31.SAYI ÖZETLERİ (ABSTRACTS OF 31th ISSUE)

Yatırım Projelerinde Reel Opsiyonlar Yaklaşımının Kullanımı
Ahmet AKIN

Opsiyon teorisi kullanılarak yatırım projelerinin değerlendirilmesi, reel opsiyonlar yaklaşımı olarak adlandırılır. Reel opsiyonlar yaklaşımının yatırım projelerini değerlendirmede kullanılan diğer tekniklere göre en önemli avantajı, projeleri dinamik bir şekilde değerlendirmesidir. Örneğin, NBD yöntemine göre, proje ya kabul edilir veya reddedilirken, reel opsiyonlar yaklaşımında diğer seçeneklere ilaveten projenin ertelenmesi seçeneği de vardır. Ayrıca, reel opsiyonlar yaklaşımında projenin beklenenden önce veya sonra sona erdirilmesi, projenin küçültülmesi veya genişletilmesi olasılıkları da dikkate alınır. Bu nedenle, yatırım projelerinin değerlendirilmesi ve yönetilmesi esnasında reel opsiyonlar yaklaşımının kullanılması önem arz eder.

Anahtar Kelimeler: Sermaye bütçelemesi, yatırım projeleri, finansal opsiyon, reel opsiyon, reel opsiyonlar yaklaşımı

Using the Real Options Approach in the Investment Projects

Evaluating the investment projects by using option theory is called real options approach. Under real options approach, projects are evaluated in a dynamic way which is the most important advantage of real options approach over the other investment evaluation techniques. For instance, while projects are either accepted or rejected under the NPV method, there is the choice of project deferral in the real options approach in addition to the other choices. Besides, real options approach considers probability of termination of the project before or later than expected and also considers the probability of contraction or expansion of the project. Therefore, it is important to use real options approach in order to evaluate and manage investment projects.

Key Words: Capital budgeting, investment projects, financial option, real option, real options approach


İnşaat Finansmanı Uygulamaları ve Türkiye İçin Bir Öneri

Feyzullah Yetgin

İnşaat sektörünün finansmanının sağlanması noktasında, TOKİ ve iştiraki Emlak Konut GYO A.Ş.’nin yaptığı uygulamalarda olduğu gibi, bankaların konut projelerini finanse etmesi buna paralel Dünya’daki uygulamaların örnek alınarak uygun altyapının oluşturulması ve neticede nitelikli, süresinde bitirilen konut yatırımların artırılması gerekmektedir. TOKİ’nin uyguladığı modelin benzerlerinin, finans kuruluşları tarafından uygulanarak yaygınlaştırılması neticede finansman sorununun çözümüne katkıda bulunacak, finans kuruluşlarının kaynaklarını büyük ölçekli yatırım projelerine sağlıklı bir yapıda aktarması mümkün olabilecektir.

Anahtar Kelimeler: İnşaat, Kredi, Finans, Konut, Gayrimenkul

Construction Loans Applications and A Suggestion For Turkey

As to providing financing for the building sector, it is needed to ensure that banks finance housing projects, to establish an infrastructure in parallel with the systems established in the rest of the world, and to increase the number of good quality housing units completed on time in a way similar to the model applied by the Turkish Mass Housing Authority (TOKI) and its affiliate, Emlak Konut GYO A.Ş. If financial institutions apply models similar to that of TOKI, it will be possible to solve the financing problem so that they will be able to dedicate their funds to large-scale investment projects.

Key Words: Construction, Loans, Finance, Housing, Lending

Kâr Manipülasyonunun Belirlenmesinde Kullanılan Modellerin Karşılaştırmalı Değerlendirmesi

Bu çalışmada kâr yönetimi faaliyetlerinin belirlenmesinde literatürde en çok kullanılan dört tahakkuk modeli ve çeşitli muhasebe kalemlerinin güçleri karşılaştırılmıştır. İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında faaliyet gösteren firmalar üzerinde analizler yapılarak çok sayıda istatistiksel test uygulanmıştır. Yapılan analizler neticesinde Türkiye’deki firmalar üzerinde kâr yönetimi faaliyetlerinin araştırılmasında kullanılacak en güçlü modelin Düzeltilmiş Jones Modeli olduğu ve bazı muhasebe kalemlerinin diğerlerine göre daha güçlü işaretler verdiği yönünde bulgulara ulaşılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Kâr Yönetimi, Tahakkuk Modelleri, Muhasebe Kalemleri, Hisse Manipülasyonu, Anova Analizi

Comparative Evaluation Of Models Used In The Determination Of Earning Manipulation

Selim AREN

In this study the four accrual models that are most used in the literature for the determination of earnings management activities and several accounting items are compared. Statistical tests have been conducted on firms listed in the Istanbul Stock Exchange. Our findings reveal that the Modified Jones Model seems to be the strongest model to be used for recognizing the earnings management activities done by Turkish firms; and some accounting items to be stronger indicators than others.

Key Words: Earnings management, accruals models, accounting items, stock manipulations, Anova analysis

KKTC Menkul Kıymetler Borsası’nın Edilgenliği Üzerine Bir Değerlendirme

Okan Veli Şafaklı
Zeki Erkut

Serbest piyasa ekonomisinin uygulandığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) benzer ülkeler gibi ülke kalkınmasını gerçekleştirmek için para ve sermaye piyasasını ve bunun bir parçası olarak Menkul Kıymetler Borsasını kurmuştur (KKMKB). Ancak, başta ekonomik ve politik istikrarsızlık olmak üzere ekonomik yapı ve şirketlerin konumu gibi nedenlerden dolayı kurulan borsa çalıştırılamamıştır. Bu çalışmada ise temel amaç, KKMKB’nin yapılanma sorunlarını ve halen etkin çalışmamasınının temel nedenlerini ortaya koymak ve etkinliğini artırmak için öneriler geliştirmektir.

Anahtar Kelimeler: Borsa, KKTC, finansal piyasalar, ekonomik istikrarsızlık

An Appraisal On The Inactive Position Of The Stock- Exchange In Northern Cyprus

Like all the other countries which have the objective of achieving their developments, the Turkish Republic of Northern Cyprus (TRNC) in which the free market economy is being practiced, also, has founded its stock exchange in order to realize its development and a part of it, its stock exchange (NCSE). However, due to reasons such as; economic and political instability at the top, the economic structure and positions of companies, the stock exchange was unable to be put into operation. Therefore, the main aim of this study is to put forward the structural and other problems and develop proposals towards increasing the activation of the NCSE.

Key words: Stock exchange, TRNC, financial markets, economic instability

Eski Sovyet Birliği Ülkelerinde Mükelleflerin Vergiye Bakışı Üzerine Bir Çalışma

Mehmet Yüce

Vergi, kişiler açısından bir külfettir. Psikolojik olarak fertler de bu külfette karşı farklı algılara sahip olacaklardır. Mükelleflerin vergiye karşı algısını belirlemesinde psikolojik ve sosyal faktörler önemli rol oynar. Bir ülkenin vergi sistemi o ülkenin ekonomik yaşamından soyutlanamayacağı için milli gelir düzeyi, enflasyon ve ekonomik sistemin adalet anlayışı gibi faktörlerin yanı sıra mükelleflerin kamu harcamalarına yaklaşımı, toplumun ve diğer mükelleflerin vergiye karşı davranışları, vergi bilinci, eğitim ve kültür düzeyi mükelleflerde vergi algısının oluşumunun belirlenmesinde öncü faktörler olarak etki yapmaktadır. Bu çalışmada Kazakistan, Kırgızistan ve Hakasya’da mükelleflerin vergi algısını etkileyen faktörler anket yoluyla tespit edilmeye çalışılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Vergi Psikolojisi, Kırgız Cumhuriyeti Vergi Sistemi, Kazakistan Cumhuriyeti Vergi Sistemi, Geçiş Ekonomilerde Vergi Psikolojisi, Sovyet Sonrası Ülkelerde Vergi Psikolojisi


Tax Perception In Post-Soviet Countries

Taxes are inconvenient for people. People have different psychological perceptions about being taxed. Psychological and social factors play an important role in defining the concern of taxpayers’ perception about taxes. A country’s tax system should not be too distant from economic life so that it affects tax perceptions. The tax system is relevant to economic indicators like GDP, inflation, justice comprehension of the economic system, taxpayers’ approach to public expenditure, community’s and other taxpayers’ behaviors, the consciousness of tax, level of education and culture. In this article, we try to define which factors effect taxpayers’ tax perception in Kazakhstan, Kyrgyzstan and Acacia by taking polls.

Key Word: Psychology of taxes, tax system of the Kyrgyz republic, 
tax perception in Kazakhstan, psychology of taxes in post-Soviet countries, 
psychology of taxes in transition economics

İl Genel Meclisinin Çalışma ve Karar Alma Yöntemine İlişkin Sorunlar ve Çözüm Önerileri
Ramazan Cengiz Derdiman


Ülkemizde yeni yürürlüğe giren 5302 sayılı “İl Özel İdaresi Kanunu”, uzun yıllar uygulanan önceki kanunu yürürlükten kaldırmıştır. Gerek kanunun ve gerekse “İl Genel Meclisi Çalışma Yönetmelik Taslağı”(İGMÇYT)’nın mevcut hükümleri çerçevesinde, il genel meclisinin çalışma ve karar alma yöntemlerinde şu aksaklıkların giderilmesi gerekmektedir:
1. Mevzuatta İl genel meclisinin “toplanması”, “oturumu” ve “dönem başı toplantısı” gibi tabirlerin yerli yerinde kullanılmadığı görülmektedir.
2. Başkanlık divanının oluşumu, bu divanda başkanın etkinliği, çalışması, toplanma ve karar alma usulü, görev ve yetkilerinin belirsizliği dikkat çekmektedir.
3. Meclis siyasi parti grubunun oluşum tarzı; komisyonlarda grubun kaç üye ile temsil edileceği gibi hususlarda açık kurallar bulunmamaktadır.
4. Görüşmelere geçilmesi konusunda yoklama ve gündeme göre görüşmelerin yürütülmesi, gündemin hazırlanması, değiştirilmesi, görüşmeye son verme ve oylama gibi konularda yeterince açık hükümler bulunmadığı ve bazı çelişkilere rastlandığı değerlendirilmektedir.
5. Kararların yürürlüğe girdiği günün tespitinde kanun ve diğer düzenleyici metinlerin hükümlerinin anlaşılamadığı, mevzuatta “kesinleşme” ve yürürlüğe girme” terimlerinin birlikte kullanılmasının, problemi daha karmaşık hale getirdiği gözlenmektedir. Bu bütçenin onaylanmasında daha belirginleşmektedir.
Tüm bu hususların yeniden düzenlenmesi ve eksikliklerin hüküm altına alınması gerekmektedir. Yalnız, bu kurallardan ilk el nitelikte olanların kanunla, bu nitelikte olmayanların ise tüzük veya yönetmelik gibi alt düzenleyici işlemlerle düzenlenmesi hukukun gereğidir.

Anahtar Kelimeler: İl özel idaresi, il genel meclisi, çalışma ve karar alma yöntemi, kararların yürürlüğe girmesi, yönetmelik.


Problems and Proposed Solutions Concerning Working And Decision Making Methods Of The City Council

The special city governing law numbered 5302, which came recently into force, has put an end to the farmer as traditionally known for years. In the applicable law and the draft of the governing statute of city council, the following errors must be corrected.
1. In the applicable law, it is observed that the terms like the gathering, the session and the first term meeting of the city council are not used appropriately.
2. It’s obvious that the constrictions of the presidential council, the effectiveness of the president in this council, the working , gathering, decision taking process, duties and authority of this council is uncertain.
3. There aren’t clear rules about the construction of the council, political party group, and by how many members should the groups be represented.
4. It is observed that there are contradictions and lack of open rules about the roll – call, the terms of starting the session, the leading of the discussions according to the agenda, defining and changing of the agenda to cease discussions, and voting.
5. It is observed that laws and other regulatory instructions aren’t understood well hindering their effectiveness; and the terms become certain and become effective are both used together and this makes the law more complicated. This becomes evident in the approval of the budget.
All these matters should be scrutinized, but it’s a requirement of law that among these regulations, the primary ones should be made by law and the secondary ones should be made by statutes and charters.

Key Words: special administration, city council, Working and decision-making method, statute.

Bağımsızlık Sonrası Tacikistan'da Medya
Leyla Budak

Tacikistan'daki basın ve ifade özgürlüğü, Anayasa ve ilgili yasalar tarafından korunmaktadır. Ancak medya özgürlüğünün çok çeşitli baskılar ve zor koşullar altında kaldığı belirtilmelidir. Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik, politik ve sosyal koşullar medyayı olumsuz yönde etkilemektedir. Medya alanında birçok sorun mevcuttur. İç savaşın etkileri, basın ve ifade özgürlüğü ile ilgili sorunlar, basın-yayın üretim maliyetlerinin yüksek oluşu, gazetecilerin eğitim eksikliği, etik standartların tam sağlanamayışı, gazetecilerin kendi_kendilerine sansür uygulamaları, basın çalışanlarının düşük yaşam standartları vb birçok sorun kitle iletişim sisteminin performansını olumsuz yönde etkilemektedir. Ayrıca uluslararası gözlemciler ve profesyonel medya örgütleri, Tacikistan'daki medyanın iç savaşta önemli bir rolü olduğuna dikkat çekmişlerdir. Bu görüşe göre medya, iç savaşın çıkmasını ve çatışmaları tetikleyen başlıca faktörlerden biridir. 
Doğrudan sansür örneklerine Tacikistan'da genel olarak rastlanmamaktadır. Ancak gazetecilerin kendi kendilerine sansür uyguladıkları belirtilmektedir. Bu Sovyetler Birliği döneminden gelen bir uygulama olarak değerlendirilebilir. Bağımsız ve devlete ait medya kuruluşları aynı koşullar altında çalışmamaktadır. Ülkede medya kanunlarında bazı değişiklikler yapılması gereği kadar medyanın demokratikleşen bir toplumdaki rolünün ne olması gerektiğine dair tartışmalar kamuoyu ve ilgi çevreler tarafından acil olarak gerçekleştirilmelidr. 

Anahtar Kelimeler: Tacikistan Medyası, Kendine kendine sansür, Medyanın demokratikleşmesi. Medya kanunları, Etik standartlar, Basın ve ifade özgürlüğü

The Medıa In Tajıkıstan After The Independence

The media system in Tajikistan finds itself in a difficult period after independence. The legal basis of freedom of speech and media are essentially defined by the Constitution and the media laws. The Constitution of Tajikistan contains substantial principles in terms of defense of human rights and freedoms including the freedom of speech. Media rights organizations report that, although provided for in the constitution, press freedom is not widely respected in Tajikistan. There are many problems in the media field; the hard political, economic and social circumstances in the country, consequences of the civil war, high cost of production, self-censorship, loss of competent journalists (killed or exiled), the low welfare standards of journalists, absence of ethical conditions, the education problem of journalists etc. Direct censorship is not a standard practice in Tajikistan. One of the main problems in the media field is self-censorship. The independent and state media organizations are not in equal conditions. The governmental media organization has remained basically the same since the Soviet period. In Tajikistan some legal adaptations to the media laws might be needed. Also there is a general need of discussion on the role of media in a democratic country. 

Key Words: Tajikistan’s Media, Self-censorship, Democratization of the media, Media laws, Ethical standards, Freedom of speech



Osmanlı Modernleşmesinde (1789–1839) Yönetsel Reformların Merkez–Taşra Ekseninde Değerlendirilmesi

Bekir Parlak

Bu makale, Osmanlı’da erken modernleşme döneminde (1789-1839) yönetsel reform hareketlerini “Merkez-Taşra” ilişkileri ekseninde incelemektedir. Bu çerçevede, III.Selim ve II. Mahmut dönemlerinde yapılan reformların siyasal,kültürel ve toplumsal yönlerden merkez ve taşrayı nasıl etkilediği araştırılmıştır. Sonuçta, bu dönemde gerçekleşen reformları, Osmanlı’da devlet ve toplum yapısını dönüştürmeye başladığı belirlenmiştir. Sözü edilen dönüşüm, merkez ve taşranın yapısı, işlevleri ve aralarındaki ilişki biçimini de değiştirmiştir. Yönetimde demokratikleşme ve anayasalaşma süreci, bir yandan merkezi iktidarı güçlendirirken, diğer yandan taşranın karar mekanizmalarına belli ölçüde dahil olmasını sağlamıştır.

Anahtar Kelimeler: Osmanlı Modernleşmesi, Yönetsel Reform, Merkez-Taşra İlişkileri, Anayasalaşma Süreci,
Politik ve Kültürel Dönüşüm.

An Assessment of Administrative Reforms in Respect of Central-Province in Ottoman Modernization Process

This article examines administrative reform movements in the early modernization period (1789-1839) of the Ottoman Empire in respect of “Central-Province” relations. In this regard, political, cultural and social effects of reforms which were performed in the Selim III and Mahmut II periods are examined. Consequently, the mentioned reforms transformed the organizational and social structure of the Ottoman Empire. This transformation also changed relations between the center and the provinces. The process of democratization and constitutionalization on the one hand strengthened central authority, and on the other hand provided participation by provinces in decision mechanisms.
Key Words: The Ottoman Modernization, Administrative Reform, Central-Province Relations.

Enderunlu Ârif Mecmuâsına Göre III. Selim Tarih Cülûsiyyeleri ve O Devre Ait Bazı Değerlendirmeler

Sadettin Eğri

Osmanlı padişahları tahta çıktıklarında, teşrifatı önceden belirlenmiş törenler yapılır ve hediyeler dağıtılırdı. Bu esnada devrin bazı devlet adamları ve şairleri tahta çıkan sultan için değişik nazım şekilleri ile “cülûsiyye” adını taşıyan ve çoğu kez tarih düşürülerek yazılan manzumeler takdim ederlerdi. Bu şiirler, o tarihe ait önemli ipuçları taşır ve memduh övülürken; devletin içinde bulunduğu durum ve milletin o sultandan beklentileri dile getirilirdi. Osmanlı Devleti’nin en karışık olduğu dönemlerden biri olan III. Selim’in tahta çıkış törenleri ile ilgili yazılan ve Enderunlu Ârif’in topladığı tarih cülûsiyyeleri, bu anlamda özel bir anlam kazanır. Türk edebiyatının en önemli kaynaklarından olan şairlerin divanlarında; mazmunlar ve belirli sanat anlayışlarıyla oluşmuş olan edebî dünyanın yanı sıra, o devre ait önemli bilgi ve zenginliklere de rastlanır. Padişahların cülûs törenleri esnasında ona sunulan tarih düşürülmüş cülûsiyyeler, bunun en güzel örneklerindendir. Cülûsiyye tarihleri, estetik hissediş ve zevklerin yanında o tarih sahnelerini en güzel resmeden manzumelerdir.

Anahtar Kelimeler: III. Selim, Enderunlu Ârif, ebced, tarih düşürme, cülûs, cülûsiyye, teşrifât.

Some Observations on the Culusiyyes in Praise of Sultan Selim III According to the Enderunlu Arif Collection

One of the particular features of accession ceremonies in the Ottoman Empire was the exchange of presents. The new sultan gives the presents, and in return some of the members of his inner circle submit culusiyyes in addition to other presents. In these poems the writers usually depict the current status of the empire and the expectations of the new sultan. In this context, culussiyyes collected by Enderunlu Arif has particular importance owing to the fact that the reign of Sultan Selim III was one of the most troublesome periods of the empire. In this paper I tried to analyze the culusiyyes written in praise of Sultan Selim III and later collected by Enderunlu Arif.

Key Words: Selim III, Enderunlu Ârif, ebced, culus, culusiyye, protocol.


19. Yüzyılda Akşemseddin’in Göynük’ Teki Ahfâdı

Bu araştırma Temettuat Defterleri ışığında Göynük’ te Kebkebir Mahallesi’nde yaşayan Akşemseddin soyunu tanıtmayı amaçlamaktadır. Aile mahallenin diğer sakinlerine göre daha varlıklı bir profil çizmektedir.

Anahtar Kelimeler: Bolu, Göynük, 19. yüzyıl, soy, vakıf, Akşemseddin.

Akşemseddin’s Progeny In Göynük In The 19th Century
Zeynel Özlü


This article aims at disclosing the family of Akşemseddin living in the Kebkebir district in Göynük according to the temettuat registers. This family had a lively outlook on life and a rich profile on their neighbors.

Key Words: Bolu, Göynük, 19th temettuat registers, generation, foundation, Akşemseddin.


İlk Türkçe İlmihâl Mukaddime ve Yazarı Kutbüddin İznikî

Kerime Üstünova

Davûd el Kayserî’nin yolundan giderek İbn Arabî’nin tasavvuf yorumunun Anadolu topraklarında kök salmasına çalışanlardan biri de, Kudbeddin İznikî’dir. Kayserî’nin Mukaddimat adlı eseri üzerine yazılan şerhlerden biri olan Mukaddime, döneminin önemli fıkıh eserleri arasında sayılmış, Anadolu Türkçesinin örnek eserleri arasında yer almıştır. Dinî-didaktik özellik gösteren eserin asıl amacı, insanlara din konusunda doğruları göstermek, onları iç huzura kavuşturmaktır. Mukaddime, Türk Edebiyatında yazılmış ilk Türkçe ilmihâl olarak değerlendirilmektedir.

Anahtar Kelimeler: XIV. yy., fıkıh, ilk ilmihâl, Türk dili, Didaktik

“Introduction” to the First Turkish Catechism and its Author Kutbuddin Iznikî

Following the path of Davud el Kayserı, Kudbeddin İznikı is one of the people who established the roots of the tradition of interpretation of İbn Arabî’s Sufism into the territory of Anatolia. The Mukaddime that is one of the commentaries written on Kayserî’s Mukaddimat has been considered among the important works of fiqh in that period and has taken a place among the representative works of the Anatolian Turkish language. The main aim of this work displaying a religious-didactic characteristic is to disclose the truths about religious considerations to his community and by this way to restore them with a peace of mind or heart. Mukaddime is evaluated as the first written commentary in Turkish literature.

Key Words: XIV. Century, fiqh , firs catechism, Turkish language, didactic

Özbek Türkçesi ve Türkiye Türkçesindeki Atasözleri Üzerinde Bir Karşılaştırma Denemesi

Hatice Şahin

Türk dili, XIII. yüzyıldan sonra kollara ayrılmış ve Türk dilini kullanan Türk toplulukları değişik coğrafyalarda yaşamaya devam etmişlerdir. Yüzyıllardır farklı iklim, kültür ve coğrafyada yaşamalarına rağmen Türk topluluklarının kültür unsurlarındaki ortaklıklar belirgin bir biçimde devam etmektedir.
Atasözleri, bir toplumun dünya görüşünü, yaşama biçimini, maddi ve manevi kültürünü kuşaktan kuşağa aktaran en önemli unsurlardandır. Çok uzun bir süre önce birbirinden ayrılan ve farklı bölgelerde varlıklarını sürdüren Türk topluluklarının dilinde atasözleri gerek biçim bakımından gerekse kavram ve içerik bakımından büyük bir benzerlik göstermektedir. Bu benzerlik Türk kültür ve dil birliği açısından büyük bir önem taşımaktadır.
Anahtar kelimeler: Atasözleri, Türk kültürü, dil birliği, Kültür birliği, 
dil ve kültür bağı.


An Essay Of Comparison On Adages In Uzbek Turkısh Wıth Adages In Turkey Turkısh

The Turkish Language has been divided into branches since the 13th century and although Turkish societies using Turkish Language have been living in different climates, geographies and cultures, the common culture characteristics among them have been quite remarkable.
The old adages are one of the most important cultural components that transfer the way of living, the physical and moral values of the societies to the next generations.The old adages belonging to Turkish societies who have been separated a long time ago and settled in different regions of the world are quite alike by means of their forms and concepts. These similarities are very significant in terms of Turkish culture and language unity.
Key words: Adages, Turkish culture, language unity


Tarlabaşı Çingenelerinde Dilin Sosyal İşlevi: Dil, Kültür ve Kimlik

Suat Kolukırık

Kültür ve kimliğe ilişkin olarak yapılan çalışmalarda dil, kimliğin göstergesi ve tanımlayıcılarından biridir. Özellikle Çingene kültürü ve kimliği bağlamında değerlendirildiğinde; uzun göç yolculukları ve yaşanan olumsuzluklara rağmen Çingene dilinin varlığını devam ettirmesi, üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. Zira geçmiş dönemlerde yazı diline sahip olmayan Çingenelerin, hangi şartlar altında dillerini nasıl korudukları ve kullandıkları, konuyu kavrama ve anlama bağlamında önemli bir noktayı oluşturmaktadır. Bu perspektif içerisinde, Çingene dilinin Çingene topluluklarındaki sosyal işlevi ve anlamı; İzmir Tarlabaşında ikamet eden Çingenelerle yapılan söylem analizi çalışmasının sonuçları bağlamında analiz edilecektir.

Anahtar Kelimeler: Çingene, Roman, Çingene Dili, Kimlik, Kültür, İzmir.


The Social Functions of Language among the Tarlabaşı Gypsies: 
Language, Culture and Identity

In studies on culture and identity, language emerges as one of the signifiers and components of identity. Despite long migration travels and harsh living conditions the survival of the Gypsy language, culture and identity is a topic that deserves serious attention. Since the Gypsies did not have a tradition of written culture in the past, how they preserved and used their language constitutes a significant point in comprehending the issue. In this respect, the social function and meaning of Gypsy language within Gypsy communities will be analyzed in accordance with the results of discourse analysis applied to the Tarlabaşı Gypsies in Izmir.

Key Words: Gypsy, Roma, Romani, Identity, Culture, Izmir


XX. YY Başlarından Günümüze Türk Müziğinde Ana Dizi Sorununun Çözümüne İlişkin Yaklaşımlar

Hatice Selen Ergüz

Binlerce yıllık bir sürece dayanan Türk Müziği Nazariyesi çalışmaları 9. yüzyılda Farabi ve İbni Sina ile başlar. Farabi ve İbni Sina tarafından başlatılan bu çalışmalar 13. ve 15. yüzyıllarda Safiyüddin ve Meragalı Abdülkadir tarafından devam ettirilmiştir. El Kindi, Hızır Bin Abdullah, Bedri Dilşad, Ladikli Mehmet Çelebi, Şükrullah, Molla, Kantemiroğlu, Abdülbâki Nasır Dede, Haşim Bey gibi sistemci okul geleneğini genişleterek aktaran müzikologlar yüzyıllar arasında köprü oluştururlar.
XX. yüzyıla gelindiğinde müziğimizin özellikle bilimsel yanı üzerinde durulmuş, fiziksel ve matematiksel temeller aranmıştır. Çok sayıda müzikolog ve araştırmacı karşıt görüşlerini söylemeye başlamışlardır. Galata Mevlevihanesi şeyhi Ataullah Efendi, Yenikapı Mevlevihanesi Şeyhi M. Celaleddin Dede Efendi ve Bahariye Mevlevihanesi Şeyhi Hüseyin Fahreddin Dede bu çalışmaların öncüleri olmuşlardır. Bu müzisyenler bilgilerini öğrencilerine vererek gelişmeyi başlatmışlardır.
İlk bilimsel çalışma ise Rauf Yekta Bey tarafından başlatılmıştır. Gerek kitaplarıyla, gerekse dergi ve makalelerdeki yazılarıyla müziğimizi düzensizlikten kurtarmaya çalışmıştır. Rauf Yekta Bey’in başlattığı çalışmalar Arel, Ezgi ve Uzdilek tarafından hız kazandırılmış ve 24 eşit olmayan aralık ve 25 ses içeren sistem Arel, Ezgi ve Uzdilek sistemi olarak adlandırılmıştır. Bu sistem dışında aynı yüzyılda karşıt görüşlerini söylemiş pek çok müzikolog ve araştırmacı vardır.
Bunlar; E. Karadeniz ve A. Töre ye ait 41 Aralıklı dizi temeline dayanan nazariye ve Kemal İlerici, Ayhan Zeren ve M. Niyazi Ayomak’a ait eşit aralıklı dizi temeline dayanan nazariyelerdir. Ayrıca yakın zamanlarda Yalçın Tura’nın geleneksel sistemi savunan çalışması ve Erol Sayan’ın 35 eşit olmayan Aralık 36 ses temeline dayalı çalışması da konuyla ilgili diğer nazariyelerdir.
Birbirinden birçok bakımdan ayrılan bu nazariyelerde ses sistemi ve ana dizi kavramı değişiklikler arz eder. Bugün halen konservatuarlarımızda anlatılmakta olan Arel-Ezgi- Uzdilek sistemine göre ana dizi Çargâh Makamı dizisidir. Oysa Türk Müziği tarihinin değişik dönemlerine bakıldığında ana dizi farklılıklar göstermektedir. XX. Yüzyıl içinde öne sürülen tüm bu nazariyeler ana dizi kavramına yönelik değişik bakış açıları getirmektedirler.

Anahtar Kelimeler: XX. Yüzyıl, Türk Müziği, Ana Dizi, Ses Sistemi, Sistem Nazariyeleri


Approaches To Solving The Basic Mode (Makâm) Problem In Turkish Music From The Twentieth Century Until Today

Since the ninth century many a musicologist conducted research on classical Turkish musicians and their sound systems. These studies were initiated by Farabi and İbni Sina in the 9th.century. They were taken over by Safiyüddin and Abdülkadir of Meraga in the 13 th and 15th centuries respectively. In the course of following centuries, some other theoretical works were composed. Al-Kindi, Hızır Bin Abdullah, Bedri Dilşad, Ladikli Mehmet Çelebi, Şükrullah, Molla, Kantemiroğlu, Abdülbâki Nasır Dede, Haşim Bey were musicologists who depended on the systematic school. Our musicologist being enlightened with these written works became interested in the theory of Turkish Music and begun rendering their own ideas. Especially the scientific side of our music was scrutinized, physical and mathematical sources were investigated. The sheikh of the Galata lodge of Mevlevi dervishes Ataullah Efendi, the sheikh of Yenikapı lodge of the Mevlevi dervishes Celaleddin Dede Efendi and the sheikh of the Bahriye lodge of Mevlevi Dervishes Hüseyin Fahreddin Dede were path-breaking fine musicians promoting these studies and transmitted their knowledge to the following progeny of followers. The initial scientific work bears the signature of Rauf Yekta Bey, from which he exploited ways and means to establish a well founded order in our musical tradition. Thanks to immaculate achievements of Arel, Ezgi and Uzdilek, his prime studies were endowed with progress, and established in an order. Today’s systems are comprised of 24 unequal intervals and 25 sounds. They are named Arel, Ezgi, and Uzdilek system. There are many other national qualified musicians in the twentieth century other than Arel, Ezgi and Uzdilek, who have voiced their ideas. All the system theories in this work are defined and compared with each other according to basic mode (makam).


Key Words: Twentieth Century, Turkish music, sound systems, basic makam, system theories

Türk Genç Ergenleri Arasında Dini Toplumsallaşma ve Temel Etkenleri: Uygulamalı Bir Araştırma

Bu araştırmada, demografik değişkenler ve toplumsallaşma etkenlerinin geç ergenlerin dini toplumsallaşma düzeylerine etkileri, ayrıca ergenlerin anne baba destek ve kontrol algıları ile dini toplumsallaşmaları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma, Malatya kent merkezi ve kırsalında 302 lise son sınıf öğrencisinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Bilgi toplamak amacıyla, geçerlik ve güvenirlikleri test edilen Dini toplumsallaşma ölçeği, Anne baba kontrol ve destek ölçekleri ile Dini etki ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada, ergenlerin dini toplumsallaşma düzeylerinin “cinsiyet, sosyo-ekonomik düzey, dini eğitim, dindar aile” gibi demografik değişkenlerden, ayrıca “cami-Kur’an kursu, dini sohbet halkaları, aile, arkadaş grubu” gibi toplumsallaşma faktörlerinden etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır. Ailenin, en etkin toplumsallaşma faktörü olduğu görülmüştür. Ayrıca, ergenlerin dini toplumsallaşma düzeyleri ile anne baba destek algıları arasında pozitif ilişki olduğu sonucuna varılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Dini toplumsallaşma, Toplumsallaşma ajanları, Demografik etkenler, Ergenlik, Anne baba kontrol ve destek tutumları.


Socialize in Religion and its Basic Determinants: A Case Study of Turkish Early Adolescents

Mustafa Arslan

This study is an attempt to investigate possible effects of demographic variables and socialization agents upon the levels of religious socialization of late adolescents. As such we try to relate the levels of religious socialization of late adolescents to their perception of the control and support received from parents. This research is limited to a 302 sample group from high school students selected in the city center of the Malatya province. The following criteria were used to gather data which might help achieve the objectives of the study: religious socialization, control and support from each parent and religious effect, which were accepted as reliable and valid. It was seen that the variables of gender, socio-economic level, religious education and religious family, in addition, socialization agents of family, mosque, religious conversations and peers influenced the levels of religious socialization of late adolescents. It was found that the family was the most effective religious socialization agent. In addition, it was seen that there was a relationship between the levels of religious socialization of late adolescents and their perception of the control and support received from parents.

Key Words: Religious socialization, Socialization agents, Adolescence, Demographic variables, Parental control and support.

"Makalelerin tamamını +90 216 461 19 83 ya da info@academical.org
adresinden temin edebilirsiniz."

Sitemizi Tavsiye Edin

 

Ana Sayfa || Yeni Sayı || Arşiv || İletişim || Yayın İlkeleri || Abone || Linkler || Siteye Kayıt || Önerileriniz || Sıkça Sorulan Sorular? ||  Site Haritası || E-posta || Akademik Araştırmalar Merkezi || English