33.SAYI ÖZETLERİ (ABSTRACTS OF 32th ISSUE)
KÜRESELLEŞMENİN ULUS DEVLET ÜZERİNDEKİ MUHTEMEL ETKİLERİ
![]()
Hakan GÜNDOĞDU
Muhammed KARATAŞ
Yeni liberal kapitalist küreselleşmenin ulus devlet üzerindeki etkilerini araştıran bu makalede öncelikle, böyle belli türden bir küreselleşme küresel bir zaman ve mekân algısı anlamındaki yansız bir küreselleşmeden ayrılır ve ardından onun gelişimi açıklanıp güçlü ve zayıf küreselleşme denilen iki formundan söz edilir. Daha sonra, güçlü küreselleşmenin lehindeki ve aleyhindeki deliller analiz edilerek küreselleşme karşısında Türkiye’nin durumu ele alınır. Sonuçta, küreselleşmenin ne geri döndürülemez/tersinemez ne de kaçınılamaz olduğu gösterilir ve böyle bir küreselleşme karşısında ulus devletin ne yapabileceğine dair bir takım önerilerde bulunulur.
Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, küreselleşmenin boyutları, güçlü küreselleşme lehinde ve aleyhindeki deliller, aydınlanma felsefesi, ulus devlet, ekonomi, Türkiye, çok uluslu şirketler.
PROBABLE EFFECTS OF GLOBALIZATION ON NATION-STATE
This article explores effects of the new liberal capitalist globalization on nation-state. First, it distinguishes such a certain kind of globalization from a neutral globalization in the sense of the perception of a global time and space. And then it explains its development and mentions its two forms called strong and weak globalizations. Afterwards, it analyses the arguments for and against strong globalization. In the meantime, it deals with the case of Turkey versus such a globalization. Consequently, it shows that globalization is neither irresistible nor inevitable and makes some suggestions for nation states in the face of such a kind of globalization.Keywords: Globalization, dimensions of globalization, arguments for and against strong globalization, philosophy of enlightenment, nation state, economy, Turkey, multinational corporations.
Avrasya Ticaretinin Yeniden Canlanmasında TRACECA Projesinin Etkileri ![]()
Serkan YALÇIN
Ekonomik aktivitelerin uygun ve etkili olarak işlemesi birçok unsuru beraberinde gerektirmektedir. Bunlardan önemli birisi ülkedeki altyapının gelişmişlik derecesidir. Eğer bir ülkedeki altyapı gelişmişse, hem yerel hem de yabancı yatırım için gerekli olan önemli bir unsur yerine getirilmiş olur. İpek Yolu geçmişte bölgedeki uluslararası ticarette bir altyapı unsuru olarak önemli rol oynamıştır. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra, bölge ülkelerindeki ticaretin şekli ekonomik değişime bağlı olarak değişikliğe uğramıştır. Şu anda Avrupa Birliği tarafından yönetilen TRACECA projesi, eski İpek Yolu’nu canlandırma ve bölge ülkelerin hem yurt içi hem de yurt dışı ekonomik aktivitelerini hızlandırma amacını taşımaktadır. Bu çalışmada, TRACECA projesinin Orta Asya (Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan) ve Kafkas (Ermenistan, Azerbeycan ve Gürcistan) ülkelerine sağlayacağı katkılar ve Avrasya ticaretini yeniden canlandırmaya etkisi tartışılacaktır.
Anahtar Kelimeler: Kafkaslar, Orta Asya, Uluslararası Ticaret, TRACECA projesi ve İpek Yolu
Abstract
Revitalizing the Eurasian Trade: Prospects from the TRACECA Project
From early economic activities in the form of barter to today's high-tech ones, what has remained stable throughout the ages is the availability of appropriate infrastructure facilitating both domestic and international commercial activities. Economic units need different inputs to survive, and infrastructure enables the effective and efficient procurement of such input. The Silk Road was once such an infrastructure element that stimulated not only trade but also stability and peace throughout the Eurasia over a millennium between 2nd century BC and late 12th century. After the collapse of former Soviet Union (FSU), the form of trade within the FSU countries as well as the trade of FSU countries with other countries has somewhat changed due to economic transition from a closed and controlled economy to an open and competition-based market economy. The TRACECA (Transport Corridor Europe Caucasus Asia) project today, initiated by the EU, is aiming at revitalizing the former Silk Road, and is supposed to be an important impetus to the development of trade, political stability, and peace in the region not only in this transition period but also in the future makeup of the region. This paper discusses the prospects from The TRACECA project in revitalizing the Eurasian trade.Key Words: Eurasian Trade, the TRACECA Project, Caucasus, Central Asia, and Silk Road
Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Ortak Tarım Politikası, Tarım Lobileri, plüralizm, entegrasyon.
YOKSULLUK VE GELİRİN YENİDEN DAĞILIMI AÇISINDAN
“ASGARİ ÜCRET” ![]()
Rabihan Yüksel ARABACI
Asgari ücret uygulamasının amacı, işçi ve ailesinin yoksulluğa düşmeden hayatını devam ettirebilmesidir. Asgari ücret, aynı zamanda ülkedeki gelir dağılımı adaletini sağlama fonksiyonunu üstlenir. Çünkü yasal olarak ücretler, belirlenen “asgari ücretin” altına düşürülemeyeceğinden dolayı, düşük ücretli çalışanlar ve ailelerine doğru gelirin yeniden dağılımı sağlanır.
Asgari ücretin iki olumsuz sonuç yaratabilmesi mümkündür. Bunlardan ilki, düşük ücretli çalışanlar için işsizlik tehlikesi, ikincisi ise, orta gelir gruplarının ikincil çalışanlarının asgari ücretli işlere yerleşmeleri ile gelirin yeniden dağılımının tersine dönmesidir. Ancak ampirik çalışmalar asgari ücretten yararlanan kesimlerin çoğunlukla alt gelir grupları olduğunu ortaya koyarken, son yıllarda yapılan çalışmalar da beklendiği gibi asgari ücretin emek talebini azaltmadığını vurgulamaktadır. Geliri yeniden dağıtan diğer politikalarla da kıyaslandığında da asgari ücretin birçok üstün yönü bulunmaktadır. Fakat bununla birlikte, yoksulluk sorununun çözümünü tek başına asgari ücretle sağlanamayacağından dolayı diğer sosyal politikalarla desteklenmelidir.
Anahtar Kelimeler: Asgari ücret, yoksulluk, gelirin yeniden dağılımı, gelir dağılımı, ücret farklılıkları.
Abstract
MINIMUM WAGE: POVERTY AND INCOME REDISTRIBUTION PERSPECTIVE
The aim of minimum wage is to protect labour and their families from falling into poverty. Also minimum wage helps a fair income distribution in a country. Since wages can’t fall under the minimum, redistribution will favor low paid workers and their families.
An increase of the minimum wage can have two negative effects; First of them is, joblessness of low paid workers. Secondly, women and young workers of middle and high income groups will get minimum wage jobs thereby resulting in contrary than expected income redistribution. But empirical studies show that the minimum wage worker generally belong to low income groups, and also these studies show that the minimum wage hasn’t any negative effect on labour demand. Compared with other redistributive tools, minimum wage has certain beneficial aspects. It is not possible that minimum wage alone can solve poverty problems therefore it must be maintained with other social policies.
Keywords: Minimum wage, poverty, income redistribution, income distribution
KKTC’de Tüketim Kooperatiflerini Sarsan Krizin Anatomisi ![]()
Okan Veli ŞAFAKLI
Erdal GÜRYAY
Başta Avrupa Birliği (AB) ülkeleri olmak üzere Dünyanın birçok yerinde tüketim kooperatifleri pazarda önemli paya sahip bulunmaktadır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) ise tüketim kooperatiflerinin önemi tarihsel süreçte azalmaktadır. Bu yönde yapılan analiz, tüketim kooperatiflerinin kriz içinde olduğunu göstermektedir. Bu çalışmanın ise temel amacı, KKTC’de tüketim kooperatiflerinin karşı karşıya oldukları krizin temel nedenlerini ortaya koymak ve tüketim kooperatiflerinin geliştirilmeleri yönünde önerilerde bulunmaktır. Çalışmada özetle, krizin temel nedenlerinin sosyo-ekonomik ve kültürel yapıdaki sektörel değişimler, kooperatif sekreter ve yöneticilerinin eğitim eksikliği, kooperatifçilik ve market işletmeciliğine yönelik hizmet içi eğitim eksikliği, serbest rekabet şartlarına uyum gösterememe, üst birlik sorunu ve yetersiz denetim olduğu tesbiti yapılmaktadır.
Anahtar Kelimeler: KKTC, Tüketim Kooperatifleri, Kriz, Anatomi, Araştırma
Abstract
THE ANATOMY OF CRISIS DAMAGING CONSUMER COOPERATIVES IN TRNC
Consumer cooperatives have substantial market share at different places of the world among which European countries play a major role. However, retrospective analysis shows that the economic importance of both total cooperative movement and consumer cooperatives in the Turkish Republic of Northern Cyprus (TRNC) is apparently falling dawn. This adverse state of cooperatives can be considered as the indicator of crisis. In this respect, the main aim of the study is to find out basic reasons of the crisis and make recommendations accordingly. As a result of the study it can be concluded that the basic reasons of the crisis are socio-economic and cultural sectoral changes, educational inadequacy of secretarial services and management, absence of internal training related to the cooperative movement and professional management of groceries and similar businesses, failure of not being able to adapt consumer cooperatives to free enterprise system, absence of Supra-Unity, and insufficent inspection and supervision.
Keywords: TRNC, Consumer Cooperatives, Crisis, Anatomy, Research
AMERİKA’YA OSMANLI GÖÇLERİ VE DEVLETİN ALDIĞI TEDBİRLER
![]()
Adem KARA
On dokuzuncu yüzyıl sonlarından itibaren ABD, Arjantin ve Brezilya’ya göç etmeye başlayan Türkler, genellikle kendi içine kapanık bir hayat yaşamıştır. Amaçları, en kısa zamanda para kazanıp yurda dönmektir. Çok azı, diğer milletlere mensup kişilerle evlenmiş ve ABD’ye yerleşmiştir.
Bu makalede Latin Amerika’ya yapılan göçlerin nedenleri, Osmanlı devletinin karşı karşıya kalmış olduğu bu durum karşısında almış olduğu tedbirler işlenmeye çalışılmıştır. Bu konuda fazla bir çalışma olmamasının yanında Osmanlı devletine ait belgeler ilk kez kullanılmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Uluslar arası göç, Amerika Birleşik Devletlerinde Türkler, Arjantin, Brezilya, Güney Amerika.
Abstract
The Ottoman Migrations to America and the Measures Taken by the Ottoman State
The Turks who emigrated to the United States, Argentina and Brazil from the late nineteenth century have generally lived as a closed society. Their primary aim was to earn a living and return as soon as possible. Therefore, very few of them married women from other nations or settled down permanently. This article deals with the reasons for this migration to Latin America and the measures taken by the Ottoman state faced with this situation. Very few studies have been carried out on this matter, and this is the first time that Ottoman state documents have been used.
Keywords: Emigration, Turkish immigrants in the United States, Argentina, Brazil, Southern America.
Selçuklu Çağında Sivas Ortaçağda Bir Anadolu–Türk Kentnin İşlevsel Kimliği Üzerine Hipotetik Yaklaşımlar ![]()
Koray ÖZCAN
Bu araştırmanın amacı, Anadolu’da Selçuklu çağında örgütlenen yerleşme ve ulaşım sisteminin düğüm/odak merkezlerinden biri olduğu öngörülen Sivas kentinin, işlevsel kimliğine ilişkin kestirimler yapılmasıdır. Bu kestirimler, Selçuklu çağında Sivas kentinin işlevsel kimliğinin tanımlanmasına dönük olarak üretilen bir dizi hipotetik yaklaşıma dayalı olarak ortaya konulacaktır.
Araştırma; Selçuklu çağında Sivas kentinin işlevsel kimliği üzerine ortaya konan bir dizi hipotezlerin, vakâyî–nâme, vakıf–nâme ve nümizmatik veriler gibi Selçuklu çağına ilişkin tarihi kayıtlar ile kervansaray, cami ve medrese gibi anıtsal–kamusal hizmet yapılara ilişkin arkeolojik bulgular ve mimari kalıtlar eşliğinde test edilmesine dayanan bir yöntem kurgusu içinde ele alınmıştır.
Anahtar kelimeler: Anadolu, Selçuklu Çağı, Sivas, hipotetik yaklaşımlar, işlevsel kimlik.
Abstract
A HYPOTHETICAL APPROACH ON THE FUNCTIONAL IDENTITY OF AN ANATOLIAN–TURKISH TOWN IN THE MIDDLE AGES:“SIVAS DURING THE SELJUK ERA”
The aim of this paper is to estimate the functional identity of Sivas which was one of the nodal centers in the organized urban network and transportation system in Anatolia during the Seljuk era. We shall attempt this through a method that depends on the hypothetical approaches developed in this paper as related to the functional identity. The methodology of this paper is based on examining the original historical texts and archeological findings and architectural inheritances. The results shall be evaluated according to the hypothetical approaches developed.
Keywords: Anatolia, Seljuk Era, Sivas, hypothetical approaches, functional identity.
Özbek Romanının Doğuşunda Abdulla Qodiriy’nin Tarihsel Romanlarının Rolü
![]()
Aziz MERHAN
Çarlık Rusyasının Türkistan’ı işgali devrinde, özellikle 1910’dan sonraki yıllarda varlık göstermeye başlayan türlerden biri romandır. Kısa hikâyeler için kullanıldığı için önce kavram, 1920’li yıllarda ise Abdulla Qodiriy’nin tarihsel romanlarıyla tür olarak Özbeklerin yaşamına girer. Bundan dolayı 44 yıl gibi kısa bir ömür yaşamış olan Qodiriy, bu türün Özbekistan’daki öncüsü kabul edilmekte, onun etkisi günümüzde bile genç kuşakları roman yazmaya teşvik etmektedir.
Anahtar Kelimeler: Abdulla Qodiriy, Tarihsel Roman, Özbek Romanı, Özbek Edebiyatı
Abstract
THE ROLE OF HISTORICAL NOVELS OF ABDULLA QODIRIY IN THE BIRTH OF UZBEK NOVEL WRITING
The novel is one of the types that started to stand out especially in the years after 1910 during the period of the occupation of Turkestan by Tsarist Russia. Firstly, it was a term used just for short stories but in the 1920’s it became a part of Uzbeks’ life as a literary type thanks to the historical novels of Abdulla Qodiriy. For this reason, Qodiriy, who lived a short life of 44 years, is considered as the pioneer of this type in Uzbekstan and today his impact still encourages young generations to write novels.
Keywords: Abdulla Qodiriy, the historical novel, the Uzbek novel, Uzbek literature
TÜRKİYE TÜRKÇESİNDE ÖNEMSENEN BİLGİYİ VURGULAMA YOLLARI
![]()
Kerime ÜSTÜNOVA
Bir yandan hayal dünyasının sınırlarını zorlayacak kadar büyülü, bir yandan insan zihnini uğraştıracak kadar karmaşık bir sistem, dizge olan dil; insanoğluna bilgiyi, duygu ve düşünceyi aktarmada pek çok seçenek sunmuştur. Kullanıcılar da, dilin sunduğu olanaklar doğrultusunda kendine göre önemli saydığı bilgiye odaklanmakta, öne çıkarmak istediği bilgiyi alıcıya sunabilmek için arayışlar içine girmektedir. Bunu gerçekleştirmek için birçok anlatım tekniklerinden yararlanılır. İlgi cümlesi, koşul cümlesi, açıklamalı cümle, devrik cümle gibi çeşitli cümle türleri, tekrarlar, ters yapılar, sıfat, zarf, zamir, bağlaç gibi kimi görevsel biçimbirimlerin kullanımı, söz diziminde kurallar çerçevesince yapılan sıralama değişiklikleri önemsenen bilgiyi ön plana çıkarma amaçlı kullanılabilmektedir. Böylece alıcı ile verici arasında kodlama ve kod çözmeye dayalı bir sistem olan iletişim sağlıklı kurulmakta, yanlış anlamalara yer verilmemektedir.
Anahtar sözcükler: iletişim, sözdizimi, tümce, vurgu, odaklama, vurgu teknikleri.
Abstract
WAYS OF EMPHASIZING THE INFORMATION CONSIDERED SIGNIFICANT IN ANATOLIAN TURKISH
Language, while in a mind boggling way forces the limits of our imagination, on the other hand, it is a complex system and arrangement which makes the human mind work and it offers many alternatives for the human being to express knowledge, emotion and thought. So the user can focus on the information which they consider as important, and searches within the limits of the possibilities provided by the language in order to emphasize the information he wants to transfer to the receiver. Many expression techniques can be used to realize this. Various kinds of sentences like the relative clause, provision clause, description sentence, inverted sentences, use of some functional morphemes like repetitions, reverse structures, adjective, adverb, pronoun and conjunction and making some order changes in the syntax, appropriate to the rules are all for stressing the information considered important. In this way, a reliable communication, which is a system, based on coding and decoding, is created between receiver and transmitter; so, there is no misunderstanding.
KeyWords: communication, syntax, sentences, accent, focusing, stress techniques
W.A.MOZART’IN “SARAYDAN KIZ KAÇIRMA” OPERASINDA TÜRK İMGESİ
![]()
Elif Sanem GÜLEÇ
Birey veya toplumun, kendisini nasıl algıladığı sorusunun yanıtları onun kimliği ya da kimliklerini oluşturur. Başkalarının onun hakkındaki izlenimleri, yargıları imge veya imgeler olarak tanımlanır.
Avrupalının bakış açısına göre Müslüman Türkler, Osmanlı İmparatorluğu’nun 1683 yılındaki II. Viyana kuşatmasına kadar Avrupa devletlerine baskı yapmışlar, sınırlarını Avrupa’nın önemli bir bölümünü içine alarak genişletmiştir. Bu nedenle, bu dönemde Avrupalının zihninde Türkler hakkındaki düşünceler yağmacılık, kıyıcılık şeklindedir. Müslüman Türklerle Avrupa ilişkileri Müslüman-Hıristiyan ilişkisi şeklinde anlaşılmıştır.
Türk tipinin 15. yüzyıldan itibaren Avrupa sahne sanatlarında yer alması, İstanbul’un Osmanlılar tarafından 1453’de fethinden sonra siyasal ve askeri ilişkilerin yanı sıra kültürel ilişkilerle de bağlantılı olarak 1454’deki Rönesans şenliklerinde başladığı anlaşılmaktadır.
16. yüzyılda Batı Turqurie ile Osmanlının, dolayısıyla Türklerin kültürel açıdan etki alanına girmiştir. Türklerin opera sahnesinde görülmeleriyse, 17. yüzyılın ilk yarısında başlamıştır.
18. ve 19. yüzyıl operalarında temsil edilen Türk tipinde ise genellikle Türk soyluların asaletine saygı duyulur ancak Türk kültüründeki kadına bakış açısı, Türklerde ahlaki yargılar, kıyıcılık, kaçırma gibi yerleşik konular alay konusu edilmiştir.
Anahtar Kelimeler: İmge, Türk imgesi, Rönesans, opera, libretto.
Abstract
AN INSPECTION OF THE TURKISH IMAGE IN W.A. MOZART’S “DIE ENTFÜHRUNG AUS DEM SERAIL”
The answers to how an individual or a society perceives itself construct their identity. What others think about them is defined as an image. To the European viewpoint, Muslim Turks have oppressed European countries until the second siege of Vienna by the Ottoman Empire in 1683, and expanded well into Europe. Therefore, average European thought the Turks were looters and cruel people in that period. The relations of Muslim Turks with Europe were understood as Muslim-Christian relationships. It is seen that the Turk started appearing as a character in European performing arts from the 15th century on in the Renaissance festivals in 1454, as part of the cultural relations that started along with the political and military relations after the conquest of Istanbul by the Ottomans in 1453. In the 16th century the west entered the area of influence of Turquerie and the Ottomans, and consequently of the Turks. We encounter Turks in the opera stages in the first half of the 17th century. Generally, in the Turkish character represented in 18th and 19th century operas the nobility of Turkish noblemen is respected, but matters such as the Turkish point of view about women, Turkish moral values, cruelty and abduction were ridiculed.
Keywords: Image, Turkish image, Renaissance, opera, libretto
POSTMODERNİZM VE KÜRESELLEŞME BAĞLAMINDA “WORLD MUSIC” TANIMLAMASI ![]()
Zeynep Gülçin ÖZKİŞİ
“World music” terimi, 1970’lerin sonuna doğru bazı etnomüzikologlar tarafından, “dünya halklarının tüm müzikleri”ni tanımlamak üzere kullanılmaya başlanmıştır. Ancak terim, 1980’lerden itibaren, postmodernizmin yerel kültürleri ön plana çıkarmasıyla bağlantılı olarak, özellikle ve yalnız “batı-dışı” coğrafyalara ait müzikleri ifade etmekte kullanılır olmuştur. Makalede, “world music” başlığı altında toplanan türlerin, ırk ve coğrafi yapılara göre göstermiş olduğu benzerlik ve farlılıklar göz önünde bulundurularak değerlendirilmiş; world music olgusunun tanımı, modernizm ve postmodernizm süreçlerinde açıklanarak, globalizmin modern ve postmodern süreçlerde, müzik disiplinine ne şekilde yansıdığı, eklektisizm kavramıyla yakın denklik kurularak ele alınmıştır.
Anahtar Kelimeler: globalizm, “üçüncü-dünya”, “batı-dışı”, “öteki”, postmodernizm, modernizm, etnik, eklektik, world music
Abstract
A DEFINITION OF “WORLD MUSIC” IN THE CONTEXT OF POSTMODERNISM AND GLOBALIZATION
The term “world music” started to be used in order to describe “all the music of world people” by some ethnomusicologs towards the end of the 1970’s. However, since the 1980’s it has been used to express the music that belongs to especially and only out-of-West geographies in relation to that post-modernism has brought the local cultures in the foreground. Having been evaluated by considering the similarities and differences that the kinds under the title of “world music” in the article show according to the racial and geographical structures; the definition of world music in fact has been explained in the processes of modernism and postmodernism. Moreover, how globalism has affected the music principle has been discussed by founding equivalance with eclecticism.
Keywords: globalization, “third-world”, “non-western”, “other”, postmodernism, modernism, ethnic, eclectic, world music.
LEZGİ ALİMİ MUHAMMED YARAGÎ’NİN KAFKASYA BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİNDEKİ ROLÜ ![]()
Ahmet KÖMÜRCÜ
Kuzey Kafkasya bölgesi, tarih boyunca önemli bir konuma sahip olmuştur. İrili ufaklı sekiz ülkeden oluşan bölgenin hiç kuşkusuz en önemlisi, Dağıstan Cumhuriyeti’dir. Halife Hz. Ömer döneminde İslam ile tanışan Dağıstan, yer altı ve yer üstü zenginlikleri, doğudan batıya uzanan ipek yolu ile İran ve Güney Kafkasya’yı Kuzeye (Rusya) bağlayan karayolu kavşağında yerleşmesi hasebiyle stratejik bir konuma sahiptir. Bu bölge son üç asırdan beri, İran, Osmanlı Devleti ve Rusların hakimiyet mücadelelerine sahne olmuştur.
Dağıstan, mozaik sosyal yapısıyla tarihte bir çok alim, devlet adamı ve kahramanlar yetiştirmiştir. Ömer Ziyaeddin Dağıstani, Gazi Muhammed, Şeyh Şamil, Şerafeddin Dağıstani, Gamzat Resulov ve Molla Muhammed Yaragi onlardan sadece birkaç tanesidir. Dağıstan, adını 19. asırda, İmam Şamil ile bütünleşen Kafkasya bağımsızlık mücadelesi ile adını başta İslam alemi olmak üzere tüm dünyaya duyurmuştur.
Bu makalede, bağımsızlık mücadelesinin ana rükünlerinden ve İmam Gazi Muhammed ile Şeyh Şamil’in hocası, büyük alim Molla Muhammed Yaragi’nin hayatı ve ilmi şahsiyeti ele alındı. Bu yapılırken, yaşadığı asrın sosyal ve siyasi durumu da incelendi. Daha sonra ise M. Yaragi’nin bağımsızlık mücadelesindeki rolü ile “müridizm” hareketine yer verildi. Alimin bilinmeyen yönleri ile müridizm hareketinin İmam Mansur ile değil, Gazi Muhammed ve M. Yaragi ile başladığı gerçeği ilk defa ortaya kondu.
Anahtar Kelimeler: Molla Muhammed Yaragi, Kafkasya, Dağıstan, müridizm, bağımsızlık,
Abstract
THE LIFE OF MUHAMMAD YARAGÎ AND HIS ROLE ON THE STRUGGLE FOR THE INDEPENDENCE OF CAUCASIA
The northern Caucasus held a very important place in history. Eight different states are located in this region and the Republic of Dagestan is the most important one. The first Islamic frontiers arrived in Dagestan during the reign of Caliph ‘Umar. Dagestan is located at a highly strategic place known as the Silk Road, roads connecting the Southern Caucasus and Iran to the North and in Russia passes through Dagestan. Needless to say, the region is highly rich in natural resources. Iran, Russia and the Ottoman Empire struggled for the last three centuries to take the control of the region. Dagestan was home to many well-known scholars, politicians and heroes having a cosmopolitan atmosphere. Ömer Ziyaeddin Dağıstani, Gazi Muhammed, Şeyh Şamil, Şerafeddin Dağıstani, Gamzat Resulov and Molla Muhammed Yaragi are only a few to name. Dagestan made its mark in the international arena with Sheik Shamil who started the independence movement of the Caucasus in the19th century. This article focuses on the intellectual life of Muhammed Yaragi who is one of the greatest scholars of the region and one of the leading figures of the independence movement. He was also the teacher of Imam Gazi Muhammed and Sheik Shamil. His role in the independence movement and the term ‘Muridism’ are explained in this article. This article proves that the movement of muridism was started by Muhammed Yaragi, not by Imam Mansur. Some unkown facts about his life were mentioned for the first time in this article.
Keywords: Molla Muhammed Yaragi, Caucasus, Dagestan, müridism, independence,
BAĞIMSIZLIK SONRASINDA, TÜRKİYE TÜRKÇESİNDEN AZERî TÜRKÇESİNE GEÇEN KELİMELER ![]()
Erdal KARAMAN
Azerbaycan bağımsızlığını elde ettikten sonra dış dünya ile bütünleşmesini hızla sağlamaya başladı. Bu süreçle birlikte Türkiye ve Azerbaycan ilişkileri her geçen gün artarak devam etti. Sözü edilen dönemde aralarında din, dil ve tarih birliği olan iki ülke birbirine daha da yakınlaştı. Ülkeler arasındaki ortak değerlerin çok olması ilişkilerin seyrini olumlu yönde etkilemektedir. Bu münasebetler sırasında Türkiye Türkçesi’nden birçok kelimenin Azerbaycan Türkçesi’ne geçtiği görülmektedir. Bu çalışmada, bağımsızlık sonrasında, 1993–2003 yılları arasında, Türkiye Türkçesi’nden Azerbaycan Türkçesi’ne geçen kelimeler ele alınmıştır.
Anahtar Kelimeler: Azerbaycan Türkçesi, Türkiye Türkçesi, bağımsızlık sonrası, kültürel ilişkiler, basın, kelime alışverişi.
Abstract
LOAN WORDS FROM THE ANATOLIAN TURKISH DIALECT IN THE AZERI DIALECT AFTER THE INDEPENDENCE
After achieving independence Azerbaijan rapidly began to integrate with the outer world. In developing this process at the same time relations increasingly developed between Azerbaijan and Turkey both of which have common religion, language and historical roots. During the developing of relations it has been observed that some words in Turkey evolved in the Azerbaijanian language. This article examines the Turkish words that are borrowed into the Azerbaijani Turkish dialect during the period from 1993 till 2003.
Keywords: Azerbaijani Turkish, Turkey`s Turkish, post independence, cultural relations, media, word transfering
Enver Paşanın Anadolu’da İktidarı Ele Geçirme Çabaları ![]()
Saime YÜCEER
Birinci Dünya Savaşında uğranılan yenilgi sonunda Enver, Talat ve Cemal paşaların da içinde bulunduğu İttihat Terakki Fırkasının ileri gelenleri, ülkeyi terk ettiler. Ancak siyasi hayattan, tamamıyla çekilmediler. Enver Paşanın Kuruçeşme’deki yalısında yaptıkları son toplantıda kararlaştırılan esaslar üzerinde, mücadelelerini yurt dışında sürdürmeye karar verdiler. Aynı toplantıda gerektiğinde Enver Paşanın askeri bir kuvvetle, Anadolu’da işgale karşı bir hareket başlatması kararı da alındı. Ancak onlar yurt dışında bulunduğu sürede Milli Mücadele örgütsel bir yapıya dönüşmüş liderliğini de Mustafa Kemal Paşa üstlenmişti. Bu çerçevede İttihatçı liderler, başlangıçta Anadolu’da yürütülen Kurtuluş Savaşına yardım sağlama amacına yönelik çalışmalarda bulundular.
Ancak kısa süre sonra Enver Paşa çalışmalarını, Milli Mücadelenin liderliğini ele geçirme amacına yönelik olarak yürütmeye başladı. Bu girişimi, siyasi genel duruma göre artan ve azalan ölçülerde Bolşevik Ruslar tarafından da desteklendi. Kütahya Eskişehir Muharebelerinde uğranılan yenilgi, içerde ve dışarıda Enver Paşaya olan desteği arttırdı. Ancak baştan itibaren Ankara’nın İttihatçılara karşı aldığı sıkı önlemler kontrolün sağlanmasında etkili oldu. Milli Mücadelenin gidişatını belirleyen Sakarya Meydan Muharebesinin kazanılması, Mustafa Kemal’in liderliğini kolay kolay sarsılmayacak bir şekilde kuvvetlendirdi. Bu durum karşısında Enver Paşa geri adım atarak yönünü Orta Asya’ya çevirdi ve Türkistan Milli Mücadelesini başlatmak kararıyla yola çıktı. Bu gelişmelere rağmen Sakarya Zaferinden sonra da, Ankara’da bir müddet daha Enver Paşaya yönelik endişeler devam edecekti.
Anahtar Kelimeler: Mustafa Kemal Paşa, Enver Paşa, İttihat Terakki Fırkası, Milli Mücadele, Anadolu, Bolşevizm.
Abstract
ENVER PASHA’S EXERTIONS TO GAIN POWER IN ANATOLIA
After the defeat of First World War, the dignitaries of the Union and Progress Committee, like Enver, Talat and Cemal Pashas, left the country. But they were not withdrawn from political life entirely. On their last meeting at Enver Pasha’s shorefront villa in Kuruçeşme, they had decided to continue their struggle abroad. On that meeting also, they decided if the necessity arises, Enver Pasha would organize a military resistance against the occupation of Anatolia. But while they were abroad, the National Struggle had already been organized and Mustafa Kemal Pasha became the leader of that struggle. Within this frame, at the beginning the Unionist leaders did some actions and tried to help the War of Independence in Anatolia.
But, after a short while Enver Pasha directed his actions towards to gain the leadership of the National Struggle. His new approach was also supported by Russian Bolsheviks with increasing or decreasing extent according to the course of general political events. The defeats of Kütahya and Eskişehir battles, increased the support on Enver Pasha both inside the country and abroad. But the severe measures and actions against the Unionists by Ankara from the very beginning, became effective to control the events. The winning of Sakarya Field War which affected the future of the National Struggle, was also strengthened the leadership of Mustafa Kemal steadily. Thereupon, Enver Pasha renounced his intentions about Anatolia and headed for Central Asia. His new aim was to organize Turkistan National Struggle. While new course of events were taken place, even the aftermath of Sakarya Winning, some suspenses and disturbances about Enver Pasha still continued at least for a while in Ankara.
Keywords: Mustafa Kemal Pasha, Enver Pasha, The Union and Progress Committee, National Struggle, Anatolia, Bolshevism.
"Makalelerin tamamını +90 216 461 19 83 ya da
info@academical.org
adresinden temin edebilirsiniz."
Ana Sayfa || Yeni Sayı || Arşiv || İletişim || Yayın İlkeleri || Abone || Linkler || Siteye Kayıt || Önerileriniz || Sıkça Sorulan Sorular? || Site Haritası || E-posta || Akademik Araştırmalar Merkezi || English