
Türkiye’nin 1997 itibarıyla, YTC’nde gerçekleştirmiş olduğu yatırımlar incelendiğinde, yatırımlara sebep olan kriterlerin daha çok karşılaştırmalı üstünlükler çerçevesinde olduğu görülmektedir. Enerji yatırımları başta olmak üzere deri, tekstil ve konfeksiyon üretimi, ticari ve danışmanlık hizmetleri bunların en önemlileridir (Güngör, 1999, s.182).
Bölgesel yatırım politikası çerçevesinde, Entegrasyon çerçevesinde, Türkiye’de üretimi artması muhtemel mal türleri arasında yer alacak olanlardan bazıları şunlardır; organik kimyasal maddeler ve bileşikleri, gıda ürünleri, çinko ve çinkodan yapılmış eşyalar, alüminyum malzemeler, motorlu kara taşıtları ve yedek parçaları, plastik ve plastikten yapılmış ürünler, saat, buzdolabı, televizyon, çamaşır makinesi, hayvansal ve bitkisel yağlar, temizlik ürünleri, kozmetik ürünleri, mobilyalar, cam ve seramik eşyalar, temizlik malzemeleri, ilaçlar, eczacılık ürünleri, meyveler, balık, şeker ve şekerden yapılmış ürünler (Güngör, 1999, s.182).
YTC’nde üretim artışı sağlanabilecek muhtemel ürünler ise şunlardır; pamuk, kağıt, mineral yakıtlar, gübreler, tekstil ve deri ürünleri, ağır sanayi ürünleri, makine ve teçhizatlar, orman ürünleri, karton, kimyasal maddeler, yağlar, tuz, kükürt, kireç ve çimento (Güngör, 1999, s.183).
Karşılaştırmalı üstünlüklere göre oluşturulacak bölgesel yatırım politikası entegrasyonla birlikte daha yüksek hacimde üretim söz konusu olacaktır. Böylece, boyutları dünya standartların ölçüsünde belirlenen ölçek ekonomilerinin ortaya çıkması mümkün olabilecektir.
4.4. Gümrük Tarifeleri
Türkiye ile YTC arasındaki ticaretin daha çok tarifelere bağlı olduğu görülmektedir. Bu nedenle, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile olan Gümrük Birliği anlaşmasının bu ilişkilerde belirleyici bir rol oynayacağı aşikardır. Anlaşma, Birliğe üye ülkeler arasındaki ticarette uygulanan tarife oranlarını tamamen kaldırmak, üçüncü ülkelere ise ortak bir tarife oranı uygulamak çerçevesinde oluşturulmuştur. Ortak Gümrük Tarifesi, WTO çok taraflı Ticaret Müzakereleri çerçevesinde indirilmekte olup, son olarak Uruguay Round müzakerelerinde Avrupa Birliği taahhütlerine bağlı olarak 01.01.2001 tarihi itibarıyla %3,5 seviyesine düşürülmesi kararlaştırılmıştır (DTM, 1996, s.4-7).
Tarife oranlarına ulaşılamayan Kırgızistan dışında, genel itibarıyla ele alındığında Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan ve Türkmenistan’ın Türkiye’den yaptıkları ithalatta uyguladıkları tarife oranı, ölçü birimleri üzerinden alınan vergi oranı dışında, ortalama %23 seviyesindedir. Bazı maddeler vergiden muaf tutulmaktadır (Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan Ticaret Müşavirlikleri, 1998). Türkiye’nin bu ülkelere uyguladığı tarife oranı ise, I ve II No’lu Fasıllar itibarıyla ortalama %20,5 civarındadır (T.C. Resmi Gazete, 1998).
Türkiye’nin Avrupa Birliği ile olan Gümrük Birliği Anlaşması başka bir entegrasyon bölgesi ile tarife oranlarının tamamen kaldırılacağı ve birliğin ortak gümrük tarifesinin altında bir tarife oranının uygulanacağı benzer bir işbirliğine gitme hareketini engellemektedir. Ancak daha önce de ifade edildiği gibi Avrupa Birliği’ne üye ülkelerin Ortak Gümrük Tarifesi %3,5 olarak belirlenmiştir. Bu durumda, gümrük vergi oranlarının karşılıklı olarak Ortak Gümrük Tarifesi oranına yakın seviyelere düşürülmesi entegrasyon hareketinden sağlanacak çıkarları artıracaktır. Yani, ticaret yaratıcı etki tarife oranlarında sağlanacak indirim ölçüsünde artacaktır (Güngör, 1999, s.185).
4.5. Ekonomilerin Tamamlayıcılık-Rekabetçilik Durumu
Entegrasyonu oluşturan ekonomiler büyük ölçüde benzer ve maliyet itibarıyla birbirine yakın çalışma düzeylerinde iseler bu durumda ürünler arasında ikame söz konusu olacağından ticaret yaratma etkisi daha büyük olacaktır. Fakat malın en düşük maliyette üretildiği ülkenin entegrasyon alanı dışında kalması ticarette sapmaya neden olacaktır. Birbirinden farklı mallar üreten veya maliyetleri arasındaki farkı büyük olan tamamlayıcı özellikteki ekonomiler arasında oluşturulacak entegrasyonda kaynakların yeniden dağılımı söz konusu olmayacağından beklenen fayda sağlanamayacaktır. Geleneksel rekabetçi-tamamlayıcı görüşün aksine, tamamlayıcı ekonomilerin kurduğu bir gümrük birliğinin, rakip ekonomilerin kurduğu bir gümrük birliğine göre ticaret yaratma bakımından daha fazla kazanç sağlar diyen iktisatçılar da vardır. Çünkü bölge içinde ticaretin genişlemesi üyelerin üretimlerini esas olarak etkilemeyecektir (Ertürk, 1993, s.88).
Türkiye ile YTC arasındaki ekonomik entegrasyonun tamamlayıcılık özellikleri ön planda olacaktır. Geleneksel-rekabetçi görüş çerçevesinde yorumlandığında, böylesi bir yapı kaynakların yeniden dağılmasına imkan tanımaması nedeniyle istenilen yararı sağlayamayacaktır (Güngör, 1999, s.185).
4.6. Entegrasyon Alanı, Nüfusu, Coğrafi ve Kültürel Yakınlık
Ekonomik entegrasyona katılan ülke sayısının fazla ve gerçekleşeceği coğrafi alanın geniş olması, ticaretin yönünü etkilemesi nedeniyle üretim etkilerinin ortaya çıkmasını sağlar ve entegrasyonun başarısı üzerinde etkili olur (Anderson, 1995, s.81).
Türkiye ile YTC ekonomik entegrasyon bölgesinin alanı 4.753 bin kilometrekaredir (Özey, 1997, s.45, 61, 165, 201; Uludağ, 1992, s.281). Toplam nüfusu ise, 1995-2000 dönemi tahminleri itibarıyla, yaklaşık 121 milyondur (www.odci.gov.com, 10.09.1999).
Entegrasyonu oluşturacak ülkelerin coğrafi olarak birbirine yakınlığı taşıma maliyetlerini düşürmesi nedeniyle üretim üzerinde etkili olur. Böylece, entegrasyonun başarısını etkiler. Katılımcı ülkelerin coğrafi olarak birbirine yakın olması ekonomik entegrasyonun başarısını olumlu yönde etkileyebilecek niteliktedir. Ancak sorun, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan arasında var olan ortak sınırların, Türkiye ile bu grup ülkeler arasında olmamasıdır.
Entegrasyon bölgesinin kültürel olarak birbirine olan yakınlığı entegrasyonun ticaret yaratma etkisi üzerinde olumlu etkiler yapar. Bölge üyelerinin din, dil, tarih ve kültürel alanlardaki ortak yanları, zevk ve tercih yapılarının benzerliklerini de beraberinde getirmektedir. İfade edilen benzerlikler nedeniyle talebin aynı mallara yönelmesi, ilgili alanlarda üretim yapan tesisler arasındaki rekabetin artmasına neden olacak ve üretim maliyetlerinin düşmesine neden olabilecektir. Bu da, bölge ülkelerinin reel gelirlerini olumlu yönde etkileyebilecektir (Güngör, 1999, s.186).
5. Sonuç ve Öneriler
Türkiye ile YTC arasındaki ekonomik entegrasyonun üye ülkeler üzerindeki muhtemel etkileri şöyle ifade edilebilir:
a) Entegrasyona üye ülkeler arasında gelişmişlik seviyesi bakımından oldukça önemli farklılıklar vardır. Özellikle, Türkiye ile Azerbaycan, Kırgızistan ve Türkmenistan ekonomileri arasındaki önemli boyutlardaki farklılıklar, entegrasyonun ticaret yaratıcı etkisinin bütün ekonomiler olarak ortaya çıkışını engelleyebilecek ve başarısını zora sokabilecek durumdadır. Gelişmişlik seviyelerinin farklı olması yatırımları aynı bölgelerde yoğunlaştıracağından, kaynakların belli kutuplarda toplanmasına sebep olabilecektir. Refah artışı bazı bölgeleri geliştirirken, diğer bölgeleri ise geriye itecektir. Bu da, aynı bölge içinde ekonomik açıdan düal bir yapının ortaya çıkmasına neden olabilecektir.
Entegrasyon kapsamı içindeki ülkeler faktör donanımı bakımından birbirine benzer özellikler arz etmektedirler. Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ortak özelliği olduğu şekilde, bu ülkelerde sermaye kıt, emek ise bol olan faktördür. Nicelik olarak benzer yapılar olsa da, Türkiye’nin sahip olduğu emek faktörünün piyasa ekonomisini, modern üretim, yönetim ve organizasyon tekniklerini bilmesi, bu ülke işgücünü diğer üye ülke işgüçlerine göre daha avantajlı konuma getirecektir. Bu durumda, Türkiye’de işsizlik azalırken, diğer üye ülkelerde artabilecektir. Makroekonomik dengeleri bozabilecek olan bu özellik ülkelerin entegrasyondan bekledikleri yararları azaltabilecektir. Ancak, burada belirtilmesi gereken nokta, emek faktörünün serbest mobilizasyonu, piyasa ekonomisini yeni tanıyan bu ülke ekonomilerinin işgücü konusundaki açığını kapatacak niteliktedir. Böylece, söz konusu ülkelerin rekabet gücüne potansiyel bir katkı sağlanmış olabilecektir.
b) Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli problemlerinden biri de altyapı yetersizliğidir. Altyapı yatırımlarının en önemlileri ulaştırma ve haberleşme ile ilgili olanlardır. Çünkü bu alanlarda etkinliğin artırılması, kaynakların optimal dağılımı üzerinde etkilere sahiptir. Entegrasyonda, Türkiye dışındaki ülkeler önemli derecede altyapı eksikliği içinde bulunmaktadırlar. Eksikliğin nedeni, altyapı imkanlarının olmamasından ziyade, mevcut altyapıların bakım ve onarım eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Örneğin, yaygın bir demiryolu ağına sahip olmalarına rağmen, lokomotif ve diğer ekipmanların üretimlerinin olmaması yada yetersiz olması, bozulan ve eskiyen parçaların değiştirilememesine neden olmaktadır. Bu da, sistemin bütün olarak etkin bir şekilde işlemesinde aksaklıkların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Karayolu ve demiryolu ulaşımında söz konusu ülkelerin diğer sorunu, Avrupa ile olan bağlantılarının bölge dışı ülkelere bağımlı olmasından kaynaklanmaktadır. Bu sorunun aşılması için yeni ulaşım rotaları üzerinde çalışılması, dış ticarete konu olan ürünlerin etkin bir şekilde aktarılmasında önemli yararlar sağlayacaktır.
YTC’nin ekonomik gelişmelerinin kaynağı olan petrol ve doğal gazın aktarılması konusunda altyapı sorunları vardır. Söz konusu kaynakların dünya pazarlarına aktarılmasında kullanılan boru hattının Rusya topraklarından geçmesi dolayısıyla bu ülkenin aktarma konusunda politik olarak sunî engeller yaratması, daha da önemlisi kota uygulaması, bölgedeki YTC’nin petrol ve doğal gaz ihracatını azaltmakta ve ekonomik kalkınmalarını olumsuz yönde etkilemektedir.
YTC’nin haberleşme altyapısında yaşadığı sorunlar, bu ülkelerin serbest piyasaya geçiş sürecini yavaşlatmaktadır. Piyasa ekonomisinin malların yanında bilgilerin akışını da gerekli kılması, ilgili alanda gerekli yatırımların yapılmasını ivedi hale getirmektedir. Haberleşmenin sistem olarak geriliği yanında, kullanılan cihazların da yetersiz olması bu alandaki sorunları daha da artırmaktadır.
Altyapı konusundaki problemler yabancı sermayenin bölgeye getirilmesini olumsuz yönde etkileyebilecek boyuttadır. Yabancı sermayenin bölgeye çekilememesi, entegrasyon faaliyetinden umulan faydaların bir kısmından yararlanılamaması sonucunu beraberinde getirecektir. Bu da, bölge ekonomileri açısından olumsuz bir durum olarak ortaya çıkacak ve ticaret yaratıcı etkilerin engellenmesi söz konusu olabilecektir.
c) Entegrasyon bölgesinde yapılacak yatırımların bölgesel dağılımı için kriter karşılaştırmalı üstünlüklerdir. Karşılaştırmalı üstünlüklere göre oluşturulacak bölgesel yatırım politikası, kaynakların optimal dağılımı üzerinde olumlu etkiler yaparak ticaret yaratıcı etkilerin ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilecektir. Bu da, entegrasyon bölgesinin bütün olarak kalkınmasına neden olacaktır.
YTC sermaye yetersizliği nedeniyle kendi ülkeleri dışındaki bir ülkede herhangi bir üretim faaliyetine girişememektedirler. Ancak, Türkiye söz konusu ülkelere yönelik bazı yatırımlar yapmış ve yapmaya devam etmektedir. Enerji, deri ve tekstil sektörlerine yönelik olan bu yatırımların karşılaştırmalı üstünlüklere göre yapıldığını söylemek mümkündür.
Entegrasyon bölgesinde yatırımların karşılaştırmalı üstünlüklere uygun olarak yapılması üretim ölçeklerinin artmasına neden olacaktır. Üretim ölçeğinin artmasına bağlı olarak üretimin de artması, ölçek ekonomilerinin sağladığı avantajlarla üretim maliyetlerini düşürecektir. Maliyetlerin azalması da rekabet gücünü artıracağı için ticaret yaratıcı etkilerin ortaya çıkması sağlanacaktır.
d) Gümrük Birliği şeklindeki bir ekonomik entegrasyonda ticaret yaratıcı etkinin ortaya çıkması gümrük tarife oranlarının karşılıklı olarak kaldırılmasıyla sağlanır. Entegrasyon bölgesindeki ticaret yapısı incelendiğinde, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan’ın arasındaki ticaretin daha çok kliring şeklinde yapıldığı görülmektedir. Türkiye ile olan ticarî ilişkilerinde belirleyici olan faktör ise gümrük tarife oranlarıdır. 1998 yılı itibarıyla, Türkiye, I-II Sayılı Liste çerçevesinde, yabancı ülkelere yaklaşık ortalama %20,5 oranında gümrük tarife oranı uygulamaktadır. Kırgızistan dışında, Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan ve Türkmenistan’ın Türkiye’ye karşı uyguladıkları gümrük tarife oranı yaklaşık ortalama %23’tür. Bazı mallar ölçü birimleri üzerinden vergilenirken, diğer bazı mallar vergiden muaf tutulmuştur. Ortalama tarife oranları hesaplanırken bu unsurlar ihmal edilmiştir.
Gümrük Birliği, entegrasyona üye ülkelerin aralarındaki gümrük vergilerini kaldırmayı, üçüncü ülkelere ise ortak gümrük tarife oranı uygulamayı taahhüt eden anlaşmalardır. Türkiye’nin Avrupa Birliği ile olan Gümrük Birliği Anlaşması, başka bir ülke grubu ile yapacağı benzer anlaşmaları engeller niteliktedir. 1996 yılı itibarıyla, Türkiye’nin toplam ihracatı içinde Avrupa Birliği ülkelerinin payının %53,1 olması, bu ülke grubu ile olan anlaşmaların sürdürülmesini gerekli kılmaktadır.
e) Geleneksel rekabetçi-tamamlayıcı görüş, entegrasyon bölgesine üye ülke ekonomilerinin benzer yapıda olması durumunda ticaret yaratıcı etkilerin ortaya çıkacağını ve tamamlayıcı özellikte ekonomilerin oluşturacağı gümrük birliğine göre daha başarılı olunacağını iddia etmektedir. Ancak, tamamlayıcı ekonomilerin oluşturacağı gümrük birliği şeklindeki entegrasyonların daha fazla ticaret yaratıcı etki ortaya çıkaracağını iddia eden görüşler de vardır. Bu görüş, bölge içindeki ticaret artışının üye ülkelerin üretimini etkilemeyeceği anlayışına dayandırılır.
Türkiye ile YTC ekonomilerinde tamamlayıcılık özelliğinin daha baskın olduğu görülmektedir. Geleneksel rekabetçi-tamamlayıcı görüşe göre bu durum, kaynakların yeniden dağılımına imkan vermemesi nedeniyle gerekli ticaret yaratıcı etkiyi ortaya çıkaramayacaktır. Böylece entegrasyondan beklenen refah artışı sağlanamamış olacaktır.
f) Ticaret yaratıcı etkinin ortaya çıkmasını sağlayacak bir diğer etki, entegrasyon bölgesi alanının geniş, nüfusunun fazla ve bölge ülkelerinin coğrafî ve kültürel olarak yakın olmasıdır. Piyasanın genişliği optimum ölçekli tesislerin kurulmasına imkan verdiği ölçüde entegrasyonu olumlu etkileyecektir. Piyasa, sadece nihaî mallar için değil, bunların yapımında girdi olarak kullanılan maddeler ile hizmetlerin de optimum hacimde üretilmesine imkân veren bir genişlikte olmalıdır ki, bu durumda entegrasyon büyüklük etkisinden yararlanabilsin. Ayrıca, piyasanın geniş olması, bütün olarak entegrasyon bölgesinin pazarlık gücünü artırarak ticaret hadlerinin bölge lehine dönüştürülme imkânı sağlayabilecektir.
Gerçekleştirilmesi durumunda, alt bölge entegrasyonlarına örnek olabilecek olan entegrasyon hareketi coğrafî alan olarak oldukça geniş olmasına rağmen, diğer başarılı alt bölge entegrasyonları ile karşılaştırıldığı zaman nüfusunun düşük olduğu görülmektedir. 1995-2000 dönemi tahminine göre, bölge nüfusu, 121 milyon civarında olacaktır. Bu toplamın %50’sinden fazlasını da Türkiye nüfusu oluşturmaktadır.
Coğrafî yakınlık, taşıma maliyetlerini düşürmesi nedeniyle, ticaret yaratıcı etkilerin ortaya çıkmasını sağlar. Entegrasyona üye olması muhtemel ülkeler coğrafî olarak birbirine yakın olmalarına rağmen, Türkiye ile YTC arasında ortak sınırların olmaması önemli zorluklar ortaya çıkarabilecektir. Ayrıca, Türkiye ile diğer üye ülke sınırları arasındaki bölgelerde, İran ve Ermenistan gibi Türkiye ile geleneksel sorunları olan ülkelerin ve sürekli olarak etnik çatışmaların yaşandığı Gürcistan’ın yer alması, durumu daha da zorlaştırabilecektir.
Türkiye, YTC’nin din, dil, tarihî geçmiş ve kökler itibarıyla ortak özelliklere sahip olmaları, söz konusu ülkelerin entegratif harekete gitme eğilimlerini artıran temel güdüdür. İlgili alanlardaki homojenlik derecesinin yüksek olması, bu ülkeleri ekonomik ve siyasî alanlarda doğal olarak birbirine yaklaştırmaktadır. Avrupa Birliği’nin de böylesi bir tabanda gerçekleştirilmiş olması, entegrasyon girişimlerinde bu tür özelliklerin ne kadar önemli olduğunu gösterir niteliktedir.
Bölge ülkelerinin ifade edilen benzer yapıları, ortak bir talep yapısının ortaya çıkmasına neden olabilecektir. Zevk ve tercihlerin aynı alanlarda yer alması ilgili alanlarda rekabeti artıracak ve üretim maliyetlerini düşürebilecektir. Bu da, bölge içindeki tüketicilerin reel gelirleri üzerinde olumlu etkiler yapacak ve refah seviyelerini yükseltebilecektir.
g) Tüketim etkileri, mallar arasındaki ikamenin artması sonucu ortaya çıkar. Bunun için entegrasyona üye ülkelerin reel gelirlerinin artması, bölge dışı mallara olan talebin azalması ve bu talebin yurtiçi mallara kayması gerekir. Entegrasyon durumunda Türkiye’nin diğer üye ülkelerden ithal edeceği mallarda entegrasyon öncesine göre bir değişme olması beklenmezken, bu ülkelerin Türkiye’den yapacağı ithalatta artma söz konusu olabilecektir. Bu da, ticaret yaratıcı etkilerin ortaya çıkması açısından Türkiye’nin lehine bir durumu ifade eder niteliktedir.
h) Entegrasyon bölgesi içinde mallara olan talebin kısa dönemde bölge dışı mallara kayması ihtimali oldukça yüksektir. Ancak, entegrasyona üye ülkeler, pazarlık gücüne bağlı olarak bölge dışı ülkelerle olan ticarî ilişkilerinde ticaret hadlerini bölge lehine çevirme imkanına sahiptirler. Ticaret hadlerinin bölge lehine çevrilmesinde kullanılacak mallar olarak petrol ve doğal gaz yeterli potansiyele sahip durumda olan kaynaklardır.
Çalışma sonucunda, Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan arasında oluşturulması muhtemel bir ekonomik entegrasyonun kısa dönemde olmasa da, uzun dönemde üye ülke ekonomileri üzerinde olumlu büyüme katkıları sağlayabileceği sonucuna varılmıştır.
Muhtemel entegrasyon bölgesi içinde bulunan Türkiye dışındaki ülkeler için kısa dönemde önerilen politika, ticarete hassas olan ekonomilerini BDT entegrasyon süreci içinde tutmaları ve bunun yanında Tercihli Ticaret Anlaşmaları yaparak birbirleriyle ve Türkiye ile olan ticaretlerini geliştirmeleridir. Bunun için bileteral anlaşmalar uygun seçeneklerdir.
Tercihli Ticaret Anlaşmaları’nın amacı,“dengeli ticaretin sağlanması için gerekli mekanizmaların oluşturulması ve güvenli işlemler için kuralların belirlenmesi” olmalıdır. Burada liberalizasyonun genişletilmesi aşamalı bir şekilde sağlanmalıdır. Gümrük vergilerinin ortalama olarak Avrupa Birliği’nin 2001 yılından itibaren uygulayacağı oran olan %3,5’e yakın noktalara çekilmesi ticaret yaratıcı etkinin ortaya çıkmasına sebep olacak ve ticarete taraf olan ülkelerin kalkınma çabalarını olumlu yönde etkileyecektir. Başlangıç olarak, liberalizasyon kapsamına belli sektörler alınmalıdır. Ölçek ekonomilerinin dünya standartlarına uygun olduğu gıda, ilaç, otomotiv, tekstil, deri, dayanıklı tüketim malları sanayii, cam ve seramik ürünleri sanayi, temizlik ürünleri sanayii, endüstriyel makine sanayii, silah sanayii, enerji ve petro-kimya sanayi bu kapsamdaki en uygun sektörler olarak görülmektedir.
Entegrasyonun başlangıç aşamasında böylesi bir faaliyet, dengeli ticaret büyümesi yaratması açısından oldukça önemlidir. Ayrıca, bu tip gelişmelerin bilateral protokollerle sağlanmasının mümkün olması, siyasî olarak entegrasyon faaliyetine karşı olacak tepkilerin şiddetini azaltabilecektir. Böylesi bir entegrasyona gidiş, belli sektörlerdeki işletmelerin uzmanlaşmasını artırmak için değil, sektörler içi entegrasyonu sağlamak için olmalıdır. Daha önce, COMECON’a üye ülkeler arasında karşılaştırmalı üstünlükler prensibi dikkate alınmadan sektörel paylaşımın yapılması ve ülke bazında uzmanlaşmaya gidilmesi sistemin bütün olarak başarısız olmasını da beraberinde getirmiştir. Bu ön aşamalardan sonra, liberalizasyon kapsamına alınan malların kapsamı genişletilerek bütün ekonomiye yayılması mümkün hale getirilmelidir.
Kaynaklar
Avşar, B.Z., Türkiye ve Türk Cumhuriyetleri, Ankara: Vadi Yayınları, 1994,
Bocutoğlu, E., Orta Asya ve Kafkasya’daki Durum ve Avrupa Güvenliği (Çeviri), Trabzon: Karadeniz Teknik Üniversitesi, 1998
Bozkurt, V., Avrupa Birliği ve Türkiye, İstanbul: Alfa Basım Yayım Dağıtım, 1997
Davutoğlu, A., “Orta Asya’daki Dönüşüm, Asya içi Dengeler ve Türkiye”, Yeni Türkiye Dergisi, III/15, 1997, s.913-919
Drucker, P., Kapitalist Ötesi Toplum, Ankara, Inkılap Kitabevi, 1993,
Güngör, Bayram, Türkiye ile Yeni Türk Cumhuriyetlerinin Ekonomik Entegrasyonu Üzerine Bir Deneme (doktora tezi), Karadeniz Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İktisat Bölümü, 1999
Ertürk, E, Ekonomik Entegrasyon Teorisi, Bursa: Ezgi Kitabevi, 1993
Roberts, J., Former Soviet South Project Caspian Pipelines, The Royal Intstitute of Foreign Affairs Russia and Eurasia Programme, Brooking Institutions, Washington DC, 1996, USA
Uludağ, İ.,Serin, V., SSCB’ndeki Türk Cumhuriyetlerinin Sosyo-Ekonomik Analizleri ve Türkiye ile İlişkileri, İstanbul: İTO Yayın 1990
Akarslan, M., “Tarihî ve Siyasî Açıdan Türk Dünyasının Geleceği ile İlgili Düşünceler”, Yeni Türkiye Dergisi, III/15, Ankara: 1997, s.920-924
Anderson, K., Norheim, H., “From Imperial to Trade Preferences: Its Effect on Europe’s Intra- and Extra-Regional Trade”, Weltwirtschaftliches Archiv, 1995, s.79-102
Arık, U., “Türkiye’nin Azerbaycan ve İç Asya Devletlerine İnsani, Ekonomik ve Teknik Yardım Politikaları”, TİKA, Türk Cumhuriyetleri Arasında Politik ve Ekonomik İşbirliği Uluslararası Girne Konferansı, s. 19-42, 1993, Ankara
Aydın, T., “Türkiye ile Orta Asya Türk Cumhuriyetleri Arasında Ekonomik İlişkiler”, Yeni Türkiye Dergisi, III/15, Ankara: 1997, s.795-799
Brown, B., “Orta Asya’nın Yorgun Ekonomileri”, Yeni Forum Dergisi, Mayıs, 1995, s.33-37
Çarıkçı, E., “Türk Cumhuriyetlerinde Ekonomik Gelişmeler ve Türkiye’nin Katkıları”, Yeni Türkiye Dergisi, III/15, Ankara: 1997, s.765-772
Demirhan, A.A., “Türk Dünyasında Ekonomik Entegrasyon”, Yeni Türkiye Dergisi, III/15, Ankara: 1997, s.1001-1025
Doğan, D.M., “Türk Dünyasının Yakın Dönemde Ortaya Çıkışı ve Geleceği”, Yeni Türkiye Dergisi, III/15, Ankara: 1997, s.925-930
Frischenschlager,A., “Siyasal ve Ekonomik Bağımsızlık Yolundaki Türkmenistan”, Avrasya Etütleri, II/.3, 1995, s.38-50
Gouliev, R., Petrol ve Politika, İstanbul: Ar Makbaacılık, 1997,
Gumpel, W., “Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde Ekonomik ve Politik Gelişme”, Avrasya Etütleri, I/2, 1994, s.15-46
Gumpel, W., “Orta Asya Cumhuriyetlerinde Ekonomik Gelişme ve Entegrasyon”, Avrasya Etütleri, sy.13, 1998, s.19-32
Hatipoğlu, E., “Turkey in Eurasia Area”, Marmara Journal of European Studies, III/1, 1994, s. 86-113
Kubicek, P., “Orta Asya’da Topluluklar-arası Etnik İlişkilerin İdaresi: Teori ve Uygulama”, Avrasya Etütleri, III/3, 1996, s.85-101
Morgil, O., “Türkiye ile Türk Cumhuriyetleri Arasında Ekonomik İşbirliğinin Geliştirilmesi”, Yeni Türkiye Dergisi, III/15, 1997, s.773-777
Naumkin, V., “Russia and Transcaucasia”, Caucasian Regional Studies, III/1, 1998
Polukhov, E., “Contract of The Union (The Problem in an Historical Retrospective)”, Caucasian Regional Studies, II/1, 1997
Saroyan, M., “Azerbaijan Looks “West”: New Trends in Foreign Relations with Iran and Turkey”, The Iranian Journal of International Affairs, IV/1, 1992, p.181-189
Suny, R.G., “Living with the Other: Conflict and Cooperation among the Transcaucasian Peoples”, Caucasian Regional Studies, II/1 1997
Wimbush, S.E., “Rusya’dan Sonra Rusya”, Avrasya Etütleri, I/2, 1994, s.53-61
Van der Leeuw, C., “Oil in Azerbaijan-Black Gold and Vile Poison”, CAUCASUS and unholy Alliance (ed. Antero Leitzinger), 1997, p.307-314
--------------- Avrasya Dosyası, 1998/2
--------------- Azerbaycan Ticaret Müşavirliği, 1998
--------------- Dış Ticaret Yönüyle Gümrük Birliği El Kitabı,
--------------- DİE, Türkiye İstatistik Yıllığı, Ankara: 1998,
--------------- DTM, 1996, Ankara
--------------- Kazakistan Ticaret Müşavirliği
--------------- Özbekistan Ticaret Müşavirliği
--------------- T.C. Resmi Gazete, sy. 23225, Ankara: 1999
--------------- Türkmenistan, Ticaret Müşavirliği
--------------- www.hürriyet.com.tr , 19.11.1999
--------------- www.un.org.com., 10.09.1999
--------------- www.undp.org/popin., 10.09.1999
ABSTRACKT
A FEASIBILITY STUDY OF ECONOMIC INTEGRATION BETWEEN TURKEY AND NEW TURKIC REPUBLICS
Regional economic integrations are organizations which are formed by countries located in geographically close areas. These ones have some common interests and similar economic structures. The main reasons of regional economic integrations are to create a wider market for goods and services and to form a regional power against the others in favor of member countries.
After the disintegration of the USSR, Revitalizing some countries mostly speaking Turkish and having common cultural structure in the region among the Central Asia, the Middle East and Europe has brought the idea of integration to the world agenda. In this study, the feasibility of integration among Turkey, Azerbaijan, Kazakstan, Kyrgyzstan, Uzbekistan and Turkmenistan have been done in the theoretical ground. As a conclusion, It has found that such a movement will not able to suceed at least in the short-run. It seems that huge economic and social structure differences among participating countries are the major obstacles.