AKADEMİK ARAŞTIRMALAR DERGİSİ sayı: 7-8 

Özbekistan’da Bölgesel Entegrasyon Teşebbüslerinin Analizi    

Alparslan Eroglu 
Abstract
The region and the people currently comprising modern Uzbekistan have historically been the center of power (Khıva,Bukhara,Samarkand) and influences in central asia.
After the collapse of Soviet Union , Uzbeistan started to introduce new economic and social policies in order to make succesfull transition to market economy and the plan consists of a few basic strategies. 
Prıce ,domestic and foreign trade liberalisation as well as currency liberalistaion are clearly the areas where the most progress has been achived over the last several years.
However, the most important thing is that to find a healthy way to global economic integration for Uzbekistan. Therefore, Uzbekıstan put at the of its programs ‘ Uzbekıstan first’ .
According to president Karimov,the overall objective of all foreign and foreign economic relations is to achive genuine independence. in the foreign policy the dynamic of multilateralism is preferred over bilateralizm .Tashkent has no intention of failing under the influence of any power.at the same time ,it is important to remember that the country’s diplomatic priorities have been shaped through the prism of historical ,economic,cultural,national,and religious trends and interests ,ı.e. ., contacts with the former Soviet Union cannot be severed overnight while openings to South West Asia are to be pursued.

Giriş
Merkezi plan zamanında kurulan ilişkiler nedeniyle Özbekistan son derece yakın bir entegrasyon içerisine alınmış, bu entegrasyonun gereğince uygun bir şekilde de ülkeler arasında uzmanlaşma sağlanmıştı.(Yuldesheva,Guli.,1998) Bu uzmanlaşma ve entegrasyon, diğer bir açıdan bakıldığında son derece katı bir bağımlılık ilişkisini de beraberinde getirdiği bilinmektedir. Bu bağlamda ithalata olan bağımlılık özellikle enerji, gıda ve tüketici ihtiyaçlarında had safhadaydı. 1987-89 döneminde, bölge ülkeleri ortalama olarak merkeze karşı GSMH’larının %12 ye varan oranlarda dış ticaret açığı vermekteydiler. Öte yandan bölgenin uzmanlık alanı daha çok tarım ve bazı mineral ve madenlerin işletilmesine dayanmaktaydı. Ayrıca, ithal ikameci bir sanayileşme için uygun bir alt yapı söz konusu olmamıştır. Böylece, bir yandan ülkelerin ihracat alt yapılarının çeşitlenmesi mümkün olmamış, öte yandan da ithalat bağımlılığı nedeniyle dış ticaret şoklarına karşı sürekli bir şeklide kırılgan hale gelmişlerdir. 
Yine Sovyetler döneminde kurulan ilişkiler ağı nedeniyle, bölge ülkelerinin uzmanlaştığı ve ihraç ettiği ürünler Sovyetler birliğine dünya fiyatlarının oldukça altında satılmakta ve böylece, net ithalatçı konumundaki ülkeler lehine bir gelir dağılımı yapılmakta idi. Bundan çevre ülkelerinin payına düşen ise sürekli ve kronik cari denge açıkları idi. Bu durum son zamanlara kadar pek değişmeden süre gelmiştir. Bunun üç temel nedeninden bahsedilebilir. Birincisi, uzmanlaştıkları alanlar olan tarım, sanayi ve diğer alanlar, eski dönemin gereği bir yandan enerji yoğun, öte yandan da yüksek maliyet içermekteydi. İkinci olarak, Eski atıl kapasitelerinin modernizasyonu için sermaye malı talebi bir anda patlama yaptı. Son olarak, yıllarca bastırılan tüketim talebi bir anda patlama yapınca bu ithalatı körükledi. 
Sovyetlerin çöküşünün hemen akabinde beş Orta Asya ülkesi ve Moğolistan, merkezi planın getirdiği belirlilik ve iktisadi güven ortamını kaybetme nedeniyle belli bir ortaklık arayışına girdiler. Bağımsızlığa rağmen bu ülkelerin hemen hepsi son derece kırılgan ve dışa açık haldeydiler ve Rusya bölgede son derece ağırlıklı tesiri olan bir ülke olmaya devam etti ve bu durum günümüzde de devam etmektedir. 

Tablo:1 Bağımsızlık Sonrası Toplam Üretim ve Satın Alma Gücü Paritesi (SAGP), 1994, $
                             GHSM         Toplam GSHM         GSMH                              GSHM, 1996

Ülke                     (SAGP, $)            (milyon $)          (1994 CIS yüzdesi)     (1989= 100)

Kazakistan                2, 830             46,695                        4.0                              46

Kırgızistan                  1,170              5,265                          0.4                              51

Moğolistan                 801                 1,922                          --                                 86

Rusya                         5,260              779,532                      67.7                            52

Tacikistan                  1,160              6,612                          0.6                              37

Türkmenistan             2,990              11,670                        1.0                              60

Özbekistan                2,390              53,775                        4.7                              82

CIS                            4,060              1,155,577                 100.0                          51

Kaynak: Kaser, 1997, s.6. 

Bu nedenle Rusya’nın öncülüğünde Bağımsız Devlet Topluluğu (CIS) hayata geçirildi, İktisadi faaliyetlerin en az üçte ikisini kontrolü altında bulunduran Rusya, doğal olarak bölgesel bir motor güç olma konumunu sürdürmektedir. CIS’in iki dönüm noktasında birincisi 1992-1993 arasındaki Ruble bölgesinin yaratılması, ikincisi de 1993-1996’yi kapsayan “karşılıklı bağımlılığı sürdürebilme”amacını taşıyordu. 
CIS’in ilk dar alandaki oluşumu 1994 yılında Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan arasında gerçekleşti. 1996 itibariyle de, Rusya, Beyaz Rusya, Kazakistan ve Kırgızistan aralarında bir “Ortak Pazar” anlaşması imzaladılar. Avrupa Topluluğu örneğinde olduğu gibi burada da amaç, bütün mal ve hizmetlerin ve üretim faktörlerinin serbest dolaşımı amaçlanmaktaydı. Yine aynı yıl, daha sonra, Maastricht Anlaşmasına benzer bir anlaşmayla, Rusya ve Beyaz Rusya bir CIS oluşumuna önayak oldular. Bu anlaşma daha ileri düzeyde bir entegrasyonu, yani ortak para birimi, ortak savunma ve ortak ticaret politikalarını amaçlamaktaydı.
İlk yıllarda bağımsızlık ve bağların kopmasına Rusya kamuoyu destek vermemiştir. 1996 seçimleri münasebetiyle anlaşıldı ki, halkın % 68’i Sovyetler birliğinin dağılmasını yanlış bulurken, % 26’sı “emin” değildi. Sadece % 6 sı ise bunun gerekli olduğuna inanıyordu. Halbuki aynı oranlar 1993 yılında sırasıyla, % 29, %23, ve %48 idi. Yani bağımsızlığın ülke halkları nezdinde bir hayal kırıklığına doğru bir seyir izlediği anlaşılmakta, bu da entegrasyon hamleleri için motive edici bir ortam hazırlamaktaydı. 
CIS’in ilk dönemi aslında 1992 yılındaki Bişkek toplantısıyla “ödemeler birliği” şeklinde gerçekleşti. Böylece ruble yerli ve CIS ülkeleri arasında ortak para birimi olarak kabul edildi. 1991 ve 1992 yıllarında perakende ve üretici fiyatları büyük oranda serbestleştirilince ve ardından da bütçe açıları para basmak suretiyle finanse edilince, bütün ülkelerde enflasyon “gemi azıya aldı” ve bu ruble bölgesinin işlevini büyük oranda daralttı. Özelleştirmenin yavaş gitmesi ve bir KIT açıklarının sürekli bir şeklide kamu kaynaklarından, bütçeden veya gelen kredilerden karşılanması bir “yumuşak bütçe” sendromuna yol açtı. Öte yandan bütün bu oluşumları daha rasyonel bir zemine oturtmak için bir yandan Rusya merkez bankası yeterince güçlendirilerek bağlayıcı bir mekanizma oluşturulamadı, öte yandan bu parasal birliğin sürdürülmesi gerektiğini savunan IMF ‘in bu tavrında samimi olmadığı iddiası söz konusudur.
Bağımsızlığın hemen ardından, Orta Asya ülkeleri, eski dönemdeki Gosbank’ın yerini alan Rusya Merkez bankasının kontrolü altındaki Ruble bölgesine dahil olarak kredi akımını garanti altına almak istediler. Ancak, 1993 yılı itibariyle, Rubleye ulaşma sorunları derinleşince, ruble bölgesine dahil olmak ile kendi ulusal paralarını tedavüle sokmak arasında bir tercih ile karşı karşıya kaldılar. Diğerlerinin tersine, 1993 yılında Özbekistan ve Kazakistan Rusya ile yeni bir ruble alanı yaratma konusunda anlaştılar. Daha sonra bu birlikteliğe, Tacikistan, Ermenistan ve B. Rusya da katıldı. Daha sonra Rusya ile anlaşarak , Özbekistan rubleye endekslenmiş olarak sum-kupon (1994’te sum ile değiştirildi) ve Kazakistan da tenge yi devreye soktu.
Bütün bunlara paralele olarak bu oluşun daha rasyonel bir zeminde tezahür etmesi için Rusya da bir takım tedbirlerin alınmasına öncülük etti. Bu bağlamda dört ayrı anlaşma imzalandı.1993 yılında bir İktisadi birlik kuruldu. Ödemeler birliği çerçevesinde, 1994 yılında da Devletler Arası İktisadi Komite kuruldu.1995 yılında ise Devletler arası Para Komitesi kuruldu. Buna göre kurum ilgili devletlerin de istemesi ve fayda umması durumunda bunu destekleyecektir. Son olarak da CIS Ekonomi Mahkemesi de bir nevi tahkim görevi üstlenerek, devletler arası anlaşmazlıklara hakemlik yapma yetkisine sahip kılınmıştı.
Bütün bu anlaşmalar ve kurumlaşmalara paralel olarak Özbekistan’ın gerek bölge ve gerekse dünya ile olan dış ticaret entegrasyonunun ne tür bir seyir izlediği gelecek kısımda incelenecektir.

Tablo:2 SSCB Dönemi Bağımlılık ilişkileri Temel Göstergeleri

                                                Kazakistan      Özbekistan     Türkmenistan       Tacikistan     Kırgızistan

Teşviklerin dağılımı
 ----Alan Ülkenin GSYIH’sındaki                    

payı, 1990                                              13.6                        19.4                        9.6          15.9                        10.9

---Toplam gelirine oranı                      33.0                        43.2                      22.5           34.0                        29.3

Yerli sanayi bağımlılığı, 1989

--- Sanayi üretimindeki oran              46                          33                              36               31                           33

---Emek gücü stoğundaki oran          50                           35                           30                39                           45

İthalat bağımlılığı

---Enerji ve Sıvı yakıt payı                      30.3                        30.4                        11.5             36.1        32.6

--Elektrik en. Üretimindeki payı            35.8                        29.2                        7.6              39.2        22.7

Toplam sanayi üretiminde

ağır sanayinin payı, 1990                             64.0                        42.1                        44.5                        35.4                44.0       

Yukarıda tablodan izleneceği üzere, bütün ülkeler içine Özbekistan’ın merkezi bütçeden aldığı pay en yüksek düzeyde idi. Ayrıca sanayinin merkeze bağımlılığı da Özbekistan da en yüksek düzeyde (43.2) gerçekleşmiştir. 

Dış Ticaret ve Entegrasyon

Dış ticaretteki entegrasyon, aslında merkezi plan zamanında kurulmuş bulunan ve daha önce üzerinde durulan entegrasyon ve uzmanlaşmanın yerine, yine nitelikte ve daha çok dünyaya açılmış bir anlam ifade edecekti. Bu bağlamda yapılması gerekenler de belliydi. Dış ticaret rejimi olabildiğince kısıtlamalardan temizlenmeli, gerek miktar ve gerekse diğer kısıtlamalar azaltılmalı, en önemlisi de süreçler şeffaf ve adil hale getirilmeliydi. 
Nitekim işe 1992 yılında bu şeklide başlandı ve Özbekistan’da reformlar 1994 yılına kadar tedrici ve kontrollü bir şeklide devam ettirildi. Bu dönmede de söz konusu reformlar Özbekistan ekonomisinde etkisini gösterdi. Sahip olduğu başlangıç koşulları itibariyle Özbekistan, ihraç malları için eski piyasalar dışında satın alma gücü yüksek gelişmiş batılı piyasalara rahatlıkla açılabildi ve bu nedenle bir yandan üretim kayıpları azaltılabildi, diğer yandan da döviz girişi ve gerekli ithalat finansman akışı bir ölçüde sağlanmış ve cari denge kontrolden kaçırılmamış oldu. 


Tablo:3 Geçiş Öncesi Dış Ticaret Performans (1989-1990, Milyon Ruble)
1989 1990
Cumhuriyetler arası
İhracat 6.822 6.889
İthalat 11.519 10.993
Cumhuriyetler dışı
İhracat 932 813
ithalat 941 1.296
TİKA. Özbekistan Ülke Rapou1994, s. 25.)

Görüldüğü üzere, sistemin çöküşünden hemen önce, Özbekistan’ın SSCB içerine yaptığı ihracat, dışarıya yaptığı ihracatın yaklaşık 9 katı daha fazladır. Tablodaki veriler esas alındığında, ihracatın ve ithalatın yaklaşık % 90’ın bölge içerisinde yapıldığı ve muazzam bir bağımlılığın söz konusu olduğu anlaşılmaktadır. Aynı şekilde birlik içerisinden yaptığı ithalat da birlik dışından yaptığı ithalatın yaklaşık on katı kadardır.
Dış ticaret yoluyla entegrasyonun yıl yıl, mal gurupları ve ülkeler bazındaki değerlendirmesine geçmeden önce bunu alt yapısını oluşturan rejiminin liberalleştirilmesi yönünde atılan adımların kısa bir değerlendirmesi yerinde olacaktır. Bu yolda sözü edilmeye değer adımlar 1994 yılında atılmaya başlanmış ve gümrük vergilerinde basitleştirilmeye gidilmiştir. İhracat kotası ve lisansına tabi olan ürünlerin sayısı 70’ten 4’e indirilmiş, ancak pamuk ve doğal gaz sınırlamaya tabi mallar arasında kalmıştır. 1995 yılında bazı ürünlerin ihracat vergileri de azaltılmış veya kaldırılmıştır.
Özbekistan, ülkeyi ithalata kapatmak için çeşitli idari ve meşru tedbirler almaktadır ve bunda da oldukça başarılı olmuştur. Bu sebeple de Özbek iç piyasasında mal sıkıntısı çekilmeye başlanmıştır. Hükümet dövize ulaşılabilmesinde kontroller uygulayıp zorluklar çıkardığı gibi ihracat ve ithalat üzerine de sıkı politikalar uygulamaktadır. Hükümet ülkeye gayri-meşru ya da yarı meşru yollarla getirilmiş olan tüketim mallarının satışını da yasaklamıştır. Bu da 1998 Ağustos’unda Rusya’da yaşanan devalüasyon nedeniyle Özbek pazarının Rus ürünlerinin akışından kurtulması amacıyla yapılmıştı. Ne var ki, Özbek Hükümetinin ithalatta uyguladığı kısıtlamalar iç pazarda bazı ürünlerin kıtlığına sebep olmuştur. 1998 yılında ithalat oranı o kadar düşmüştür ki, kişi başına 120 dolarla 1992 yılından sonra gerçekleşen en küçük değer olmuştur.
İçerde yaşanan mal kıtlığının ciddi sosyal sorunlara yol açmasından kaçınmak için Hükümet, dış ticaretin bazı kısımlarını serbestleştirdi ve 1998’de uygulanmaya başlanılan bazı ticaret kısıtlamalarını da yeniden gözden geçirdi. Bu çerçevede, 1 Ocak 1999 itibariyle bavul ticaretiyle getirilen şahıs malların ithalatından alınan gümrük vergisi kaldırılmıştır. Bu tür ticaretle getirilen gıda ve tüketim malları ithalatta önemli bir yer tutmaktadır. Bu uygulama etrafında hükümet vergi geliri kaybına uğrasa da mal kıtlığının böylece giderilip enflasyonun yükselmesinin önleneceği umut edilmektedir.
İthalatta yaşanan bu küçük serbestleşmenin aksine ihracatta biraz daha sıkı politikalar uygulanmaya başlanmış ve bu meyanda özellikle de gıda ürünlerinin ihracatı aşağıya çekilmiş ve gıda kıtlığı olabileceği endişesiyle gümrüklerde ve sınırlarda kaçak yolla ülke dışına gıda çıkarılmasına karşı sıkı kontroller getirilmiştir. 
Bugün için bakıldığında Özbekistan’ın döviz rezervlerinin azlığı dolayısıyla bir sıkıntı içinde olduğu görülmektedir. Birkaç aylık ithalat masraflarını karşılayabilecek olan döviz rezervi bu tür sıkı politikalar uygulanmasına sebep olmaktadır. Her ne kadar ihracatta kısıtlamalar yaşanıyorsa da ülkenin dövize olan ihtiyacı ihracata dönük büyüme yaklaşımının genel kabul görmesine sebep olmaktadır. Dolayısıyla da ihracat ülkede her hangi bir mal sıkıntısı oluşturmaması şartıyla teşvik edilmektedir. Buna yönelik çeşitli tedbirle de alınmaktadır.
Dış ticaretin ağırlıklı kısmı devlete ait dış ticaret şirketleri tarafından yapılmaktadır. 1 Nisan 1996 itibariyle geçerli olmak üzere “İhracata Yönelik Üretim Yapan Şirketlerin Teşvik Edilmesine İlişkin Kararname” yürürlüğe girmiştir. Buna göre üretimin en az %50’sini ihraç eden işletmelerin, gelir vergilerinde %30 ve üzerinde indirim, %40-50’sini ihraç eden işletmelerin, vergi gelirlerinin %20 ve 30 arasında ve üretiminin %20-40 arasını ihraç eden işletmeler de %5-10 arasında vergi indirimi öngörülmektedir. Ayrıca ihracat yapan işletmeler, ihraç ürünlerinin üretiminde kullanılan girdilerin KDV’sinden muaf tutulacaktır.
Kararname, hammadde ve buna dayalı ürünlerin ihracatını yapan firmaları kapsamamaktadır. Pamuk ve petrol ürünleri kararname kapsamı dışındadır.*
1 Ocak 1998’den itibaren kendi imalatlarını konvertibl dövizle BDT ülkelerine ihraç edecek işletmeler, (eğer Hükümetler arası anlaşmalarda diğer şartlar belirtilmemişse) aksiz (bandrol) vergisi ve katma değer vergisinden muaf tutulmuşlardır. 1997 yılında Özbekistan Rusya’nın ulaşım ağı sistemi üzerinden ihracatını sınırlayıp, Türkmenistan, Azerbaycan ve Gürcistan üzerinden ihracatı arttırmaya çalışmıştır. Söz konusu hat, Rusya üzerinden geçen hattan bin km daha kısa olmasının yanı sıra, koridorun geçtiği ülkeler kendi aralarında imzaladıkları anlaşmalar ile ulaşım tarifelerinde %50’lik indirim tanıma ve limanlarda ayrıcalıklı rejim uygulamayı taahhüt etmişlerdir.
Ayrıca Özbekistan, ekonomik ve politik seçeneklerini çoğaltmak için diğer Orta Asya Cumhuriyetleri ve bölge dışı devletler ile ilişkilerini kuvvetlendirmeye çalışmaktadır. Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan devlet başkanlarınca birleşik bir kalkınma bölgesi oluşturma girişimin bir parçası olarak sınır bölgelerinde özel bir ekonomik alan kurulmasına ilişkin bir anlaşma imzalanmıştır. Avrupa Birliği ve Özbekistan taraflar arasında ticaret ve ticaret dışı bağların geliştirilmesi için bir anlaşma imzalamışlardır. Diğer önemli bir gelişme ise, Özbekistan ve Kırgızistan arasında “Ebedi Dostluk” anlaşması imzalanmıştır.
Dış ticaret entegrasyonunda üç parametre bağlamında ölçüm yapılacaktır. Ülke guruplarına göre, mal guruplarına göre, ve dış ticaret büyüklüklerinin temel bütçe ve ekonominin makro büyüklüklerindeki oranına göre. Bundan önce biraz genel bir değerlendirme yapmak gerekirse, yukarıda da vurgulandığı üzere, bağımsızlık sonrasını, reformların başarısı ve piyasa ekonomisine gidiş sürecinin değerlendirmesi anlamında üç döneme ayırmak son derece açıklayıcı olmaktadır. Gerçekten de tablo dan da anlaşılacağı üzere, 1994 ve 1995 yılları reformların olumlu etkilerinin dış ticaret dengesinde de görüldüğü yıllar olmuş ve denge pozitif çıkmıştır. Halbuki 1996 ile başlayan süreç sürekli açık vermeye başlamıştır ve bunun diğer nedenleri de bu kısımda yeri geldikçe tartışılacaktır.

Tablo: 4 Dış Ticaret Göstergeleri (milyon $)
Yıllar 1994 1995 1996 1997 1998
İhracat (fob) 2.940 3.475 3.534 3.695 3.040
İthalat (cif) 2.726 3.238 4.240 3.767 3.180
Hacim 5666 6713 7774 7462 6220
Denge 214 237 -706 -72 -140
aEIU Projeksiyonu, Kaynak : EIU Uzbekistan Country Report 1st Quarter 1999’dan derlenmiştir.

Mal Guruplarına Göre Dış Ticaret entegrasyonu
Aşağıda tablo’dan da izleneceği üzere, Özbekistan’ın entegrasyonu mal guruplarına göre de yapılabilir. Entegrasyonun mal guruplarına dağılımı yapıldığında, Özbekistan’ın ağırlıklı olarak pamuk başta olmak üzere tarım ve altın başta olmak üzere ham yada işlenmiş madenlerin ihracatında yoğunlaştığı görülür. Açmak gerekirse, gerçekten de, günümüzde Özbekistan’ın dış ticaret yapısı genel olarak sanayi işletmelerinin üretim kapasitesini artırmağa ve halkın tüketim taleplerini karşılamaya yönelik faaliyetlerin etkisi altında şekillenmektedir. Bu amaçla çeşitli metaller, pamuk mineral, gübre... vb. hammadde ihraç eden Özbekistan; karşılığında çeşitli tüketim malları, gıda ürünleri, ilaç, iş makineleri, ekskavatör gibi sanayi ürünleri ithal etmektedir (İTO, Özbekistan, 1992, s. 28.)

Tablo:5 Mal Kalemlerinin Dış Ticaretteki Oranları
Başlıca İhracat Kalemleri (%100) 1996 Başlıca İthalat Kalemleri (%100) 1996
Pamuk Elyafı 38.1 Makina ve teçhizat 35.8
Enerji 6 Gıda 29.5
Metaller 3.5 Kimyasal ürünler 12.5
Kimyasal Ürünler 2.4 Metaller 6.7
Diğer 32.8 Diğer 15.5
Kaynak: EIU Country Profile 1998-99’dan derlenmiştir.

görüldüğü gibi pamuk, petrol, doğal gaz, metaller ve kimyasal ürünler başlıca ihraç kalemleri arasında yer alırken; makine-ekipman, gıda ve kimyasal ürünler ve metaller de başlıca ithal ürünleri olmuştur. Son beş yıl içerisinde özellikle modern teknoloji ürünleri, makine ve çeşitli malzeme ithalatında önemli miktarlarda artış olmuştur. İthalattaki temel maddelerde tüketim malzemelerinin tedarikinin esas olduğu görülmektedir. Bu kalemler arasında da özellikle gıda ve gıdaya yönelik maddeler ağırlıklıdır.(Euroasian File.,1998)
1995 yılına kadar Özbekistan’ın ihracat ve ithalatının, Sovyetler döneminde kurulan bölgeler arası işbölümünü yansıtması doğaldır. Reformların uygulamaya konuluşundan sonra aradan geçen beş seneden sonra geriye doğru bir değerlendirme yapıldığında, Özbekistan’ın dış ticaretinde hangi kalemlerin ne kadar büyüklüğe ulaştığı ve değişimin niteliği aşağıda tablo’dan rahatlıkla takip edilebilir. 

Tablo:6 1997'de Özbekistan'ın dış ticaret yapısı (1997, milyon $)

İhracat 

Pamuk ve pamuk ipliği 1.579
Petrol ürünleri (benzin ve diğer yakıtlar) 526
Makine ve ekipman 276
Metaller 202
Gıda sanayii ürünleri 162
Kimyasal ürünler 75
Diğerleri 1567
Toplam 4.387

İthalat 
Gıda sanayi ürünleri 850
Makine ve ekipman 1.628
Diğer tüketim malları 384
Diğerleri 1.661
Toplam 4.523
Kaynak: Özbekistan (Taşkent) Ekonomi Müşavirliği,



Bölge ve Ülke Guruplarına Göre Dış Ticaret Entegrasyonu

Cumhuriyetler arası ticaret, diğer Cumhuriyetlere nazaran daha yoğun olmuştur. Bu sebeple, Sovyet ekonomi sistemine bağımlılıktan kurtulmak temel hedeflerden birini oluşturmaktadır. Bu münasebetle dış ticaretin çok yönlü olması için çalışılmıştır ve belirlenen hedefler doğrultusunda eski Sovyet Cumhuriyetleri’nin dış ticaretteki payları giderek azalmıştır. Özbekistan, eski Sovyet cumhuriyetlerinden Beyaz Rusya, Rusya, Gürcistan, Kazakistan, Kırgızistan, Moldova, Türkmenistan ve Ukrayna ile serbest ticaret rejimi kapsamında ilişkilerini sürdürmektedir.
Başlangıçtan itibaren ele alınacak olursa, 1992 yılında daha önce Cumhuriyetler arası imzalanan ticaret anlaşmaları uygulanamamış, diğer cumhuriyetlerden özellikle gıda maddeleri temininde karşılaşılan zorluklar nedeniyle, dağılan SSCB'yi oluşturan Cumhuriyetler dışındaki ülkelerle ticaret ilişkileri artırılmış, ithal edilen mal bedelinin pamuk olarak ödenmesi şeklinde, yani "Mal Mübadelesi" (barter) şeklindeki “ayni” ticaret ağırlık kazanmıştır (DTM. Ülke Raporları, Özbekistan, s: 25.) 1993 yılında ihracatın milli gelire oranı %50, ithalatın milli gelire oranı ise %60 olarak gerçekleşmiştir. 1992 yılında milli gelirin %13'ünü oluşturan 240 milyon dolarlık cari işlem açığı, yeniden yapılanma sürecinde ithalatın zorunlu olarak artması, ama aynı oranda da ihracatın artmaması nedeniyle, 1993 yılında 370 milyon dolara ulaşmıştır. Bu açığın kontrol dışına çıkma endişesi nedeniyle, 1993 yılında barter türü, yani sıcak para getirmeyen ticaret, ve bazı ulusal sanayiyi koruma kaygısıyla da 1995 yılı başından itibaren ham deri ihracı yasaklanmıştır. 
Eski pazar kanalları daralınca yeni imkanlar aramak gerekmiş, bu da birlik içerisindeki bağımlılığın azalmasına, yani otarşik bir bölgesel entegrasyondan, önce bir dağılma ve çözülmeye, ardından da yavaş yavaş bir küresel entegrasyona doğru bir tekamül söz konusu olmuştur. Aşağıda verilen tablo’dan da takip edileceği üzere, böylece Özbekistan'ın dış ticaretinde eski Sovyet Cumhuriyetlerinin payı 1990’larda % 90'larda iken,1993 itibariyle % 60'lara düşmüştür. 1995 yılında bu oran ihracatta %43.5, ithalatta da %56.5 olmuştur. Daha sonra eski Sovyetlerin payı 1997 için 1996 yılındaki ihracatta %41.2’den 22.9’a, ithalatta da %43.5’ten 32.1’e düşmüştür. Bununla birlikte ülkenin dış ticaretinde ABD, Almanya, Kore ve Türkiye’nin payı artmıştır. Dış ticaretin ülkelere göre dağılımı şu şekildedir:
Yukarıda da gösterilen dış ticaretin yapısındaki bu yön değiştirmelere rağmen, aşağıdaki Tablo da göstermektedir ki, Özbekistan’ın ihracat ve ithalatında en önemli ülke hala Rusya Federasyonu ve Kazakistan’dır. Bu ülkelere yapılan ihracatta en büyük paya pamuk ve enerji, bu ülkelerden yapılan ithalatta en büyük pay ise makine ve gıda ürünleri sahiptir. Aşağıdaki tabloda Özbekistan Cumhuriyeti'nin 1994-1995 yılındaki ülkelere göre dış ticareti verilmektedir:


Tablo:7 Özbekistan’ın BDT Ülkeleri ile Yaptığı Dış Ticaret (1994)

ÜLKE ADI İHRACAT PAYI (%) İTHALAT PAYI (%) T. HACMİ T.DENGESİ
Kazakistan 370.023 18 148.519 11 518.542 221.503
Rusya Fed. 892.663 43 711.400 52 1.604.064 181.263
Tacikistan 410.721 20 307.211 23 717.932 103.510
Türkmenistan 99.88 5 95.709 7 194.996 3.579
Ukrayna 185.051 9 46.624 3 232.675 139.427
Kaynak: Özbekistan Cumhuriyeti Dış Ekon. İliş. Bak.

Eski SSCB döneminde Özbekistan’ın önemli ticaret ortakları Rusya, Ukrayna, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Türkmenistan idi. 1994 yılında BDT Cumhuriyetleri ile ticaret içinde bu ülkelerin toplam payı %90’ı bulmaktaydı ve Cumhuriyetler arası ticarette 1991 yılından itibaren Özbekistan lehine dönmüştür. Bunun ana nedenleri Cumhuriyetlerden mal temininde karşılaşılan zorluklar ve hükümetin ticareti dengeleme politikalarından dolayı ithalatın kısıtlanması ile Cumhuriyetler arası ticarette uluslar arası fiyatların baz alınmaya başlanması dolayısıyla Özbekistan ihracatındaki değer artışlarıdır.
1994 yılında BDT ülkelerine Özbekistan tarafından yapılan ihracat 1993 yılına göre % 49 oranında bir artışla 2.1 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Ancak, 1995 yılında bu ülkelere gerçekleşen ihracat toplam ihracatın % 41.2’si iken, 1996 yılında bu oran %22.9’a düşmüştür. 1994 yılında BDT ülkelerinden gerçekleşen ithalat miktarı bir önceki yıla göre %21 artış göstererek 1.3 milyon dolar olmuştur. Aynı şekilde birleşik devletlerden yapılan ithalat azalma eğilimi göstermiş, 1995 yılındaki ithalat toplam ithalatın %45.5’i iken, 1996 yılında bu oran %32.1’e düşmüştür. Sözü edilen bu trendler aşağıda daha detaylı bir şekilde tablo da gösterilmiştir. 

Tablo:8 1995-1996 Özbekistan’ın dış ticaret yönelimleri (%)

İHRACAT İTHALAT
ÜLKELER 1995 1996 1995 1996
BDT 41.2 22.9 43.5 32.1
BTD DIŞI ÜLK. 58.8 77.1 56.5 67.9
İngiltere 5.7 8.0 1.0 2.2
İsviçre 10.2 7.2 4.1 3.9
G.Kore 3.5 5.9 15.1 6.9
ABD 0.3 4.7 1.1 9.2
Almanya 0.9 2.1 12.9 12.3
Türkiye 2.6 0.9 33.1 7.6
Hollanda 3.8 2.9 0.8 1.4
Diğer 31.8 45.4 11.6 24.4
Kaynak: The Economist Intelligence Unit, Uzbekistan Country Report, 3rd Quarter 1997,s.36.

BDT dışı ülkelere yapılan ihracatın 2/3’ü gelişmiş ülkelere yönelmiş olup, geri kalan kısmı da gelişmekte olan ülkeler ile BDT içinde yer almayan dağılan SSCB’yi oluşturan diğer Cumhuriyetlere yapılmaktadır. En önemli ticaret ortakları Çin, Kore, Belçika, İngiltere, İtalya ve Almanya’dır.Tablo dan da anlaşılacağı gibi 1995 yılında BDT dışında kalan ülkelere %58.8 oranında ihracat yapılırken, bu ülkelerden %56.5 oranında mal ithal edilmiştir. 1996 yılında bu ülkelere yapılan ihracat miktarı bir önceki yıla göre artarak %77.1 olarak gerçekleşmiş, İthalatta yaşanan artışla %67.9 olarak gerçekleşmiştir. 
(The Economist Intelligence Unit, Uzbekistan Country Report, 3rd Quarter 1997,s.36)
Ortak Pazar ülkelerine yapılan ihracat 1995 yılında 1.5 milyar dolar iken (toplam ihracatın %41.2’si), 1996 yılında 1 milyar dolara (toplam ihracatın %22.9’u) düşmüştür. ABD Özbekistan’ın önemli ticaret ortaklarındandır. 1995 yılında bu ülkeye yapılan ihracat oranı toplam ihracatın %0.3’ü iken, bu oran 1996 yılında %4.7’ye yükselmiştir. 1995 yılında ABD’den yapılan ithalat, toplam ithalatın %1.1’i iken, bu oran 1996 yılında %9.2’ye yükselmiştir. Özbekistan’ın gerek ihracatında, gerekse ithalatında Türkiye’nin payı gittikçe azalmaktadır. 1995 yılında toplam ihracat içinde Türkiye’nin payı %2.6 iken, bu oran 1996 yılında %0.9’a düşmüştür. Ülkenin toplam ithalatında Türkiye’nin payı 1995 yılında %33.1 gibi önemli bir oranda iken, 1996 yılında çok büyük bir düşüş göstererek %7.6 olarak gerçekleşmiştir. 
Özbekistan dış ticaret yapısı itibariyle olumlu yönde bir entegrasyon sürecindedir. Gerçekten de, dış ticaret hacmi1994 yılında 2.199 milyon dolardan 1995 yılında %54 artarak 3.393 milyon dolara ulaşmıştır. Bu rakamın içinde, ihracat bir önceki yıla göre %78’lik bir artış kaydederek, 1995 yılında 1.792 milyon dolara yükselirken, ithalat ise bir önceki yıla göre %34 oranında artışla 1.601 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Böylece, 1994 yılında 187 milyon dolar açıkla kapanan dış ticaret, 1995 yılında 191 milyon dolar fazla vermiştir. İthalat ve ihracat kalemleri içinde 1994-95 döneminde de önemli payı yine pamuk, makine ve gıda ürünleri oluşturmuştur. ( DTM, Ülke Raporları-Özbekistan, s: 27.)
Ne var ki, Özbekistan’ın dış ticaret yoluyla dünya sistemine entegre olma sürecinde kesintiler ve istikrarsızlıklar söz konusudur. Zira 1995 yılına karar yapısal uyum ve reformlar sürecinde Özbekistan olumlu bir yol kat etmişken, daha sonra reform sürecinde gerileme söz konusu olmuş, reform süreci de uluslar arası kurumların desteğin bir ölçüde kaybetmiştir. Bu istikrarsızlığın etkisi, bir önceki bölümde detaylı bir şekilde tartışılan diğer alanlarda olduğu gibi, dış ticarette de kendini hemen göstermiştir. 
1997 yılının ilk yarısında ihracat miktarı 1.553 milyar dolar, ithalat miktarı ise 1.827 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. 1996 yılı sonu itibariyle dış ticaret açığı GSYIH’nın %7’si dolayında gerçekleşmiştir. 
Öte yandan IMF, kayıt dışı yapılan ithalatın resmi rakamlarda yer alan değerin çok daha üstünde olduğunu belirtmektedir. Bu rakamın, kayıtlı ithalatın % 50’si gibi bir rakama ulaştığı iddia edilmektedir. Gerçekten de 1998, Özbekistan’ın dış ticaretinde olumsuz bir yıl olmuştur. İhracat tutarı 1997'de 3.066 milyon dolar iken, 1998 yılında %22.4'lük düşüşle 2.378 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Bunun en önemli nedeni, Özbekistan'ın başlıca ihracat ürünleri olan pamuk ve altının toplam ihracat değerlerinin düşmesidir. Aslında bu IMF perspektifinden yapılan bir eleştirinin haklılığını kendiliğinden göstermektedir. IMF’ye göre tarım teşvik, ve korumacılığının kaldırılması ve uluslar arası rekabete açılması gerekmektedir. Böylece etkinlik artacak, Özbekistan avantajlı olduğu başka tarım mallarında da üretime geçebilecek, en azından yüklü bir şekilde pamuk ihracatı ve uluslar arası piyasadaki arz fazlası nedeniyle ticaret hadleri Özbekistan’ın aleyhine dönme durumunu kaybedecektir. Bir başka ifadeyle, IMF’e göre, miktar olarak fazla satılan bir şeyin değer olarak da aynı şeyi ifade etmesi gerekmez ve bu Özbekistan’ın ihraç gelirlerinin düşmesinden de belli olmaktadır.(Republic of Uzb.,1998) 
Öte yandan hükümetin ithalatı sınırlayıcı çalışmaları sonucunda ithalat tutarı da aynı şekilde 1998 yılında %32.9'luk düşüşle 2.312 milyon dolar olmuştur.( Ankara Ticaret Odası, Dış Ticaret Bülteni s: 9.) 1998 yılında ithalatta görülen düşme, Özbekistan'ın en önemli ithal maddesi yiyecek ve hammaddenin ithal miktarına ilave olarak fiyatlardaki düşüşten kaynaklanmaktadır. Hükümet raporlarına göre gıda ithalatı, toplam ithalatın %17.4'ünü oluşturmaktadır. Hükümetin belirlediği yüksek ekonomik büyüme çerçevesinde 1998'in ilk yarısında makine ve teçhizat ithalatı, toplam ithalatın %46.4'ünü oluşturmuştur. Bu dönemde makine ve teçhizat ihracatı ise toplam ihracatın %31.1'ine denk gelmiştir.(Ankara Ticaret Odası, Dış Ticaret Bülteni, s: 9.)
Özbekistan'da halen gıda problemi bulunmaktadır. 1995'in üç ayı boyunca et ithalatı 2.5 kat, un %39 ve şeker 2.3 kat arttı. Sanayi, ulaştırma ve iletişim sistemlerinin modernizasyonu ve yeniden inşası makina, ekipman ve ulaşım gereçlerinin ithalinin %28 artmasına yol açtı.(TİKA, Avrasya Dosyası, sayı 42, Ekim 1995/1, s. 2.) Ülke kendi buğdayını üreterek 1994'e kıyasla buğday ithalatını %40 oranında düşürmeyi başardı. Ayrıca Özbekistan 1995'te petrol ithalatına son verdi. Bu da Cumhuriyetin toplam ithalat hacminde azalmaya neden olmuştur (Avrasya Dosyası, sayı 56, Mayıs 1996/1, s. 1.). Ancak, gıda yeterliliği konusunda zor günler daha gelmemiş gözüküyor. Bir yandan kurak geçen mevsim hasılatı rekor düzeyde düşürürken, öte yandan uluslar arası piyasalarda ticaret hadlerinin tarım ürünleri aleyhine dönmesi sonucu sıkıntının devam edeceği anlaşılmaktadır. 1995 yılı yüz olarak kabul edildiğinde, Dünya bankası hesaplamalarına göre, ticaret hadleri 1998’de 90, 1999’da da 87’ye gerilemiş bulunmaktadır.(Strategy for Uzb.,1996)

Finansal Entegrasyon
Şimdiye kadar yapılan özelleştirmeler daha çok ticaret ve hizmet sektöründeki küçük işyerleri ile sınırlı kalmıştır. Devlet Başkanı Kerimov 1995’de bir özelleştirme planı ilan etmiş, ancak bu plan uygulanamamıştır. 1998'in sonlarında bu plan yeniden uygulamaya konulmuş, ilk proje olarak, yılda 300 milyon dolarlık ihracat gerçekleştiren Almalık Bakır Fabrikasının %40'ının özelleştirilmesi seçilmiştir. Ancak projeye yabancılardan beklenen ilgi gelmemiştir. 18 Kasım 1998’de belirlenen özelleştirme listesinde Fergana Rafinerisi, Makhally ve Khalkaro Telekom hizmetleri, Kızılkum Çimento, Taşkent Havaalanı, 8 adet kimyasal tesisi ve 2 altın madeni bulunmaktadır. Mayıs 1999 da ilgili komisyon, özelleştirmeleri hızlandırmak için gerekirse istenen fiyatları %30'a kadar indirebileceklerini açıklamıştır.
Gerek özelleştirme peformansındaki düşüklük ve gerekse ithal ikameci kendi kendine yeterliliği, ulusal bağımsızlığı ve dolayısıyla içerideki sanayii korumayı önceleyen politikalar nedeniyle doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının seyrinin de düşük olması beklenmelidir. Bir başka ifadeyle, finansal varlıkların akışı anlamında da Özbekistan’ın dünya ve bölgesel entegrasyonunun yeterince gelişmemiş olduğunu, hala otarşik bir yapılanmanın etkili olduğunun not edilmesi gerekmektedir. Bunda ayrıca, sınırlayıcı kambiyo rejimi, konvertibilitesi olmayan Sum, karaborsa ve ikili fiyat yapısı, bürokrasi ve aşırı merkeziyetçilik gibi faktörler de etkili olmaktadır. (Strategy for Uzb.,1996)
Gerçekten de, bir önceki bölümde tartışıldığı üzere, yabancı sermaye girdisi dönüşümün ilk yıllarında hızlanmışsa da bu durum söz konusu ülkelerin enflasyonla mücadele politikalarını sekteye uğratmıştır. Uluslar arası rezervlerin artması karşısında Özbekistan hükümeti sıkı para politikası uygulamasına kaydı. Bu süreçte bir yandan döviz girdileri nedeniyle ulusal paranın aşırı değer kazanarak ihracatın rekabetçiliğine darbe vurmasının önüne geçmek, ama aynı zamanda iç piyasada fiyat istikrarının korunması için de belli düzeyde değer kazanmasına müsaade etme gereği arasında bir denge kurulmak zorundaydı.
1994 tarihli yabancı sermaye yasasına göre, yabancı yatırımcılar elde ettikleri bütün karları kendi ülkelerine aktarma hakkına sahip olacaklar ve her hangi bir anlaşmazlık durumunda taraflar karşılıklı olarak uluslararası tahkime başvurma hakkına sahiptirler. Ayrıca, yabancı ortaklık oran % 50 ve üzerinde olan kurumlar, beş yıl süreyle firmanın sahip olduğu varlıklardan zorunlu olarak dövize çevrilmesi zorunluluğu ertelenmektedir. Aynı şekilde, 1996 yılında yayınlanan bir başbakanlık genelgesiyle, toplam gelirinin % 60’dan çoğunu imalat sanayi faaliyetlerinden elde eden ve bu imalat sanayi faaliyetlerinin içinde yabancı sermayenin payının en az % 30 olduğu şirketler, bunların tedarikçileri ve her türlü risk ortaklıkları vergi indirimine tabi tutuluyor. 
Bütün teşvik edici ifadelere rağmen, netice itibariyle Özbekistan’ın yeterince yabancı sermaye çekemediği aşağıdaki tablo’dan de takip edilebilir. Bu ülkede doğrudan yabancı yatırım seviyesi diğer ülkelere nazaran hep düşük düzeyde kalmıştır. Zira bu ülkede yabancı sermaye yatırımlarına oldukça kısıtlayıcı yaklaşmaktadır. Özbekistan hükümetinin kendi kendine yeterlilik prensibi gereği, ithal ikameci sanayileşmeyi ön plana alması, yabancı sermaye konusunda gerek yasal, gerekse yasalarda olsa bile, pratikte bir takım uygulama zorlukları gündeme gelmektedir. Mesela, 1998 yılındaki son düzenlemelere göre de, bir şirketin gerekli teşvik mekanizmasından yararlanabilmesi için gerekli bir şart ta yabancı sermaye payının en az 150 bin dolar olması, bir ortağın en azından yabacı bir yasal statüde bulunması, yatırılmış sermayenin en az % 30 unun yabancı olması, yapılacak üretimin içeride üretimi olmayan bir mamulün üretimini kapsaması veya mevcut üretimi ikame edecekse, o zaman da ihracata yönelik olması, ayrıca yasa küçük ve orta ölçekli yatırımları da caydırmak istemektedir. Ve ülkede ticari hayatı düzenleyen mevzuat gelişmemiştir lüzumundan fazla dökümantasyon vardır.(Andican,Tic.Yat.,s.40 .,1998) 

Tablo-9 Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları 

1992 1993 1994 1995 1996 1997 1998
(milyon dolar)
9 48 73 100 84 167 226
(GSHM % si)
0.3 0.9 1.1 1.0 0.6 1.2 1.6
Kaynak: IMF, 1999. 


Sonuç olarak, 1998 yılında ülkeye gelen yabancı sermaye diğer ülkelere nazaran son derece düşük kalmıştır. Örneğin, 1998 yılı itibariyle Kazakistan, Kırgızistan ve Türkmenistan’a giren yabancı sermaye miktarı bu ülkelerin GSMH’lalarının sırasıyla % 5.1, %3.1, ve %2.4’üne ulaşmışken, Özbekistan’da bu oran1.6 düzeyinde kalmıştır. Giriş yapan yabancı doğrudan yatırım rakamları, yukarıdaki Temel Göstergeler Tablosu’ndan görüldüğü gibi, 1998 öncesinde yılda 100-150 ,1998 de ise 298 milyon dolar düzeyinde olmuştur. Ancak net rakamlar daha da küçüktür. ABD Ticaret Bakanlığı verilerine göre 1998 sonu itibariyle Özbekistan'daki doğrudan yabancı yatırımların kümülatif büyüklüğü sadece 400 milyon dolardır. En çok yatırım yapan ülkeler Türkiye, ABD, Kore, Endonezya, İngiltere, Almanya ve Japonya'dır.(Euroasian File.,1998)
En çok yabancı yatırım çeken sektör Özbekistan ihracatının 1/5'ini oluşturan altın sektörüdür. 1997 de 82, 1998 de 77 ton altın üretilmiştir. Bu sektörde ABD firması Newmont Mining ve Avustralya firması Western Mining Corp. Özbek firmalarla ortak şirketler kurarak yatırım yapmışlardır. 1996 yılında bu sektörde yatırım yapan Kanada firması Teck Corp. ise yatakların yeterince zengin olmadığı gerekçesiyle ülkeyi terketmeye karar vermiştir. Yabancıların ilgi gösterdiği diğer bir sektör otomotiv sektörüdür. Daimler-Benz ilk kamyon üretimini 1995 de gerçekleştirmiştir. 658 milyon dolarlık yatırm yapan G.Kore firması Daewoo (UzDaewoo-Avto) 1996 da binek otomobili üretmeye başlamıştır. %16 yerli parça oranı ile işe başlayan bu fabrika 2000 yılında %72 yerli parça oranına ve 200,000 otomobil kapasitesine çıkmayı hedeflemiştir. Ancak ana pazarı olan Rusya krize girince 1998 üretimi 54,400 adet düzeyinde kalmıştır. Tekstil ve telekomünikasyon yabancı yatırım çeken diğer sektörlerdir.
Özbekistan'ın 1992 de üye olduğu Dünya Bankası şimdiye kadar 9 projeye 44 milyon dolarlık kredi açmıştır. Özbek Finans Kuruluşlarının reorganizasyonu ile ilgili 25 milyon dolarlık başka bir kredi görüşme safhasındadır. Asya Kalkınma Bankası bir çok altyapı projesinin finansmanını sağlamaktadır. ABD Eximbank'ının Özbekistan'a yönelik kredileri toplamı 800 milyon doları bulmuştur. OPIC'in Özbekistan'daki ABD firmalarına kullandırdığı fonlar 1999 başı itibariyle 194.3 milyon dolar olmuştur. EBRD, altın madeni, Daewoo'nun otomobil yatırımı, Taşkent Havaalanı ve Fergana rafinerisinin yenilenmesi projelerine ortak olmuştur. Büyük projelerin fizibilite çalışmalarına fon Amerikan Kalkınma Ve Ticaret Bürosu (TDA)’da pek çok projeye destek sağlamaktadır.


Sonuç
Bağımsızlık sonrası Özbekistan, daha önce kurulmuş olan ama bütün bir bölgede ekonomilerin çökmesiyle sonuçlanan merkezi plan uyarınca ve ideolojik önceliklere göre şekillenmiş bir bölgesel entegrasyondan kurtulup, etkilerin en aza indirip, ilkleri ve felsefesi tamamen farklı yeni ve çok daha küresel bir nitelik arz eden serbest piyasa ve dünya ticaret rejimine entegre olma sürecine girmiştir. 
Bu uğurda bir yandan eski ilişkilerin yarattığı olmsuz mirası tasviye etmek, öte yandan da bu yeni süreçte toplumun ödemesi gereken alternatif maliyeti en aza indirmek için tedrici ve kontrollü bir yol izlenmektedir. 
Yeni süreç uzun vadede ticari, finans ve diğer faktör hareketlerinde bir küresel entegrasyon hedeflemekte olsa da kısa vadede yapılması gerekenlerin yapılmadığı, sürekli ve istikrarlı olmadığı, yer, zaman ve sıralama hataları işlendiği ortak kanaat haline gelmiştir. 
Bağımsızlığın ilk yıllarındaki özelleştirme, ticari ve finansal liberalizasyon çalışmaları 1994 yılından sonra geriye gitmiş, ekonomide yaşanan dar boğazlar da dikkate alınarak 1998 ve sonrasında tekrar yeniden olumlu bir sürece girilmiştir. 
İlk yıllarda hızla uluslar arası kurumlara ve bölgesel oluşumlara üye olabilen Özbekistan, gerek kendisinin gerekse uluslar arası toplumun artık çok daha net hale gelen şüpheci yaklaşımları nedeniyle nispi bir dışlanmanın eşiğine gelmiş, nitekim 1996 yılında IMF vaadettiği yardımları yani stand by anlaşmasını askıya aldığını açıklamıştır. 
Bütün bunlardan sonra, bağımsızlığın son yılında, Özbekistan’ ın gerek ticaret ve gerekse sermaye akımları açısından özgür dünyaya istenen düzeyde bir entegrasyon sağladığı söylenemez. Ancak her halde büyük oranda başlangıç koşullarının daha çok ilk yıllardaki avantajı nedeniyle, diğer ülkelere kıyasla Özbekistan’ın ihracat performansı, Pazar ve mal çeşitliliği sağlaması alanlarında çok da geri kalmadığı söylenmelidir. 
Ayrıca “kendi kendine yeterlilik” anlamında enerji ve buğday gibi önemli bir takım alanlarda bu hedefine –hiç olmazsa- şimdilik ulaşmak yolunda olduğu ifade edilmelidir. Yine ulusal politikalar bağlamında, bütün bunları ülkeyi çok ağır bir borç yükünün altına sokmadan ve ulusal bağımsızlığı çok fazla feda etmeden yaptıkları da not edilmelidir. 


BİBLİYOGRAFYA


Andican , Ahat , Türk Cumhuriyetlerinde Ticaret-Yatırım Ortamı ve Mali Sektör , Türk Cumhuriyetleri İşbirliği Programı Sektörü Çalışma Heyeti , T.C. Devlet Bakanlığı , Ankara 1998


Kaser , Michael , The Economies of Kazakistan and Uzbekistan , Former Soviet South Profect , The Royal Institute of International Affairs , Chameleos Press , London 1997

Özbekistan Ülke Raporu, ITO, İstanbul.,1992



Strategy for Uzbekistan , Document of the Europen Bank for Reconstruction and Development , BDS/U2/96-1 , Belgium 1996



Uzbekistan Economic Review , IMF , Washington 1992


Uzbekistan , Euroasian File , TİCA Ankara 1998



Zhukov, Stanislav, “Economic Development in the states of Central Asia”, Central Asia in Transition: Dilemmas of Political and Economic Development, M.A. Sharpe, London.1996



The Economist Intelligence Unit , Uzbekistan Country Report , 3 rd Quarter 1997

The World Bank , Statistical Handbook 1996 , States of the Former USSR

Yuldesheva , Guli , Özbekistan’da Bölgesel Politik Entegrasyon , Belgelerle Türk Tarihi Dergisi , Aralık 1998 , Sayı 23