32.SAYI ÖZETLERİ (ABSTRACTS OF 32th ISSUE)

AB'de Demokrasi ve Yönetişimi Yeniden Düşünmek

Hüsamettin İNAÇ

Bu makale, ulusal bütçe süreçlerindeki farklılıkların mali disiplin düzeyine etkisini ele almaktadır. Literatürdeki teorik argümanlar ve ampirik kanıtlar, daha hiyerarşik ve saydam olan bütçe prosedürlerinin daha düşük bütçe açığına yol açtığını göstermektedir. Bu yüzden, günümüzdeki bütçe reformları, Maliye Bakanlığının güçlendirilmesi, mali hedefler oluşturulması, çok yıllı bütçeleme, bütçe kapsamının genişletilmesi ve bütçesel saydamlığın artırılması gibi temel düzenlemeleri içermektedir. Yeterince hiyerarşik ve saydam olmayan Türk bütçe süreci de geçtiğimiz yıllarda mali disiplini sürdürmek üzere yeniden yapılandırılmıştır. Getirilen yenilikler genel olarak dünyadaki eğilimle paralel olmakla birlikte, yeterli değildir. Çünkü, bütçe sürecinde mali disiplini zedeleyen temel problem uygulama aşamasındadır ve hala devam etmektedir. Bütçe yasası, uygulama aşamasında kullanılmak üzere hükümete Anayasa ile uyumlu olmayan bazı ihtiyari güçler vermekte ve bu aşamada ek ödenek yasaları parlamentodan kolayca geçirilebilmektedir. Bütçe sürecinde kontrol aşamasının da zayıf olması bu durumu pekiştirmektedir. Yapılan reformların etkin olabilmesi için bütçenin Anayasaya uygun bir şekilde hazırlanması, ihtiyari yetkilerden arındırılması ve bütçesel kontrolün güçlendirilmesi gereklidir.

Anahtar Kelimeler: Bütçe süreci, mali disiplin, bütçe yenilikleri, bütçe yasası, Türk bütçe süreci.


Abstract

Rethinking Democracy And Governance in the EU

There are several arguments towards the democratic structure of the EU, nonetheless the main problematic appears as the multicultural and multilingual structure of the Union which is composed of 25 different member states. The main difficulty simply arises to equip the EU’s governance with the democracy concept that has always been thought and practiced together with the concept of nation state. If we consider one of many definitions of democracy, it appears as a political method for organizing public life that reflects the concerns and articulates the interest of the demos. At that point for the democratic governance of the EU which European demos question arises? So, to compile democratic theory and the EU’s ontological properties, and the possibility of creation of a European demos to govern with democratic principles will be the main problematic of this presentation. As the arguments of democratic governance of the EU designate, there are several preclusions for the EU’s governance in democratic ways as it was theorized in a nation state context. On the other hand, democracy, by definition, is a means of realizing the common good of people; and recently has always been considered together with some contemporary concepts like pluralism, civil society and network. Several authors have paid attention to particularly the network concept as they think of governance of union of a multitude of demos like the EU. Social science literature has used the term ‘network’ for capturing a particular type of social order. In contrast to the type of a ‘state’ with the structuring principle of hierarchy and of a ‘market’ with the structuring principle of anarchy, the particular feature of networks is the loose coupling of its components. To some writers, they appear as the organizational form which fits best to the division of society into increasingly autonomous functional subsystems. At the same time pluralism- understood in a comprehensive way as a mode of governance and participation- is a distinctive feature of the network model. State and societal actors of the most diverse kind participate in varying combinations in the decision making process. Another particular feature is the preservation of small-scale identities. As a consequence the network model is not only very demanding with respect to a common European identity for the Euro-polity but on the contrary insist that a ‘substantial’ identity of the EU would run counter to the very idea of organizing the EU as a network.

Keywords: Democracy, globalization, transnational democracy, Euro-cracy, demoi, demos

Bütçe Sürecinin Mali Disiplin Açısından Güçlendirilmesi ve Türkiye Örneğinin Değerlendirilmesi

Tolga DEMİRBAŞ 

Bu makale, ulusal bütçe süreçlerindeki farklılıkların mali disiplin düzeyine etkisini ele almaktadır. Literatürdeki teorik argümanlar ve ampirik kanıtlar, daha hiyerarşik ve saydam olan bütçe prosedürlerinin daha düşük bütçe açığına yol açtığını göstermektedir. Bu yüzden, günümüzdeki bütçe reformları, Maliye Bakanlığının güçlendirilmesi, mali hedefler oluşturulması, çok yıllı bütçeleme, bütçe kapsamının genişletilmesi ve bütçesel saydamlığın artırılması gibi temel düzenlemeleri içermektedir. Yeterince hiyerarşik ve saydam olmayan Türk bütçe süreci de geçtiğimiz yıllarda mali disiplini sürdürmek üzere yeniden yapılandırılmıştır. Getirilen yenilikler genel olarak dünyadaki eğilimle paralel olmakla birlikte, yeterli değildir. Çünkü, bütçe sürecinde mali disiplini zedeleyen temel problem uygulama aşamasındadır ve hala devam etmektedir. Bütçe yasası, uygulama aşamasında kullanılmak üzere hükümete Anayasa ile uyumlu olmayan bazı ihtiyari güçler vermekte ve bu aşamada ek ödenek yasaları parlamentodan kolayca geçirilebilmektedir. Bütçe sürecinde kontrol aşamasının da zayıf olması bu durumu pekiştirmektedir. Yapılan reformların etkin olabilmesi için bütçenin Anayasaya uygun bir şekilde hazırlanması, ihtiyari yetkilerden arındırılması ve bütçesel kontrolün güçlendirilmesi gereklidir.

Anahtar Kelimeler: Bütçe süreci, mali disiplin, bütçe yenilikleri, bütçe yasası, Türk bütçe süreci.

Abstract

Strengthening the Budget Process in Terms of Financial Discipline and Evaluation of the Case of Turkey

This article examines the impact of the differences of national budget processes upon the level of financial discipline. Theoretical arguments and empirical evidences in literature show that more hierarchical and transparent budgetary procedures lead to lower budget deficits. For this reason, recent budget reforms include main arrangements such as strengthening of the Ministry of Finance, setting fiscal targets, multi-year budgeting, extending the coverage of budget and enhancing budgetary transparency. In recent years, the Turkish budgetary process, which is less hierarchical and transparent, has been also reformed to maintain aggregate financial discipline. Although the innovations adopted are very similar to the tendency in the world, they aren’t sufficient enough to sustain fiscal discipline, because the main problem undermining fiscal discipline in the budgetary process occurs in the implementation stage, and it still exists. Budget law provides some discretionary powers to the government, which are noncompliant to the Constitution, to be used in the implementation stage and supplementary budget laws can be easily passed in parliament in this phase. Weakness of budgetary control in the budget cycle also causes similar negative effects. Formulating the budget in compliance to the Constitution, reducing discretionary authority and enhancing budgetary control are essential to make the adopted reforms effective.

Keywords: Budget process, financial discipline, budgetary innovations, budget law, Turkish budgetary process.


Türkiye'de Kredi Türevleri Piyasası: Bir Anket Çalışmasının Sonuçları

Adem ANBAR
Lale KARABIYIK

İngiltere ve Amerika Birleşik Devleri (ABD), kredi türevleri piyasaları için başlıca ülkeler olmasına ragmen, kredi türevleri, gelişmekte olan ülkeler için hala oldukça yeni finansal enstrümanlardır. Bu makalede, Türk bankacılık sektörü açısından kredi türevleri piyasası incelenmiş ve Türk bankaları tarafından kredi türevlerinin kullanılıp kullanılmadığını belirlemek amacıyla yapılan bir anket çalışmasının sonuçları değerlendirilmiştir.

Anahtar Kelimeler : Kredi türevleri, Türkiye’de kredi türevleri piyasası.


Abstract

Credit Derivatives Market In Turkey Results Of A Survey Study

Credit derivatives are still quite new financial instruments for emerging countries while England and United States of America (USA) are main countries for credit derivatives markets. In this article, credit derivatives market were analyzed from the Turkish banking sector point of vıew and results of a survey that was done for determining whether credit derivatives were used by Turkish banks were explained.

Keywords: Credit derivatives, credit derivatives market in Turkey. 

Osmanlı Devleti’nde Kalpazanlık Faaliyeleri 1560-1600

Emine DİNGEÇ


Osmanlı Devleti’nde sikke, maden ocaklarından sağlanan altın, gümüş, yabancı paralar, yerli paralar, çeşitli eşyalar eritilip arındırıldıktan sonra bunlardan saf olarak veya dönemine göre ayarlı olarak basılırdı. Paranın denetimini ve kontrolünü sağlamak isteyen devlet, basımı kendisi gerçekleştirirdi. Fakat zaman zaman çaba sarfetmeden zengin olma ve para kazanma amacında olan insanlar tarafından kalp paralar basılmıştır. Osmanlı devletine özgü bir durum olmayan kalp para basımı, çok eski zamanlardan bu yana yapılmaktadır Kalp para basımı Osmanlı devletinde XVI. Yüzyılın ikinci yarısında artmıştır. Bunun başlıca nedenleri arasında, ülkenin finans kaynaklarının azalması sonucu devletin sık sık paranın değeri ile oynaması ve XVI. yüzyıla kadar darphanelerde yapılan denetimin bozulmaya başlaması yer almaktadır. Devlet kalpazanlık için çok sıkı tedbirler almış, yasaklamalar getirmiş ve yakalananlara ağır cezalar vermiş ise de bu caydırıcı olmamıştır. Kalpazanlık nedeniyle para piyasaları karışmış, pazarlardaki eşya ve malların fiyatları artmıştır. Devlet hazinesine bir şekilde giren kalp paralar devleti de zarara uğratmıştır.

Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Kalpazanlık, Çingeneler, Darphane, Zayıf Akçe

Abstract

Counterfeited Coining Activities in the Ottoman Empire 1560-1600


Sikke (Ottoman coin money) was coined out of gold and silver obtained from both mines and the melting of foreign and local moneys. It was done according to its time and with standard of finess. The process of coining was done by the state which wanted to control and supervision it. However, coining of counterfeit money was a common occurrences and persons who would like to become reach easily were not absent in the Ottoman Empire. Activities of the coining of counterfeit money were increased in the Ottoman Empire in the second half of the 16th century. Frequent state adjustment of the standard of finess of coins and the declining order of the state mints after 16th century are the main reasons for the false money coining. Although the state tried hard to put an end to these illegal activities by ordering preventive measures, prohibitions and heavy punishments, coining of counterfeit money was not stopped. These illegal coining activities created serious disorder and chaos in the markets and the prices of commodities and products were increased. In addition, these false coins also created big problems for the state treasury.

Key Words: Ottoman Empire, Counterfeit Money, Gypsies, Mint, Coins

İbn Hazm’ın Ahlak Görüşü

H. Hüseyin BİRCAN

Zahirilik denilince hemen ilk akla gelen İbn Hazm, İslâm düşüncesinin önemli temsilcilerinden biridir. Çok hareketli bir hayat sürmüş olan düşünür sıkıntılı yılları boyunca elde ettiği ahlâkî düşüncelerini kaydetmiş ve elimizdeki ahlâk kitabı el- Ahlâk ve’s-siyer fî müdâvâti’n-nüfus oluşmuştur. Bu çalışmada onun ahlâk görüşünün bir tasviri bu eserinden hareketle yapılmaya çalışılmaktadır. İbn Hazm ahlâk konusunda kelamî ve fıkhî görüşlerinden ve oradaki izlediği yöntemden tamamen farklı bir zeminden hareket etmektedir. Diğer İslâm ahlâkçıları gibi gaye-güdücü bir ahlâk öneren düşünür, ahlak görüşünü “kaygıdan/elemden kurtulma” üzerine temellendirmektedir. Onun ahlâk görüşü, çoğu ahlâkî problemi ele alması ve bir erdemler şeması vermesi, gerekse ahlâk kitaplarında detaylandırılmayan veya hiç ele alınmayan kimi konuları incelemesi bakımından dikkate değer bir görüştür. Onun ahlâka ayırdığı eseri, ayrıca müellifin kendi yaşantısı ve gündelik ilişkilerden hareket ederek her insanın pratikte karşılaşabileceği ve kişisel ahlâkî durumlara temas etmesi bakımından da İslâm ahlâk felsefesinin, özellikle “pratik ahlâk”ın önemli eserleri arasında anılmaktadır.

Anahtar Kelimeler: İbn Hazm, Ahlak, İslam ahlakı, Haz, Kaygı, Elem.

Abstract

Some Reflections on Ibn Hazm’s Moral Philosophy

Ibn Hazm is one of the most important scholars of Islamic thought and also one of the notables of the al-Zahiriyyah sect. The philosopher had an active life developing his ethical thought during troubled years in which he wrote the book al-Akhlaq wa’l-Siyar fi Mudawât al-Mufus. In this study we attempt to describe his ethical thought as developed mainly in this book. In ethics, Ibn Hazm started from a different point in regards to his theology and his opinions in Islamic law. Like other Islamic moralists he suggested a teleological ethics and he set his moral ideas on “being free from anxiety”. His ethical opinions are important because he examined many ethical problems and presented an outline of virtues and studied some subjects which had not previously been examined. This book is also very important because it is a book on “practical ethics”.

Key Words: Ibn Hazm, ethics, Islamic ethics, pleasure, anxiety.


Yetkinlik Tabanlı Ücret : Ücretlendirme Politikasında Yeni Bir Yaklaşım
Halil ZAİM

Geleneksel ücret ve ödüllendirme sistemlerinin, iş dünyasında, özellikle son yıllarda yaşanan hızlı değişime cevap vermekte yetersiz kaldığı görülmektedir. Bu sebeple, organizasyonların işletme stratejileri, organizasyon yapıları, insan kaynakları yönetimi stratejileri ve kurum kültürleri ile birlikle ücret ödüllendirme politikalarını da gözden geçirerek yeniden düzenlemeleri gerekmektedir. “Kabiliyet Tabanlı Ücret” sistemleri son yıllarda en çok umut vadeden ücret sistemlerinden biri olarak gösterilmektedir. Bunun sebebi, söz konusu ücret sistemlerinin bireysel vasıf ve kabiliyetlerin geliştirilmesini teşvik etmesi, organizasyonun öğrenme sürecini desteklemesi, yeni vasıf ve kabiliyetlerin geliştirilmesine yardım etmesi ve organizasyonların ihtiyaç duyduğu esnekliği sağlayabilmesidir.

Anahtar Kelimeler : yetkinlik, vasıf, yetkinlik tabanlı ücret, vasıf tabanlı ücret, ücret politikası, ücretlendirme, yetkinlik geliştirme.


Abstract

Competency Based Pay: A New Approach to Compensation Policy

Apparently, traditional compensation and reward policies cannot respond to the challenges and expectations of today’s turbulent business environment. As a result, organizations have to rearrange their compensation and reward strategies together with their business strategy, organization design, human resource management strategy and company culture. “Competency Based Pay” (CBP) seems to be one of the most promising pay systems in the last two decades. It is due to the fact that CBP encourages not only the improvement of individual skills and competencies, but also support organizational learning as well as helping the development of new skills and competencies in providing the flexibility that is required by organizations.

Key Words : Competency, skill, Competency-based pay, skill-based pay, wage policy, compensation policy, competency development.


“Modern Çağda Dinin Birey ve Toplum İçin Anlamı”

Hanifi ÖZCAN


Dinin işlevsel anlamı çağdan çağa değişebilir; yani fonksiyonel yönüyle din değişmez bir yapıya sahip değildir.Çünkü din insan içindir.O halde, dinin insana göre anlamlandırılması ve düzenlenmesi gerekir.Bu demektir ki, insanın bilimsel ve teknik kazanımlarını ve bunlara bağlı olarak oluşan toplumsal ve kültürel gelişim ve açılımları göz ardı eden bir dini yaklaşım modern dönem insanına hitap etmeyecektir.Çünkü modern insan, hayat tarzını bilim ve teknolojiye göre tayin etmektedir.O halde, modern insanı mutlu edecek bir din,gelişim ve değişimini bilime endekslemek zorundadır. Bunun başarılabilmesi ise, dinin, “geleneksel” ve “nakilci” bir yaklaşımla değil, insan aklını ve bilincini temel alan bir “rasyonel yöntem”le ele alınmasıyla mümkündür.Din tarihimizde, bu konuda bize ışık tutacak çeşitli ipuçları ve uygulama örnekleri bulunmaktadır.Bu örnekler ışığında düşünüldüğünde kolayca anlaşılabilir ki, ferdin “din duygusu”nun bir anlam ifade edebilmesi ve “din ihtiyacı”nın karşılanabilmesi için, dinde insanın rolünün küçümsenmemesi ve dinin bireysel boyutunun dikkatten uzak tutulmaması gerekir.Unutulmamalıdır ki,dinin evrenselliği ve her dönemde insanı dünya ve ahirette mutlu etme işlevi ancak bu şekilde canlı tutulabilir.

Anahtar kelimeler: “din”, ” birey”, “din duygusu”, “din ihtiyacı”, “insan merkezli”, “dini düzenleme”, “rasyonel yaklaşım”, “dini benlik”,”modern din” …

Abstract

“THE MEANING OF RELIGION FOR INDIVIDUAL AND SOCIETY IN MODERN TIME”

The functional meaning of religion can be changed in the course of time. That is, religion with its functional aspect has not an unchangeable structure. Religion, therefore, has to be interpreted and arranged according to people. This means that the approach to religion which undervalues the human scientific and technical gains and accumulations, and the social and cultural developments and advancements as a result of scientific and technical progress will not properly address people in modern times. The individual of today determines his or her way of life according to science and technology. Therefore, religion in order to satisfy the modern person has to adjust its development and change according to science. To be able to realize this religion has to be considered not from the traditional but from the rational point of view which depends on reason and the conscious of human beings. There are various clues and examples light our way in our history of religion. We should bear in mind that the universality of religion and the function of making people happy in this world and the next can only be kept alive in this manner.
Men who believe in God and follow the instruction of the Quran and behave virtionus will be rewarded and men who act contrary to the wishes of God will be punished. The Quran expresses these secret consequences of men with symbols and animates invisible worlds so that man will be able to understand spritual events.

Key words: religion, individual, feeling of religion, need for religion, human centered, religious arrangement, rational approach, religious personality, modern religion.



Siyasî Gelişmeler Ekseninde Karamanli-Kibris ve Venedik Ticarî Ilişkileri

İsmail ÇİFTÇİOĞLU


Türkiye Selçukluları zamanında Batılı devletlerle barış üzerine kurulan ticarî ilişkiler, Beylikler döneminde daha çok siyasî ve askerî gelişmeler ekseninde şekillenmiştir. Dönemin en güçlü beyliklerinden biri olan Karamanlıların, bilhassa Kıbrıs ve Venedik ile kurduğu ilişkilerde bu özellik açıkça görülmektedir. Karamanlılarla Kıbrıs arasında, Anadolu’nun güneyindeki limanlar üzerinde hâkimiyet kurma mücadelesine dönüşen gelişmelere paralel olarak tesis edilen ticarî ilişkiler, 1450 yılında Alanya Beyliği aracılığıyla imzalanan bir ticaret antlaşmasıyla pekiştirilmiştir. Bu antlaşma, Karamanlı Beyliği’nin Batılı devletlerle olan ticarî ilişkilerinde önemli bir halka teşkil etmiştir. Karamanlı-Venedik ilişkilerinin seyrinde, her iki devlet tarafından ortak düşman olarak görülen Osmanlı faktörü birinci derecede rol oynamıştır. Bu devlete karşı XV. yüzyıl başlarından itibaren zaman zaman gündeme gelen ittifak kurma teşebbüsleri, Fatih’in ilk saltanat yıllarına kadar devam ettirilmiştir. İstanbul’un fethinin arefesinde (12 Şubat 1453) imzalanan bir ticaret antlaşmasında, Karamanoğlu İbrahim Bey’in Venedik’e tek taraflı olarak verdiği ticarî imtiyazlarla, mevcut işbirliği her ne kadar daha da ileriye götürülmek istenmişse de, zamanında hayata geçirilemediği için sonuçsuz kalmıştır. Bununla beraber Karamanlıların Venedik’le olan ittifak arayışları, beyliğin Osmanlılar tarafından kat’i olarak ilhakına kadar sürmüştür.

Anahtar Kelimeler: Karamanlılar, Kıbrıs, Venedik, Osmanlılar, Alâiye (Alanya) Beyliği Karamanoğlu İbrahim Bey, Lütfi Bey, Ahidnâmeler.


Abstract

THE KARAMANLIS’ COMMERCIAL RELATIONS WITH CYPRUS AND VENICE IN A POLITICAL CONTEXT

The commercial relations established with Western countries during the Anatolian Seljuks, increasingly gained a political and military character during the era of the Beyliks. This can clearly be seen in the Turcoman Anatolian tribe of Karamanlis’ relations with Cyprus and Venice as one of the most powerful Beyliks of the time. The relations between the Karamanlis and Cyprus that turned into a power struggle over the harbors were consolidated with the signing of a treaty through the Alanya Beylik in 1450. This treaty constituted a significant stage in the Karamanli Beylik’s relations with western countries. The course of the Karamanli-Venetians relations was primarily shaped by the Ottoman factor as their main enemy. The attempts to establish an alliance against this state in the early 15th century and continued until the early years of Mehmet the Conqueror. The treaty of commerce signed on the eve of Istanbul’s conquest (February 12, 1453) aimed to advance the current relations with giving unilateral commercial privileges to Venice but it failed since it was not enacted on time. However, the Karamanli attempts to establish an alliance with the Venetians continued until their complete acquisition by the Ottomans.

Keywords: The Karamanlis, Venice, Ottomans, Alaiye (Alanya) Beylik, Karamanoglu İbrahim Bey, Lutfi Bey, Ahidnames.



Altay Dillerinde Akrabalıkla İlgili Kelimelerin Çeşitliliği ve Bunların Aile Kültürüne Etkisi

Mehmet GÜMÜŞKILIÇ

Makalemizde, Ural-Altay dil grubunun Altay koluna giren dillerde kullanılan akrabalıkla ilgili kelimeler, bazı Batı dillerinde geçen kelimelerle karşılaştırılmış ve bunun sonucunda Altay dillerinde ve özellikle Türkçede akrabalıkla ilgili kelimelerin çok çeşitli olduğu görülmüştür. Altay dillerinde akrabalıkla ilgili kelimelerin çeşitliliğinden hareketle, bunların aile kültürünü etkilediğini söyleyebiliriz. Çalışmada; akrabalıkla ilgili dillerinde bir çok kelimeye sahip olan milletlerin genel olarak, aile kültürüne daha fazla önem verdikleri tezi örneklerle ortaya konmak istenmektedir.

Anahtar Kelimeler: Altay Dilleri, Aile ve Akrabalık İsimleri, Doğuda Aile, Batıda Aile, Aile.


Abstract

The Variety of Words Expressing Kinship in the Altai Languages and their Effect in Family Cultures

In our article, it is studied that the family (relative) names in the Ural-Altaic language in the Altaic section are compared with ones in some western languages. It will be seen that there are various and many words related to relative (family) names in the Altaic language, particularly in Turkish. Also, because of various family (relative) names in the Altaic language the effect of family (relative) names to families’ culture will be examined.

Key Words: Altaic Language, family and relative names, family in the East, family in the West, family


Türkolog Ilminskiy: Eğitimi, Misyonu ve Akademik Mirası

Mehmet KUTALMIŞ

Bu makalede Türkolog İlminskiy’nin eğitimi, misyonu ve Türkoloji alanındaki eserleri incelenmektedir. İlminskiy önce Kazan’da ilahiyat eğitimi aldı, bu arada Arapça ve Farsça ile bazı Türk lehçelerini (Osmanlı Türkçesi, Kazakça, Tatarca, Altayca vd.) öğrendi. Çok dilli, Ortodoks misyoneri ve öncü bir Türkolog olan İlminskiy Türkoloji araştırmalarında önemli bir yeri olan Türk dilinin ilk ve mühim eserlerini neşretti. Onun önde gelen ideallerinden birisi yazı dili ve alfabesi olmayan Türk halklarına Kiril alfabesini benimsetmek ve kabul ettirmekti. Dil ve alfabe konusunda İlminskiy’nin bütün idealleri yaklaşık yüz yıl içinde hedefine ulaştı: Bugünkü Rusya Federasyonunda bulunan bütün Türk halkları (Kumuk, Tatar vd.) ile Sovyet sonrası dönemde bağımsız birer devlet olan Kazakistan ve Kırgızistan hala bu alfabeyi kullanmaktadır.

Anahtar Kelimeler: İlminskiy, Türk yazı dilleri, Kiril alfabesi, misyonerlik, Türk Dili Tarihi, Rus Türkolojisi

Abstract

TURKOLOG ILMINSKIY HIS FORMATION, MISSION AND ACADEMIC INHERITANCE

In this essay the mission and the works of Nikolay Ilminskiy in the area of Turkology and academic inheritance are examined. He studied theology in Kazan first and learned Arabic, Persian and Turkic languages (Ottoman-Turkish, Tatar, Kazak etc.). He was multilingual, an orthodox missionary and a prominent Turkolog, who published many of the most important works on Turkic studies. One of his most important ideas was to employ the Cyrillic alphabet among the Turkic peoples, who had no written language and no alphabet. His ideas and work about the alphabet and written language were carried out over approximately a hundred years. The Cyrillic alphabet was generalized with all Turkic peoples, who at that time were under the rule of tsarist Russia and subsequently in the Soviet Union. Today all the Turkic peoples in Russia (Kumyk, Tatar etc.), in Kazakstan and in Kyrgyzstan use the Cyrillic alphabet for writing.

Key words: Ilminskiy, Turkic languages, Cyrillic alphabet, missionary, history of Turkic language, Russian Turkology.


Azınlıklar ve Azınlıkların Dil Hakları
Abdullah KIRAN


Azınlık nedir? Kimlere azınlık denir? Azınlık olmanın kriterleri nelerdir? Bir ülkede azınlık olmak, genel nüfus oranına bağlı bir durum mudur, yoksa statü gibi diğer bazı kriterler mi gerektirmektedir? Azınlık olmak sosyolojik bir olgu mudur, yoksa politik tanınma mı gerektirir? Batıda Fransız Devrimine, Doğuda ise Birinci Dünya Savaşına kadar azınlıklar dinsel kategoride ele alınırlardı. Bugün anladığımız anlamıyla azınlıkların etnik, dilsel ve dinsel hakları Birinci Dünya Savaşından sonra şekillenmeye başladı. Bugün bile evrensel anlamda kabul gören bir azınlık tanımı olmadığı gibi, herkesin üzerinde ulaşabileceği bir tanım bulmak da zordur. Bu nedenle “azınlık” kavramı farklı toplumlarda, farklı şekillerde yorumlanmaktadır. Gerek BM ve gerekse AB’nin yayınladığı bazı belgeler, azınlıkların etnik, dilsel ve dinsel haklarını ele almada önemli bir zemin yaratmaktadır. Bu makalede, bazı uluslararası belgeler çerçevesinde azınlıkların etnik, dilsel ve dinsel hakları irdelenmektedir.
Anahtar Kelimeler: Azınlık, dil, dilsel, din, etnik, haklar, BM, AB.


Abstract

MINORITIES AND THE LINGUISTIC RIGHTS OF MINORITIES

What is a minority? Who are the minorities? What are the criteria of being a minority? In a country, to be a minority depends either on population ratio or needs some other criteria, such as status. Is being a minority solely a sociological fact or does it requires political acquiescence? In the West, up until the French Revolution, and later up until the end of the First World War, in the East minorities were considered in the framework of religious categories. As we understand in its current meaning, the minorities’ ethnic, religious and linguistic rights had been shaped after the First World War. There is no universally accepted definition of ‘minorities’. Even today, it is very difficult to find a generally agreed minority definition. That is why the word is interpreted differently in different societies. Both the UN and the EU have issued international documents concerning minorities, which create the basis for dealing with minorities ethnic, religious and linguistic rights. In this article we examine the term of minority and their linguistic rights in the framework of certain international agreements.

Key Words: Minority, language, linguistic, ethnic, religious, rights, UN, EU


"Makalelerin tamamını +90 216 461 19 83 ya da info@academical.org
adresinden temin edebilirsiniz."

Sitemizi Tavsiye Edin

 

Ana Sayfa || Yeni Sayı || Arşiv || İletişim || Yayın İlkeleri || Abone || Linkler || Siteye Kayıt || Önerileriniz || Sıkça Sorulan Sorular? ||  Site Haritası || E-posta || Akademik Araştırmalar Merkezi || English