27.SAYI ÖZETLERİ
(ABSTRACTS
OF 27th ISSUE)
Tasavvuf’ta sulh geleneği: İbn Arabi ve Yunus Emre Örneği
Divan Şiiri Geleneğinde Meslek ve Şair Şeyhülislamların Divanlarında Dini ve Mesleki Terimler
Bedri Rahmi Eyuboğlu’nun Şiirlerinde Masal Unsurları
Hicaz Demir Yollarının Açılışına Ahmet Rıfat Paşa’nın Düşürdüğü Tarihler
Bulgaristan’da Yok Olmak Üzere Olan Bir Osmanlı Eseri: Eski Zağra’da Hamza Bey Camii
Reenkarnasyoncu Anlayışın İman Esaslarına Bakışı
Kur’ân’in İnsan Merkezli Söylemi
“-Ecekmiş Gibiyim” Yapısının Düşündürdükleri
Mu’tezile ve Ehl-İ Sünnet’in Halku’l-Kur’an’la İlişkilendirilen Ayetleri Okuma Biçimi
Başbakanlık Osmanlı Arşiv Belgelerinde Arap Yarımadasında Silah Kaçakçılığı (1892-1910)
Senet ve Ana Kaynakları AçısındanŞiî-İmamiyye’de Hadis (El-Kafi Örneği)
Tasavvuf’ta sulh geleneği: İbn Arabi ve Yunus Emre Örneği
![]()
Süleyman DERİN
Günümüzde conflict resolution yani çatışmaları barışçıl yollarla çözümleme metotları kendi başına bir ilim dalı olma yolunda hızla ilerlemektedir. İslam hukuku da her tür çatışmalarda barışçıl yollarla çözüme ulaşılmasını tavsiye eder. Ne var ki İslamî ilimler arasında daha ziyade tasavvuf bu konuya özel ehemmiyet atfetmiştir. Sufiler kendilerine karşı işlenen suçlarda intikam almayı bir zafiyet olarak görmüşler ve şahıslarını ilgilendiren suçları affetmeyi tercih etmişlerdir. Bu konuda ki örnekler çok fazla olmakla birlikte bu makale İbn Arabi ve Yunus Emre’nin bakış açıları ile meseleyi irdelemekte ve özellikle kısas ayetine İbn Arabi’nin getirdiği yorum etrafında şekillenmektedir. Türk tasavvufunu entelektüel planda etkileyen İbn Arabi ile daha çok halk kesimlerinde derin tesirleri bulunan Yunus Emre bu konuda tasavvufun ve kültürümüzün en basta gelen zenginlikleridir.
Anahtar Kelimeler: Tasavvuf, İbn Arabi, Yunus Emre, Çatışmaların Çözümü, Sulh
Abstract:
The Tradition Of Sulh Among Sufis; With Special Reference To Ibn Arabi And Yunus Emre
In the modern world where there are many conflicts, conflict resolution became an important part of social sciences. Islamic law always advises a peaceful settlement in such situations. However, among Islamic sciences Sufism particularly stresses the significance of solving the conflicts in the most peaceful way. This article will evaluate the subject with particular reference to Ibn Arabi and Yunus Emre, both very important Sufis in Turkey and the Islamic World.
Key Words: Sufism, İbn Arabi, Yunus Emre, Conflict Resolution, Sulh
Divan Şiiri Geleneğinde Meslek ve Şair Şeyhülislamların Divanlarında
Dini ve Mesleki Terimler ![]()
Yusuf ÇETİNDAĞ
Osmanlı İmparatorluğu boyunca toplam 131 şeyhülislam meşihat makamında bulunmuştur. 131 şeyhülislamdan 31’i şiirle meşgul olmuş, 15’i ise divan veya divançe tertip etmiştir. Şairlerin yaşam biçimlerinin, bilgi ve kültür düzeylerinin şiire belli ölçülerde yansıtıldığı görülmektedir. Bu açıdan bakılınca şeyhülislamların da şiirlerinde meslekleriyle ilgili terimlere daha fazla yer verdikleri anlaşılmaktadır. Tabi ki şeyhülislam şairler de diğer şairler gibi sevgiliyi ve sevgilideki güzellik unsurlarını anlatmışlardır. Onların bu sistem içinde çok farklı şeyler anlatması veya en azından sevgiliyi çok farklı anlatmaları beklenemez. Onlar da aynı imaj ve mazmunları kullanmış; fakat bu mazmunları kendi mesleklerine ait terimlerle süslemişlerdir. Özellikle de mesleklerinin parçası olan dinî ve hukukî terimlere çok sık rastlanmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Divan Şiiri, Sosyal Hayat, Meslekî Terim, Şeyhülislam, Fetva.
Abstract
Professıon In The Dıvan Poetıc Tradıtıon And The Relıgıous And Professıonal Termınology In The Poems Of The Poet Sheykhulıslams
During the reign of Ottoman Empire 131 religious dignitaries and scholars served as shaykhulislams. Among these 131 shaykhulislams, 31 of them dealt with poetry, and 15 of them wrote divans or divançes (little divans). It is clear that the poets reflected their lifestyles, knowledge and cultural levels within their poems. From this point of view, it can be understood that the shaykhulislams often used their terminology in their poems. Of course, shaykhulislams also used the themes of love, lover, and similar subjects as well as the other poets. They used similar subjects in their poems by using different terminology. Especially, there are lots of terms related with religious and judicial affairs as a part of their profession.
Key Words: Divan Poetry, Social Life, Professional Terms, Sheyhulislam, Fetwa
Bedri Rahmi Eyuboğlu’nun Şiirlerinde Masal Unsurları
![]()
Alev Sınar ÇILGIN
Bedri Rahmi Eyuboğlu çağını anlatırken, dilini, anlatımını, sanatını kurarken Yeni Türk Edebiyatını besleyen güçlü kaynaklardan biri olan halk edebiyatını ve bunun içinde de özellikle masalı kullanır. Duygu ve düşüncelerini, sosyal eleştirilerini masal motifleri veya masal anlatımı ile aktarır. Masal anlatımı, masal ritmi, masal sesleri ve masal motiflerinden çoğu zaman yeniden bir masal düzenlemek için değil, masal vasıtasıyla sosyal eleştiri yapmak için yararlanır. Toplum hayatındaki aksaklıkları masaldan yararlanarak eleştirirken masalı bir fon, yani dolaylı anlatım aracı olarak kullandığı görülür. Bazen de günlük yaşamdan bezmiş bir ruh hali içinde masala sığınarak yaşama direnmeye çalışır. Masal dünyasında mutluluğu arar.
Masal unsurunu asıl yuvasından çıkarır, kendi modern şiirinin içine yerleştirir. Şiirlerinde görülen masal, artık yaşayan bir masal değildir. Bedri Rahmi’nin şiirlerinin koparılmaz bir unsurudur. Masalı, şiiri güçlendiren bir anlatım unsuru olarak kullanır. Masal zevkinin şiire getirdiği anlatım gücünü göstermede Bedri Rahmi’nin başarılı olduğunu söylemek gerekir.
Anahtar Kelimeler: Türk şiiri, Masal, Halk kültürü, Eleştiri, Bedri Rahmi Eyuboğlu
Abstract
The Structure Of Fairy Tales In Bedri Rahmi Eyuboğlu’s Poems
When telling about his time, Bedri Rahmi Eyuboğlu uses folk literature and especially fairy tales. He expresses his feelings, thoughts and social criticism with fairy tales or fairy tale motifs. His way of telling a fairy tale, the rhythm, sound and motifs of fairy tales are used in an indirect way and supply a background for him to criticize society. Sometimes, by hiding behind fairy tales from the problems of daily life, he looks for happiness. The fairy tale structure that he uses in his modern poems, become an inseparable element strengthening his poems.
Key Words: Turkish Poem, Tale, Folk culture, Criticism, Bedri Rahmi Eyuboğlu
Hicaz Demir Yollarının Açılışına Ahmet Rıfat Paşa’nın
Düşürdüğü Tarihler ![]()
Atilla BATUR
Klasik Türk edebiyatında ebced hesabı ile tarih düşürme, sıkça kullanılan sanatlardan biri olarak karşımıza çıkar. Edebiyatımızda sıkça kullanılan tarih düşürme sanatıyla ilgili olarak bu çalışmamızda, Başbakanlık Osmanlı Arşivinde rastladığımız ve Hicaz demir yollarının açılması vesilesiyle düşürülen tarihleri gösteren bir belge üzerinde duracağız. Makalemizde öncelikle, ebced hesabı hakkında kısa bir bilgiden sonra Osmanlı Devleti için son derece önemli olan Hicaz demir yolunun açılışına kadar geçen sürede yapılan çalışmaları özetlemeye çalıştık. Daha sonra arşiv belgesindeki konuları değerlendirerek en sonda da belgenin transkripsiyonunu verdik.
Anahtar Kelimeler: Ebced hesabı, Tarih düşürme, Hicaz demir yolları, Türk edebiyatı, Şiir.
Abstract
The Attempts of Ahmet Rıfat Paşa to Mark the date of Officiating the Hijaz Railroad in his Poems
“Abjad is the first of the eight mnemotechnical terms into which the twenty-eight consonants of the Arabic alphabet were divided. This arrangement of the alphabet has only one point of interest, namely that the Arabs (like the Greeks) gave each letter a numerical value, according to its position. The twenty-eight characters are thus divided into three successive series of nine each: units (1 to 9), tens (10 to 90), hundreds (100 to 900), and "thousand". Naturally, the numerical value corresponding to each of the letters that belong to groups no. 5, 6 and 8 differs in the Oriental and the Occidental systems.” (for more details see Encyclopedia of Islam, “Abdjad”) In classical Turkish literature, defining a date with abjad calculation was a very common practice. Our study is based on a document which we encountered in the Ottoman Archives of the Prime Ministry that shows the dates given regarding the opening of Hijaz Railways. In the article, after giving brief information about the abjad calculation, we try mainly to epitomize the studies carried out until the opening of the Hijaz Railways which was extremely important for the Ottoman Empire. Finally, the subjects in the document are evaluated and the transcription of the document is given at the end of the manuscript.
Key Words: Abjad calculation, Defining a date, Hijaz railways, Turkish literature, Poetry
Bulgaristan’da Yok Olmak Üzere Olan Bir Osmanlı Eseri:
Eski Zağra’da Hamza Bey Camii ![]()
Gülberk BİLECİK
Eski Cami olarak da bilinen Hazma Bey Camii, Eski Zağra’da yer alan ve günümüze ulaşabilen tek Osmanlı camiidir. 2004 Ekim ayı içinde yerinde yaptığımız inceleme sırasında büyük zorluklarla içine girebildiğimiz yapı, günümüzde ibadete kapalıdır. Uzun yıllar boş kalan bina büyük tahribata uğramış, kalem işlerinin çoğu büyük hasar görmüştür. Yapının minaresi günümüzde mevcut değildir. Son cemaat yerinin kapatılan kısımları açılmış ancak pencerelerinin çoğu kapatılmıştır. 2004 senesi içinde Bulgar hükümeti tarafından camide kazı çalışmaları başlatılmış, yapının ve son cemaat yerinin zemini tamamen kazılarak kaldırılmıştır. Binanın cami işlevinden kurtarılıp müze olarak düzenleneceği ve içindeki süslemelerin temizlik adına tamamen kapatılacağı bizzat bu işle uğraşan kişiler tarafından dile getirilmiştir. 811 (h.1408/1409) senesinde inşa edilen yapı, kareye yakın planlıdır. Yüksek bir kasnak üzerine oturan tek bir kubbe ile örtülmüştür. Yapının önünde üç gözlü son cemaat yeri bulunur. Binanın kuzeybatı köşesinde yuvarlak gövdeli tek şerefeli minare yer almaktadır. 1297 (h.1879) senesinde esaslı bir tamir geçiren yapının içi barok ve ampir üslubunun özellikleri yansıtacak şekilde kalem işleriyle süslenmiştir. Yapının orijinalinde olmayan bazı ilaveler de yine bu tamir sırasında eklenmiştir.
Hamza Bey Camii’nin, gerek erken dönem Osmanlı mimarisi gerekse de geç dönem Osmanlı mimari süslemesi açısından dikkate değer bir eser olduğu söyleyebiliriz.
Anahtar Kelimeler: Bulgaristan, Osmanlı, Cami, Mimari, Mimari süsleme.
Abstract
An Ottoman Work In Bulgarıa That Is About To Vanısh: The Hamza Bey Mosque
The Hamza Bey Mosque also known as the “Old Mosque” is the only Ottoman mosque in Stara/Old Zagora that has survived until today. The mosque, which we have been permitted to enter only with difficulties during an on-site study in October 2004, is nowadays closed for worship. The building that was abandoned for many years is depredated, and most of the engravings are seriously damaged. The minaret does not exist anymore. The previously closed parts of the external portico were reopened but most of the windows are closed. In 2004 the Bulgarian government started excavation works in the mosque, during which the ground of the building and the external portico were excavated and completely raised up.
The plan of the building, completed in H.811 (1408/1409) has an almost square shape. It is covered with a single dome, placed over a high rim. In front of the building is an external portico with three openings. The cylindrical minaret with a single balcony is located at the northwest corner of the mosque.
The inner decoration of the mosque, which had undergone remarkable renovation in H.1297 (1897), is composed of wall paintings reflecting the characteristics of baroque and empire styles. Some annexes which were not in the original plan had been added during this renovation. We can point out that Hamza Bey Mosque is a substantial building in terms of the early period of Ottoman architecture and late period of Ottoman architectural decoration.
Key Words: Bulgaristan, Ottoman, Mosque, Architecture, Architectural decoration.
Reenkarnasyoncu Anlayışın İman Esaslarına Bakışı
![]()
Hasan KURT
Bu araştırmada, son zamanlarda sıkça gündeme getirilip yaygınlaştırılmak istenen reenkarnasyon inancının sözlük ve terim anlamları hakkındaki görüşler değerlendirilmiş, bu anlayışın tarihi seyri hakkında genel bilgiler verilmiştir. Konuyla ilgili daha önce yapılmış çalışmalarda benzer anlamda düşünülen tenasüh ve reenkarnasyon terimlerinin farklı yönleri belirlenmiştir. Böylece yapılan çalışmalarda bu iki kavramın birbiriyle karıştırılması önlenmiş olacaktır.
Ruhlarla irtibat kurup onlardan bilgi aldığını iddia eden ülkemizdeki ruhçu anlayış, iman esaslarını değiştirme ya da sınırlama sayılabilecek farklı görüşler ileri sürmektedir. Araştırmamızda, reenkarnasyoncuların temel eserlerinde dağınık ve karmaşık bir halde bulunan iman esasları hakkındaki görüşleri belirlenmiştir. Böylece bir reenkarnasyoncunun Allah, melek, kutsal kitap, peygamber, ahiret ve kader kavramları hakkındaki görüşleri ve bunların İslam’a uygun olup olmadığı ortaya çıkmış olacaktır.
Anahtar Kelimeler: Reenkarnasyon, Tenasüh, Neo-spiritüalizm, Ruh, İman
Abstract
The Re-Incarnatıonısts’ Vıew Of The Fundamentals Of Belıef
This study deals with the belief in re-incarnation which has been recently popularized. Firstly, it focuses on the etymological as well as the technical meaning of re-incarnation and gives information on the history of this concept. Secondly the study draws a distinction between re-incarnation and metempsychosis (in Islamic literature tanasukh).
Thirdly, the spiritualist view claiming that one can communicate with the spirits carries in it certain assumptions which ultimately go against the fundamentals of Islamic belief. In this study we have tried to bring together those tenets of belief which are scattered in re-incarnation works. Thus we have identified the ideas of re-incarnationists about God, angels, Scriptures, prophets, the coming life and destiny, and compared them with the fundamentals of Islam.
Key Words: Reincarnation, Metempsychosis, Neo-spiritualism, Spirit, Faith
Kur’ân’in İnsan Merkezli Söylemi ![]()
Hayati AYDIN
Kur’ân’ın temel hedefi insanı hidayete sevk etmektir. Bunu yaparken de, bütün insanları kapsayacak şekilde onların akıllarını ve temel dürtülerini etkilemeyi esas almıştır. Bundan dolayı Kur’ân âyetlerine bakıldığında onların hedefinde daima insan ve insanın hidayeti vardır. Bu şekilde Kur’ân’ın insanı merkezine yerleştirmesinin, onun insanı dikkate alacak şekilde olayları ve olguları değerlendirmesi, insanı ikna etmede ve imanın kalpte sağlamlaşmasında büyük etkisi vardır. Çünkü bu, ruhun gerçekten çözümünü aradığı sorulara doğrudan insanı yöneltir, onların izalesi için haricî dünya ile soruların doğru bağını kurar, onları aydınlatır, ikna edici cevaplar verir ve insanı, gereksiz mecralara sürüklenmekten alıkoyarak insan için olayların hikmetlerini analiz eder. İman edip erdemli davrananların mükafatlanacakları ve çağrıya icabet etmeyenlerin de cezalanacakları gayb âlemini de, sembollerle, temsillerle insana tanıtmaya çalışır. Kavranması oldukça zor olan gayb âleminin açıklanmasını da, insanın beşerî deneyimlerinin terimleri ve tecrübe edilmiş algılamasını esas alarak insana kavratmaya çalışır. Bu, duyu ve deneyim alanımızın dışındaki gayba insanın intibak etmesi için uygun bir yoldur
Anahtar Kelimeler: İfade, Ruhsal, Sembol, İnsan Doğası, Mecaz
Abstract
Qur’an Exspress Its Truths and Events in the Basis of Human Point of View
The main aim of the Qur’an is to direct men toward the right way by influencing their logic and common sense. Therefore, the human being is always in the contents of Qu’ranic verses. The Qu’ran looks to the universe for the basis of this point of view. This method allows the Qu’ran to be influential on human nature. The individual finds himself in Qu’ranic verses which express events in accordance with the understanding and senses of himself. Hence Quran convinces man and makes faith stronger in his heart. Moreover this method prevents men to seek frivolous adventure and takes their attention to the aim of creation. The Quran drives men towards solutions of problems that need to be solved, in terms of human nature. The Qu’ran establishes correct relations betwen the universe and men to overcome timeless questions. The Quran presents answers that satisfy man and analyze the deeper meaning behind events. The Quran uses pronouns to provide a living atmosphere and sets up a spiritual dialogue for human beings.
Men who believe in God and follow the instruction of the Quran and behave virtionus will be rewarded and men who act contrary to the wishes of God will be punished. The Quran expresses these secret consequences of men with symbols and animates invisible worlds so that man will be able to understand spritual events.
Key Words: Pronoun, Spritual, Symbol, Human nature, Metaphor
“-Ecekmiş Gibiyim” Yapısının Düşündürdükleri
![]()
Kerime ÜSTÜNOVA
Dili oluşturan birimlerin bir kısmı kimi nedenlerle üstlendikleri işlevlere sıkıca bağlı kalmamakta, yapılarındaki kuralların işletilmesi konusunda esneklik göstermektedir. Bu nedenle sözcüklerde görülen anlam ve görev değişikliği, ekler için de geçerli olmaktadır. Bunu doğal sonucu olarak dilin sahip olduğu değerlerin çeşitli kullanılış biçimleri, zaman içinde birtakım kalıp yapılarla karşımıza farklı boyutlarda çıkmaktadır. Çekimli eylemlerin üzerine gelen gibi edatı da, soru ekinin kullanışını örnekseyerek bir işlev değişikliği yaşamakta, zaman / kip ve kişi eki arasına eylem çekim eki işleviyle girmiş gözükmektedir. “–EcEkmİş gibiyim” yapısının ulaç eki olarak benimsenmesi –genel eğilimde olduğu gibi-, bu ve benzeri yapının yer aldığı yüklemlerin kurduğu cümlelerin ad cümlesi sayılması, biçim
birimler ve bağlı oldukları kurallar tek tek incelendiğinde mümkün gözükmemektedir.
Anahtar Kelimeler: Edat, Örnekseme, İşlev değişikliği, ulaç, Yüklem
Abstract
Reflections On "Miş-Gibiyim" " Structures
Some of the units that make up a language do not conform to their original functions and show flexibility in the application of the rules that belong to their structures. Therefore, being similar to words, adjuncts can also show changes in their semantics and functionality. As a consequence usage of some language structures can differ for different forms. Analogical to the usage of interrogatory inflection, the "gibi" preposition exhibits a functionality change when they are added to inflected verbs in between tense and person inflections. They also serve as inflections for the verb. Some of the units that make up a language do not conform to their original functions and show flexibility in the application of the rules that belong to their structures. Therefore, being similar to words, adjuncts can also show changes in their semantics and functionality. As a consequence usage of some language structures can differ for different forms. Analogical to the usage of interrogatory inflection, the "gibi" preposition exhibits a functionality change when it is added to inflected verbs in between tense and person inflections. They also serve as inflections for the verb. Accepting "-EcEkmİş gibiyim" structure as adjuncts that derive gerunds, which is the common trend, is a contradiction considering the fact that the sentences in which these structures inflect the verb are accepted as noun sentences.
Key Words: Preposition, Analogy, Functionality change (transmutation), Gerund, Predicate
Mu’tezile ve Ehl-İ Sünnet’in Halku’l-Kur’an’la İlişkilendirilen Ayetleri Okuma Biçimi
![]()
Ömer PAKİŞ
Allah kelamının “mahlûk” olup olmadığı meselesi, erken dönemden itibaren tartışılan önemli problemlerdendir. Mu’tezile, düşünce sistemine uygun olarak Allah kelamı olan Kur’ân’ın “mahlûk” ve “muhdes” olduğunu savunurken Ehl-i Sünnet, Kur’ân’ı “Allah’ın zatı ile kâim bir anlam” şeklinde tasavvur etmektedir. Bu bağlamda hem Mu’tezile, hem de Ehl-i Sünnet kendi düşünce mantığı çerçevesinde Kur’ân metnini anlamlandırmaya çabalamaktadır. Her iki grup da tasavvur ettikleri düşünceye yakın gördükleri ayetleri merkeze almakta, diğerlerini ise buna göre yorumlamakta bir sakınca görmemektedir. Ancak genel anlamda Mu’tezile’nin, Ehl-i Sünnet’e nispetle daha çok yoruma baş vurma durumunda kaldığı söylenebilir.
Anahtar Kelimeler: Kelamullah, Mahlûk, Muhdes, Delâlet, Te’vîl.
Abstract
The Way Mutazilah And Ahl Al-Sunnah Read The Verses Related to The Creation Of The Qur’an
Whether the word of God (kelamullah) is creature (mahlûq) or not has been the subject of discussion for centuries. Mu’tezile regards the word of God as mahlûq while Ehl-i Sunnah rejects the idea and considers it as a sense associated with His own being. Each group tries to paraphrase the Quran according to their own system of thought and to prove their claims by referring to Quranic verses. In doing this Mutezile gives more place to paraphrasing compared to Ehl-i Sunnah.
Key Words: The Word of God, Mahlûq, Muhdes, Delâlet, Te’wîl
Başbakanlık Osmanlı Arşiv Belgelerinde Arap Yarımadasında Silah Kaçakçılığı (1892-1910)
![]()
Süheyl SAPAN
Bu makalede Osmanlı arşivleri ışığında Osmanlıların son döneminde Arap yarımadasındaki silah kaçakçılığı konusu ele alınacaktır. Osmanlı arşivlerinde detaylı bir şekilde konuyu incelemek için gerekli doküman bulunduğu halde, gerek Arap aleminde gerekse diğer ülkelerde bu mevzuyu derinlemesine inceleyen bir çalışmada yoktur. Bu araştırma Arabistanda silah kaçakçılığı ile ilgili birtakım sorulara açıklık getirmeye çalışacaktır. Konunun önemine binâen birinci elden belgeler kullanılmakla yetinilecek, belgelerin ihtiva ettiği başka konu ve daha detaylı yorumlar ise kapsam dışı tutulacaktır. Mesela: silahlar bölgeye nasıl giriyordu? silahları sevkedenler kimlerdi? Ve arkalarında kimler vardı? Silahların bölgeye sokulmasında hangi güzergahlar kullanıldı? Silahların bölgeye girmesini önlemek için Osmanlı devletinin aldığı tedbirler nelerdi? Bu ve daha başka akla gelebilecek birçok soruya makalede cevap verilecektir.
Anahtar Kelimeler: Osmanlı İmparatorluğu, Arap Yarımadası, Silah Kaçakçılığı, Osmanlı Arşivi, Ortadoğu
Abstract
Arm Smugglıng In The Arabıan Penınsula (1892-1910)
Accordıng To The Ottoman Archıves
This article deals with the issue of international arm smuggling activities in the late Ottoman period. The period covers the end of the nineteenth century and the early twentieth century before the First World War. The existing studies on this subject published in the Arab world do not rely on Ottoman archives, which are the richest source for first hand information and documents. The aim of the article is to shed light on these important questions related to the arm deals, trades, and illegal transmissions in the region: How were the arms transferred to the area? Who sent the arms, and who were behind them? Which directions were used in order to bring the arms in the region? What were the Ottoman measures and reactions against the smuggling? These questions will give new insights to the readers about the subject.
Key Words: Ottoman Empire, Arabian Peninsula, Arm Smuggling, Ottoman Archives, Middle East
Senet ve Ana Kaynakları AçısındanŞiî-İmamiyye’de Hadis
(El-Kafi Örneği) ![]()
Kemaletiin ÖZDEMİR
Her dönem ve şartların, kuşkusuz belli bir kültür, gelenek ve medeniyetin oluşmasında önemli etkileri vardır. İşte, sözünü ettiğimiz çalkantı ve tartışmalar, İslâm’ın daha birinci asrı dolmadan tarihte ender görülür bir ilim ve araştırma faaliyetinin doğmasına yol açmıştır.
Ehl-i Sünnet’te meşhur 6 ana sahih hadis kaynağı olmasına mukabil, Şiîlerin elinde kendilerince sahih kabul ettikleri 4 temel hadis kitabı bulunmaktadır.Şiîler, gerek Hz. Ali’nin, gerekse diğer imamların İslâm’ın selâmeti nâmına takıyyede bulunup, imametlerinin İlâhî tayine dayandığını gizlediklerini ve mevcut halifelere itaat edip, isyanda bulunmadıklarını iddia etmektedirler ki, böyle bir iddia bu çok kıymetli insanlar için apaçık töhmetten başka bir şey değildir
İslâm’ın başka bütün etkilenmelerden uzak olarak zihin dünyalarını ve kalplerini şekillendirdiği ilk İslâm toplumu, tarihin görmediği bir hız ve başarıyla İslamı dört bir yana yaymasının ardından, bu ilk toplumu takiben gelenler, yavaş yavaş bulundukları yerlerin inanç, gelenek ve felsefelerinden etkilenmeye başladılar. Buna süregelen bir takım iç siyasi çalkantılar da eklenince, ortaya kaza-kader, insan iradesi, Allah’ın Zatı ve Sıfatları, Kur’an-ı Kerim’in lafız ve anlam olarak mahiyeti gibi sadece dinî-teolojik ve hilâfet gibi dinî-siyasî konular çıktı ve bunlar etrafındaki tartışmalar, farklı mezheplerin oluşmasına yol açtı.
Açık çelişkiler, sağlam esaslara oturmayan inanç ve kabullerin neticesidir. Kur’an, kendisinin Allah Kelâmı olduğunun delilleri arasında, çelişkiden bütünüyle uzak bulunmasını da zikreder.
Anahtar Kelimeler: Şiî, İmamiyye, İmamet, Sünnet, Hadis, Ravi, Rivayet, Senet, Küleynî, El-Kâfi, Ricâl.
Abstract
Hadıth In The Ithna ‘Asharıyya Shı’a Based On Theır Transmıssıons And Sources:
The Case Of Al-Kâfî
The cardinal point of difference between the Sunnis and Shi‘is is the matter of the Imamate. For the Shi‘is, religious leadership belongs to the successor designated by God and the successor or Imam, as he is called by the Shi‘is, is known through the declaration of the Prophet or the preceding Imam. The authority of each successor derives from this designation, which makes him entitled to both spiritual and temporal leadership. Whether the holder of this station actually exercises temporal power makes no difference to his station. The Imam is the Guide (hadi) for humankind and the Proof (hujjah) of God. We should note that the Shi‘is restrict the number of the Imams to 12, the twelfth being Muhammad Mahdi who is considered to have disappeared from the world in 940 and to be alive in the unseen. He is expected to return as the Mahdi toward the end of time to fill the world with justice. The doctrine of Imamate caused another significant difference between the Sunnis and the Shi‘is. While in the Sunni Tradition, the Sunna (the Prophetic sayings, actions, and approvals) is transmitted through the Companions of the Prophet, the Shi‘is, who accuse the overwhelming majority of the Companions of the Prophet of denying ‘Ali his divine right to succession to the Prophet and therefore of apostasy, accept only the hadiths they accept as transmitted through the Shi‘is from the Prophet and the 12 Imams. However, all the Shi‘ite reports from the Imams are not direct from them but through other persons known as transmitters. The compiler of one of the four basic sources of Hadith is Abu Ya‘kub al-Kuleyni. He believed that the Qur’an was subjected to alterations after the Prophet and claimed that he had about 1000 reports from the Imams in this respect. However, the Shi‘ites reject such an assertion and accuse one who cherishes it of heterodoxy and even unbelief. They also accept as a principle in the science of Hadith that no hadith can be received from one who is an unbeliever. Furthermore, the Shi‘te books about the transmitters of Hadith are full of similar accusations reported from the Imams about them. So, the hadiths contained in the Shi‘ite books of Hadith are doubtful according to the basic principles of the science of Hadith accepted by the Shi’ites themselves. It is clear that the Shi‘ites who give precedence to political considerations in a matter of religion cannot be freed from explicit contradictions.
Key Word: Şiî, İmamiyye, İmamet, Sünnet, Hadis, Ravi, rivayet, Senet, Küleynî, El-Kâfi, Ricâl
"Makalelerin tamamını +90 212 230 52 15 yada
info@academical.org
adresinden temin edebilirsiniz."
Ana Sayfa || Yeni Sayı || Arşiv || İletişim || Yayın İlkeleri || Abone || Linkler || Siteye Kayıt || Önerileriniz || Sıkça Sorulan Sorular? || Site Haritası || E-posta || Akademik Araştırmalar Merkezi || English